Monthly Archives: Temmuz 2012

SU, SIR ve ARP’ın ülkesi Paraguay’ın fahri konsolosu SİBEL SABAH

02_cropped_SS_DSC_0194

Nejat Onursoy / Ankara Yurt Gazetesi

 

90’lı yılların ikinci yarısında Mexico City’den Dünya Gazetesi’ne haberler gönderen gazeteci Sibel Sabah, aynı zamanda İspanyolca’dan Türkçe’ye Luis Spulveda gibi çok önemli Latin yazarları da kazandırmış bir çevirmen, öte yandan kolu zor bükülür bir iş kadını olan Fahri Başkosolos’a temsil ettiği ülkeyi sordum

Paraguay nasıl bir ülkedir?  Bir Türk için bilinmeyen bir ülke, kulağa gelen gizemi anlatır mısınız bize?

Latin Amerika diye adlandırdığımız Güney Amerika kıtasının ortalarında 6 milyon 400 bin nüfusa sahip bir ülke Paraguay. Türkiye’nin hemen hemen yarısı kadar yüzölçümüne sahip ve denize kıyısı olmadığı halde  kendini sarmalayan nehir ağları yüzünden “su” ülkesi diye tanınıyor. Sınır komşularından Arjantin ve Brezilya ile paylaştığı dünyanın en görkemli şelalerinden Iguazu Şelaleri, UNESCO tarafından dünya mirası listesine alındı. Özetle “suların ülkesine” gelen gezgin şanslı, aynı anda üç ülkenin sınırında buluveriyor kendini.02_orjinal_SS_DSC_0194 (Large)

Paraguay’ın bizlerce tanınmama nedenlerinden birisi, uzun yıllar kendi içine kapanık yönetim ve ticareti olmuştur. 200 yıl önce koptuğu Arjantin’in potansiyel varlığı altında hâlâ kendi alt yapısını ve sistemi oturtmaya çalıştığı içindir. Bu yüzden kendi arzuladığı anlamda henüz dışarıya açılmamıştır. Paraguay’ın gizemi bizlerce bilinmemesidir. Gidildiği zaman keşfedilecek yanları olduğunu bir gezgin, mutlaka görecektir.

Paraguaylı nasıldır? Aklımınıza  gelen ilk imaj nasıl bir şey?

Yerel halkı, Guaranilerden ve İspanyol kökenliler ile onların karışımı olan Mestizo’lardan oluşuyor. Alçakgönüllü, kibar, saygılı ve güleryüzlü bir halktır. Guaranileri genel olarak hem kızılderili ırk özelliklerinden hem de Ao poi olarak adlandırılan keten kumaşlara yöresel işlemeleri olan tunik, gömlek, etek ve pantolonlu giyimlerinden tanıyabilirsiniz. Paraguay halkı diğer komşu ülkelerden daha fazla kendisiyle barışık yaşar. Diğer 23 Latin Amerika ülkesi de dahil olmak üzere dünyadaki 8. en barışçıl ve sakin ülke. Savunma sanayine harcadığı rakamların azlığı bunun en iyi göstergesidir. Uçağınız Başkent Asuncion’a indiğini an sizi bu huzurun kucakladığını hissedersiniz.

İnsanlık tarihinin en eski müzik aletlerinden biri olan Arp’ı milli enstrüman olarak göreceksiniz bu ülkede. Havalanından sokağa, hemen heryerde kulaklarınıza arp sesi gelir. Etrafta akan ırmakların seslerine eş ritimlerdeki devlet baskanligi sarayi
Paraguay ezgilerini dinlerken, Paraguay Arpı’nın tellerinin birbirine çok yakın ve gevşek oldukları için daha parlak sesler verdiğini de anlayacaksınız.

Paraguay’da bir gezginin görmeden ülkeden ayrılmayacağı yerler nerelerdir?

Başkent’in yarı tropikal iklimde salınan uzun gövdeli üstleri pembe mor kırmızı çiçeklerle bezeli ağaçları altında dolaşıp kenti saran nehrin kıyısına inerken etraftaki sakinliğin, dinginliğin ve huzurun beni   içine aldığını hissetmiştim. Asuncion’un kent merkezi opera, tiyatro, devlet sarayı, kent meydanı, bakanlıkların, müzelerin, mağazaların, kafe, otel  ve restoranların arkası arkasına sıralandığı bir yer. Paraguaylıları ve kültürünü tanımak için başkent Asuncion’u gezmek amaçlı iki- üç gün kalınmalı.

Diğer görülmesi gereken yerleri şöyle sıralayabilirim. Başkente 327 km uzaklıktaki, sınır bölgesinde, ülkenin ikinci büyük şehri olan Ciudad del Este kentinin ticari merkezlerini gezip alışveriş yapmak lazım. Buradan bir 20 km daha yaparsanız, az önce bahsettiğim Iguazu Şelaleri’ne (Cataratas del Iguazú) ulaşırsınız. Lezzetli çilek yetiştiriciliği yapılan ve el sanatlarının merkezi sayılan, göl kıyısına yaslı, kolonial mimarisine hayran kalacağınız Aregua kentine gidilebilir mesela. Parana nehrinin kıyısındaki Güney’in İncisi diye adlandırılan ve her yıl şubat ayında Paraguay Karnavalı’na ev sahipliği yapan Encarnacion kenti Paraguay’a gittiğinizde görmeniz gereken başka bir güzelliktir bence.

 Paraguay’da turistlerin gezginlerin dikkat  etmesi gereken detaylar var mı?

Kendi kültüründen çıkıp başka bir kültüre anlık veya belli bir süre için girecek gezgin, sadece Paraguay’a değil diğer dünya ülkelerine giderken neleri yapması gerekiyorsa onları yapmalıdır, elbette. Paraguay, Türk vatandaşlarını 90 güne (3 ay) kadar vize uygulaması olmadan konuk eden ülkelerden biri. Ayrıca ülkeye girmeden önce biraz internette dolaşmak ve bilgilenmek, ardından İspanyolca günlük kullanımdaki bazı kelimeleri hafızanızda veya yanınızdaparaguay1
taşımanız hiç de fena olmaz. Paraguay değişik bir kültürü ve farklıyı tanımak için gidilmesi gereken nadir ülkelerden biri. Herkesi Paraguay’a gitmeye davet ederim. Gitmeden önce soruları olursa da internet adresimiz http://www.conparturkey.org adresinden bizlere her an ulaşıp destek alabilirler.

Biraz sizi tanıyabilir miyiz? Ne zamandır bu ülkeyi resmi olarak temsil ediyorsunuz?

Öncelikle Paraguay ve Türkiye arasındaki ikili ilişkiler konusuna değinmek isterim. Bu iki ülke 4 yıl öncesine kadar, pek dinamik sayılmayan ilişkiler içindeydi. 2008 yılında Türkiye önce Paraguay’a resmi bir ziyaret yaptı. Ardından 2009 yılında o dönemin Dışişleri Bakanı Alejandro Hamed Franco Türkiye’yi ziyaret etti. Diplomatik, hukuki, ticari ve kültürel ikili ilişkileri geliştirmek sadece Paraguay’ın düşüncesi elbette değildi. Türkiye de Latin Amerika’ya Açılma politikası (LAK) çerçevesinde bu ikili ilişkileri özellikle ticari bağları güçlendirmek arzusundaydı. Yine o dönem Dışişleri Bakanı olan Ali Babacan ile ikili ilişkilerin güçlendirilmesi konusunda ortak bir düşünceyle Paraguay’ın Türkiye’de bir temsilciliğinin olması kararlaştırıldı. Böylece şu an üstlendiğim bu onurlu görevin tanımı bundan sonra netleşti. Her iki ülke Dışişleri Bakanlarının önerileri ve de her iki ülke devlet başkanlarından gelen buyrultuyla, görev alanım tüm Türkiye olacak şekilde, 2010 yılında Ankara’da bulunan ofisimizi konsolosluk olarak da hizmete açtık. Şu an burada bulunmam ve Paraguay’ı resmi olarak temsil etmem 2009 yılında her iki ülkenin aldığı ortak bir karardan dolayıdır.

Bu görevin bana verilmesinin üstünden 2.5 yıl geçti. Bu süre zarfında ben ve ekibim ticari, hukuki ve diplomatik ilişkiler konusunda yarım kalmış ve yapılması gerekenleri hızlandırma gayretiyle çalışmaktayız. Türkiye topraklarında yaşayan az sayıdaki Paraguay vatandaşına ülkelerini de özlettirmemeye çalışıyoruz. Bütün konsolosluk işlemlerini akredite IMG_0914 (Large)
olduğumuz Lübnan Beyrut’taki Paraguay Büyükelçiliği ile yürütmekteyiz.

5.  Paraguay’ın ekonomisi ticareti ve benzer konulardan bahsedebilir misiniz?

Bildiğiniz gibi ticaretle ilgili vergileri alışveriş yaptığı ülkelere hemen hemen hiç yansıtmayan bir ülke. Örneğin makina ve benzeri sermaye malları İthalat tarifesi %0, yine tüm ithalat ürünlerinde KDV %0 ve 5 milyon doları aşan yatırım uygulamalarında sermaye transferinde yine %0 vergi uygulaması mevcut. Paraguay’a Mercosur aracılığıyla rahatlıkla yatırım yapılabiliyor.

Esso, Petrobras, Bayer, Johnson&Johnson, MIC, Louis Dreyfus, Wackenhut, DHL, Unilever, Gol, Adm, Ambev, Colgate, Philip Morris, Ernst&Young, Nestle,HSBC,TAM, 3M, Claro, Kimberly-Clark,Xerox vb. bir çok tanınmış kuruluşun yatırım yapmış oldukları bir ülke Paraguay. Bu çerçevede tüm dünyadan yatırımcılara oldukça cazip imkanlar sağladığı bir gerçek.

Dış ticaretini deniz aşırı uzak ülkelerden hava yoluyla yapsada genelde Parana ve diğer nehir ağları vasıtasıyla Uruguay, Bolivya, Arjantin ve Brezilya çıkışlı nehir-deniz ticareti daha yaygın. Dünyadaki ekonomik potansiyel sıralamalarında 2.
Büyük etanol üreticisi, 2. Büyük soya fasülye üreticisi ve 2. Büyük temiz su rezerv sahibi, 5. Büyük petrol rezervi sahibi ve en geniş hidroelekrik üreticisi olarak geçiyor.

Latin Amerika bölgesinde artan siyasi ve ekonomik istikrar yüzünden Paraguay ile ticaret anlamında yeni ve özel fırsatlar sözkonusu. Örneğin Guarani yerlileri tarafından Tatlı ot” ve “Ballı yaprak” diye anılan ve Kolomb’un kıtayı keşefetmeden önce halkın şeker ihtiyacını karşılayan Stevia adlı bitkiyi artık Türkiye’ye getirmeyi istemekteyiz. Türkiye’de ne yazık ki arzu edildiği ölçüde tanınmamış, şekerin en eski, en sağlıklı muadili olan bu ürünü özellikle diyabet, tansiyon ve obezite hastalarının imkanlarına sunmamız gerektiğine inanıyor ve bu yolda ticaret yapmak isteyen tüm Türk firmalarına kolaylıklar sağlıyoruz. Bildiğiniz gibi Paraguay ve Brezilya’da yüzyıllardan buyana doğal tatlandırıcı olarak kullanılıyor bu tu bitki. Hiçbir gıda katkısı olmaması ve organik özelliğinden dolayı son otuz–kırk yıldır Japonlar kullanıyorlar. Bu bitkiden elde edilen özütün, kan şekerini düzenleyici etkileri olduğu artık herkes tarafından kabul ediliyor. Dişlere hiçbir şekilde zarar vermeyen stevia işlenip toz haline getirildiğinde normal şekerden 200-300 kat daha tatlı. Bununla yapılan sağlıklı yiyecek ve içeceklerin çeşitliliğini siz düşünün!

BU YAZININ İSPANYOLCASI DA YAYINDADIR..

ALSO THE SPANISH COPY OF THIS INTERVIEW IS ON THIS BLOG..

Reklamlar

2 Yorum

Filed under HABERLER, TANITIMLAR & DUYURULAR

KORKUNUN ECELE FAYDASI VAR MIDIR?

 

İsviçre’de kaç dil konuşuluyor ve kaç dilde eğitim veriliyor?

 

Almanca, İtalyanca ve Fransızca. Her Kanton kendi dilinde yani…

 

Belçika’nın bunca yılı nasıl geçti?

 

Flamanlar ile Belçikalılar (Fransız yanlısı olanlar) durmadan itiştiler durdular. Ne kazandılar?

 

İspanya’da durum nedir? Haberi olan var mı? Yani Barcelona şehrinin Katalunya’nın başşehri olduğunu ve katalanca diye bir dil konuştuklarını biliyor musunuz? Bask bölgesi de ayrı…

 

Çin gibi, hem yüzölçümü hem de nüfusu dev olan bir ülkede kaç “ana dil” konuluyor? Ve Türkiye, acaba neden oradaki Türklerin, “Türkçe” konuşmalarını desteklemek üzere ikide bir hır çıkartıyor Çin Halk Cumhuriyeti ile ? Öyle ya, kendi ülkesinde dil meselesini çözememişsen, başka ülkelerin dil meselesine  karışmak niye?

 

Güney Kıbrıs, nam-ı diğer Kıbrıs Cumhuriyeti’nin resmi dilleri nelerdir? Elence (Rumca), Türkçe ve İngilizce… Kimse kimseye küfür falan etmiyor orada. Euro bölgesine geçmeden önce de paralarının üzerinde üç dilde yazıyordu paranın değeri.

 

Yukarıda söylediklerim “dil – ana dil” konusundaki örnekler…

 

İkinci Dünya Savaşı’nda birbirine giren ülkeleri şöyle bir gözünüzün önünden geçirebilir misiniz? Kim kimi acımasızca öldürdü? Hangi halklar, diğer hangileriyle düşman edildiler? Ve bugün o halklar ne yapıyorlar?

 

En yakınımızdaki Avrupa’da yaşanmış olan bu acımasız savaşın düşman halklarının bugün geldikleri noktaya bakarsanız eğer, dostluğun düşmanlıktan daha iyi olduğunu ve olanaksız olmadığını çok rahat görebileceksiniz…

 

Türkiye’nin temel sorunu “SAVAŞ”tır ve bu savaş Kürk Halkı ile T.C. arasında sürdürülmektedir. Bu savaşın öyle ya da böyle sona erdirilmesi gerekmektedir. Bu sona erdiriş için yapılacak hiç birşey yazık ya da boşuna değildir, çünkü ölenler de öldürülenler de bizim çocuklarımızdır ve halklar kanın durdurulmasını istemektedirler. Bu işin çözümü de “zart-zurt”tan geçmez, bu işin çözümündeki tek anahtar DEMOKRASİnin ta kendisidir.

 

CHP hiç ön yargılı olmadan “konuşalım” demektedir. BDP de görüşmeden ve konuşmadan yanadır. MHP’nin tutumu ise anlaşılmaz bir Türkçülükten, demode olmuş bir siyasi bakış açısından öteye geçememektedir. Kürt sorununun çözümü için toplumsal mutabakat gerekiyorsa ve bu mutabakata %10 luk MHP katılmıyor, katılamıyorsa, hiç  önemi yoktur. Bugün Fransa’da da Marie Le Pen’in faşist partisi marjinaldir ve hiçbir olumlu davranışı yoktur. Fransızlar seçimlerde onlara cevap vermektedir. Türkiye’de savaşın bitirilmesine hayır diyen bir MHP’ye, halk seçimlerde cevabını verir.

 

SAVAŞA SON VERMEK ZORUNDAYIZ !…

 

Yorum bırakın

Filed under HABERLER, TANITIMLAR & DUYURULAR, YAZILAR

“TEBRİKLER KIZINIZ HAMİLE !” YA DA VATANDAŞLIK NUMARASI

 

Türkiye’deki “vatandaşlık numarası” uygulaması ile, hemen hemen herkesin bilgilerinize ulaşabilme kabileyetinin yarattığı rahatlığı(!) hemen hemen herkes konuşuyor ve bir sms mesajı ile bankalardan kredi bile alınabiliyor.

Devletin her kadamesi sizin hayatınızı anında izleyebiliyor, maliye bakanlığı, defterdarlıklar banka hesaplarınızı anında görebiliyor…

 

Dünya’nın en teknolojik ordularından birisine sahip olduğu bilinen Fransa’da herkesin bir vatandaşlık numarası olmasına karşın devlet kurumlarının, kişilerin tüm bilgilerine ortaklaşa neden ulaşamadıklarını merak ettim. Acaba bu bir tekno-gerilik miydi? Bu olanaksızdı, çünkü en ileri bilgi işlem sistemlerini ordularına uyarlamışlardı. Peki ne olabilirdi?

 

Sordum soruşturdum !

 

Devletin ailelere yardım eden kurumu ve işsizlik sigortasında (CAF) kişisel bilgilerinizi sağlık sigortası kurumu bilmiyor, aynı durum tersi için de geçerli. Mahkemeler, polis vs sizin bu bilgilerinize kesinlikle ulaşamıyor. Polis vb yerlerde gelirinizi belgelemeniz için yalnızca yıllık vergi beyannamenizi gösterebiliyorsunuz, bankanızdan alacağınız hesap hareketlerini kimse kabul etmiyor ve sizin özel yaşamınızı kontrol etmiş olmak istemiyorlar. Ama vergi beyannameniz yoksa hiç bir işlem yaptıramayabiliyorusunuz, burada sağlık sigortası hariç, orada hiç sorgu sual yok…

 

Öte yandan, Fransa’da fotograf çeken hız kontrolü yapan radarların çekmiş olduğu fotograflar yalnızca mahkemede, sanığın kendisine gösterilebiliniyor. Başka hiçbir yere ya da kimseye gösterilmesi mümkün değil.

 

Çünkü Fransa’da insan hakları diye bir kavram olduğu gibi, insanların özel yaşamlarının gizliliği esas kabul ediliyor ve bunu hiç bir devlet kurumu ihlal etmeyi aklından bile geçirmiyor.

 

Bizde ise durum ap açık: “Tebrikler kızınız hamile !”

 

 

Yorum bırakın

Filed under HABERLER, TANITIMLAR & DUYURULAR, YAZILAR