2011 de BİZ NE YAPTIK ?

 

Yeni yıla geçtiğimiz geceyi, memleketten uzakta ama memleketin televizyonlarında gezinerek geçirdik.

 

Doğuş gurubu, Star TV’yi satın alıp, yeni yayın dönemine heyecanlı ve şanlı girdiği için ve yeni logosunu İstanbul Nişantaşı’ndaki sokak eğlentisini düzenleyerek tanıttığı için, NTV’nin haber programları daha çok Nişantaşı’na yönelikti ve Taksim’deki eğlentilerin başarısızlığı üzerine kurulmuş haberlerle desteklendi.

 

Onun ötesinde, 2011 yılının sanat olaylarını anlatan programlarında da, daha çok dev sermaye şirketleri tarafından desteklenmiş sanat – eğlence programları 2011 in en önemli sanat olayları olarak sunuldu.

 

Bu sunumda, edebiyat sanatı neredeyse unutulmuştu, en önemli edebiyat – okuma olayı olarak TÜYAP’ın her yıl düzenlediği kitap fuarı ile  bu programı hazırladığını düşündüğüm Yekta Kopan’ın yeni öykü kitabının piyasaya Can Yayınları tarafından çıkartılmış olması verildi. Eh biraz yaydırgadım tabii, ama aklıma hemen ata sözümüz geldi:”bal tutan parmak yalar !”

 

NTV’nin 2011’i anlatan sanat programında, ustamız Gökşin Sipahioğlu ile büyük sanatçı Esin Afşar’ın ölümlerini vermişlerdi. Genç ve yetenekli viyolosel sanatçısı sevgili Bünyamin Sönmez’in genç ölümü de haber olmuştu. Ama edebiyat dünyamızın acı ve erken kayıpları listesindeki Hulki Aktunç ve Seyhan Erözçelik’ten söz edilmedi. Bu da yapılan programın ne kadar üstünkörü bir iş olduğunun bence belgesidir…

 

Bütün bunları neden anlattım ?

 

Türkiye’de basın ve habercilik her konuda olduğu gibi, yeteri kadar dikkatle yapılmıyor, bu nedenle de kamuoyu herşeyden zamanında ve doğru olarak haberdar olamıyor.

 

Son yeni yıl programlarına baktığımız zaman, 35 insanımızın “kazara (!)” öldürüldüğü bir Türkiye’de “lay lay lom” kültürünün pompalanmasına hızla ve acımasızca devam ediliyor ve hatta “bu insanlar zaten kaçakçılık yapıyorlardı, üstelik de Kürttüler” gibi söylemler ile, bu mesele gerek basında gerekse sosyal medyada (ki artık çok önemli olmaya başladı) küçültülmeye ve yok sayılmaya çalışılıyor.

 

Ama kimse çıkıp da, bu insanları kaçakçı olmaya zorlayan ekonomik koşulların yatarıcısı kimdir? Sorumlusu kimdir? Diye sormuyor, belki de bugünün Türkiyesinde soramıyor !…

 

Türkiye’de olup bitenlerin neler olduğunu doğru olarak topluma duyurmak basının görevidir. Eğer bir sanat muhasebesi yapılacak ise, Van’da yıkılan heykel haberi neden unutuluyor? Yazar Nedim Gürsel’in 2011 Türkiye’sinde kitabı yüzünden savcılığa çağırılıyor oluşu neden sorgulanmıyor? Ve en önemlisi, kaç yazarın ve sanatçının halâ hapiste olduğu neden bu programlarda söylenemiyor?

 

Kendimize sahip çıkmaya mecburuz!

 

Sosyal ve siyasal olaylar ile gün gün ilgilenmek durumundayız, tepkisiz kalırsak, bugün onlara olanlar yarın bize olacaktır ! Unutmamalıyız…

 

Toplumsal hafızası zayıf olan, göçebe özellikleri ağır basan bir ulus olduğumuz için, basınımızın anımsatma görevi daha da öne çıkmaktadır. Gazeteciliğin temel işlevlerinden birisi de haberin izlenmesi değil midir?

 

Sanatımıza, sanatçımıza, sanatsal olaylara da sahip çıkmak durumundayız, çünkü sanatçılar yarını kuranlardır, onların eserlerini izleyerek biz de yarın hakkında fikir sahibi olabiliriz…

 

*   *   *

 

Biz ise, kızım Roxane Ayral ile birlikte 2011 de ciddi bir çabanın içindeydik ve çok önemli olduğunu düşündüğümüz işler yaptık.

 

2010 yılının son ayında, Paris Kiron Galerisi’nde açmış olduğumuz Koray Erkaya’nın “Don’t Tell Mamma” fotograf sergisi, çok beğenildiği için Ocak 2011’e uzatılmıştı, o nedenle de 2011’in ilk uygulamaları arasında bunu saymamız gerekiyor, çünkü 2011 Mayıs ayında Avrupa 11inci Nü Fotograf Festivali, sergiyi KİRON’da gördü ve davet etti. Festivalin en şanlı sergileri arasında Koray Erkaya’nın fotografları vardı. Aynı sergi daha sonra Rusya’da V.İ. Lenin’in doğum yeri olan Ulianovsk şehrinde de konuk oldu.

 

Dünyaca ünlü fotograf sanatçısı UWE OMMER’in “Do It Yourself” fotograf sergisi de 15 Ocak tarihinde İstanbul Kurtuluş’taki Baraz Galerisi’nde kapandı, ancak serginin yankıları sürdü ve sanatçının eserleri İstanbul’daki müzayedelerde satılmaya devam etti.

 

UWE OMMER SERGİSİNİN AÇILIŞINDA BEDRİ BAYKAM İLE SOHBET EDERKEN

 

 

20 Ocak günü yine Baraz Galerisi’nde çok önemli iki sanatçının ortak sergisini açtık.

 

Nicole Lambert 30 yıla yaklaşan bir süredir “TRIPLE” tiplemelerini Fransa’da Madame Figaro dergisinde her hafta çiziyor ve bu tiplemeleri ile de pek çok kitap yayımlıyordu. Taylad’tan Japonya’ya kadar dünyanın pek çok ülkesinde ünlenmiş olan bu sanatçının sergisini İstanbul’da açmak çok önemli bir işti. Hele bu sergiye, dünyanıni yaşayan en ünlü ilüstratör – ressamlarından olan KİRAZ’ın eserlerini de katmış olmak işin önemini daha da arttırdı.

N. Lambert hastalandığı için gelememişti İstanbul’a, ama Edmoınd KİRAZ sergsinin açılışındaydı, ileri yaşına rağmen kalkıp gelmiş, sanatseverler ile buluşmuştu.

Eğer sergiyi, sevgili Betül Mardin açılışından önce izlemeye gelmemiş olsaydı ne NTV de, ne de onların radyosunda haberi bile çıkmazdı.

 

10 Mart – 24 Nisan günleri arasında ise Fransa’nın ünlü ressamlarından Jean – Luc Guerin’in resimlerine ev sahipliği yaptık Baraz Galerisi’nde. Ressam açılışta hazır bulundu, ama bir tek gazeteci yoktu…

Şenlikli Tango resimleri ile Türkiye’ye gelen JAKKİ’nin sergisi ise 28 Nisan – 12 Haziran arasında yine Baraz’daydı.

 

Renk cümbüşü ile dansı ortaklaştıran resimlerin oluşturduğu serginin açılışında bir de tango gösterisi yapıldı. Ressam Melek Atakan’ın arkadaşları ile katıldığı bu şölenden de basında bir tek satır okuyamadı kimse.

 

22 Eylül – 31 Ekim günleri arasında ise Baraz’da açılan sergi çok önemliydi. Çünkü Fransız sokak sanatının önde gelen temsilcisi STOUL, salt İstanbul için hazırlamış olduğu sergisi ile gelmişti.

 

Trafiği ve yolun sapalığını öne süren, araba park edecek yer bulmanın zorlukjlarından yakınan pek çok sanat sever, bu serginin açılışına bile gelmemeyi tercih etti. Tabii basınımız da hiç ilgi göstermeyince, Stoul ile birlikte, üç beş dostumuzla açılışı yapmış olduk…

Yapmış olduğumuz işleri biz çok önemsiyoruz, ama bizi önemsemeleri için gerekli reklamı yapamadığımız için olacak, hiç kimseye sesimizi duyuramadık ve böylece de Baraz Sergilerimizi sonlandırdık..

 

Bu sergilerin açılabilmesi için bize Ray Sigorta – Nart Sanat Sigortası Brokerliği ortaklaşa arka çıktılar. Reysaş, sergilerimizin getirilmesi ve geri götürülmesi  işlerini hiç sorunsuz hallederek destek oldu, Efe Rakı, Divino Şarapları açılışlarımızda, ikramları ile bizi desteklediler. Aktif Dağıtım tüm sergi davetiyelerimizi göndererek katkıda bulundu. Pegasus Hava Yolları Fransa’ya gidiş gelişlerimizi ve sanatçılarımızın gidiş gelişlerini bedelsiz biletleri ile destekledi. Franısz Kültür Merkezi de Fransa’dan gelen sanatçılarımızın konaklama gereksinmelerini üstlendi ve kendi duyuruları ile sergilerimizin duyurulmasına katkıda bulundu.

 

Zaman zaman Mehmet Kemal Mazlum ve eşi Şef Müge Mazlum Antakya mutfağından ikramları ile, zaman zaman da Piola Pizza İtalyan sofrasından ikramları ile bizi desteklediler.  Burak Çimen ve arkadaşları sergilerimizin fotograflanması ve filime alınması işini hiç bir karşılık beklemeden yaptılar.

 

Elbette yıllar sonra galerisini sergilerimize açan Yahşi Baraz’ın katkıları da göz ardı edilemez.

 

Bu sergileri yapabildik, doğru dürüst duyuramadık, tüm basınımıza davetiyeler, e-mailler vs gönderdik göndermesine ama, pek kimsenin umurunda olmadık.

 

Usta magazin gazetecisi Rıza Öziş, NTV’nin bir magazin programı için UWE OMMER sergisine ekibi ile geldiğinde, sergideki fotografların çıplak olması nedeniyle otosansür uyguladı ve “bunu bizimkiler yayımlamaz!” deyip duyurmaktan vazgeçti, zaten o gün, böylesine eski ve usta bir gazeteciden bu açıklamayı duyunca, DUYURULAMAYACAĞIMIZI anlamıştık…

 

2011 de daha yapmak istediğimiz çok iş vardı, ancak beceremedik !…

 

Görsel şiirin büyük ustası TARIK GÜNERSEL’in 50 inci sanat yılıydı ve onun görsel şiirleri ile bir sergi yapmak istiyorduk, yer bulamadık, kimseye anlatamadık, anlaşılmadık!…

 

Benim yazmış olduğum 7 Tango, Arjantin’de bir sahne gösterisi haline getirilmişti, ünlü koreograf Mario Morales tarafından. Bu performansı  sergileyecek olan gurubun başında da Türk sanatçı Pelin Ercan vardı. Ancak bu işin bütçesinin kabarıklığı yüzünden gösteriyi getiremedik Türkiye’ye.

Bu gösteri için ressam Melek Atakan’ın resimleri ise, sergilenmeyi bekleşip duruyorlar.

Bir de Fransa’da yapılmış olan ve geçtiğimiz Aralık ayında piyasaya çıkan “Crosdresser” adlı belgesel filimin Türkiye gösterisini gerçekleştiremedik, oysa sanatçılarından Lolita ve belgeselin yönetmeni gösterimlere gelmeye hazırdılar.

BİZ, yaptıklarımız ve başaramadıklarımız ile varlığımızı sürüdürüyoruz ve çabalarımıza devam ediyoruz, edeceğiz.

 

2012 için planladığımız çok işimiz var, bunlardan bazılarını yüksek sesle konuşuyoruz ama, bazılarını da konuşmamayı ve başarınca “yaptık” demeyi yeğliyoruz…

 

Ben kendi adıma yapmış olduklarımın listesini buraya koymuyorum, ancak pek çok kitabımın çıktığını da anımsatmak istiyorum.

 

2011’in benim açımdan en önemli iki olayından birisi BENCE KİTAP ile anlaşmış olmam ve tüm kitaplarımın oradan çıkacak olması ile, romanlarımın www.idefix.com da artık e-kitap olarak da yayımlanıyor olmalarıdır…

Reklamlar

2 Yorum

Filed under YAZILAR

2 responses to “2011 de BİZ NE YAPTIK ?

  1. Merhabalar Sayın Cüneyt Ayral,
    Yazınızı ilgiyle okudum. Başlangıcında Türkiye’nin sosyal konumu ve olayları hakkında iyi bir özetleme yapan yazı daha sonra çoğunlukla kendinizin ve yakın çevrenizin sanat etkinliklerinin bir dökümü ile devam ediyor.
    Bu yazının bütününe bakıldığında ismi de üstünde “2011’de Biz NeYaptık”
    kendi etkinliklerinizi ve yakın çevrenizde olan biteni aktarmanız doğru görünüyor. Ancak benim dikkatimi çeken şey; üst tarafta, giriş bölümünde
    ilettiğiniz sosyal yaklaşım ile kendi etkinliklerinizi ve yakın çevrenizde olan bitenleri fotoğrafları ile yazının ortadan son bölümünden itibaren vurgulu biçimde verişiniz sanki bende o üstte aktarılan gündemdeki önemli olaylarımızı hafifletiyor etkisi bıraktı. Ayrıca iki bölüm arasındaki çarpıcı çelişkiyi de bir anlamda ortaya koyuyor bu form. Keşke kendi etkinliklerinizi tamamen ayrı tutsaydınız Türkiye’nin genel durumundan. Bir yazıyı hazırlarken toplumun her kesiminden insanın bu yazıyı okuyacağını ve etkileşime gireceğini düşünür isek, bu yazının amacı ve hedefi dağılmış görünüyor.
    Dediğiniz gibi: ” kendimize sahip çıkmaya mecburuz.”
    Yayın ve sanat hayatınızda başarılar dilerim.
    Saygılar.
    Sevgi Ürüm

    Beğen

  2. Sevinç Uzcan

    Ortaya çıkan tablo hiç ümit verici olmasa da yazınızı çok beğendim..
    Yıllardır bu konularda emek harcamış bir kişi olarak böylesine kırgın olmakta son derece haklısınız.. Sanat bir milletin can damarlarından biri olmasına rağmen ne yazık ki her gün biraz daha duyarsızlaşıp geriye gidiyoruz..
    Dileğim, yeni yetişen neslin bu durumun farkına vararak sizler gibi ustaları örnek alması..

    Sevinç Uzcan

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s