GÜNDELİK SANAT

 

Roxane Ayral

Sanat kavramının önemini ve değerini bilmekle beraber çok ta fazla kafamızda büyütmemek gerekiyor. Yüzyıllar içinde büyüye büyüye dev, ulaşılamaz bir hal almış sanat kelimesinin ardındaki üretimler. Sanat piyasasıyla beraber “sanattan anlayan” entelektüel bir kesim oluşmuş. “Ben anlıyorum” dedikçe “Sen anlamıyorsun” a gelmiş hikaye. Oysaki ben konuşurken siz beni anlıyorsanız bir esere bakarken de sanatçının ne anlatmaya çalıştığını anlarsınız. Her türlü iletişimde olduğu gibi herkesin kendine ait bir yorumu vardır. Her sınırın da bir diğer tarafı vardır. Özelleşmenin sınırlarına dayanan sanat diğer tarafa geçmeye kararlı görünüyor ki “ulaşılabilir sanat” ve “sanatın popülerleşmesi” (Pop Art akımından ayrı) kavramları gittikçe yaygınlaşıyor. Büyük ihtimalle bu konseptler yaygın kitleye ulaşmayı amaçlayan çoğu sanatçı tarafından uzun zamandır irdeleniyordur fakat benim için Keith Haring, Pop Shop’uyla bu yolda yapılan en önemli adımı atanlardan olmuştur hep. Büyük ve pahalı tuvallerine ulaşmayan insanlarında sanata hakları olduğunu savunan sanatçı Pop Shop aracılığıyla birçok gündelik eşyayı sanat eseri haline getirerek, resimlerinin boyutlarını küçülterek ve beğenilen resimlerini baskı tekniği ile çoğaltarak tüm hayranlarının sanat ihtiyacını karşılamayı seçmiş. Neyseki tek bir sanatçıyla sınırlı kalmamış bu tavır ve devamında oldukça yaygınlaşmış. Günümüzde markalarda işe koyulmuş görünüyor. Bir çoğu sanatçılarla işbirliği yaparak önemli sayıda ürün çıkartıyorlar ve bu şekilde gündelik yaşamımıza sanatı katıyorlar.

Bu derece yaygınlaşarak sanat tehlikeli sularda yüzmüyor değil… Bunu yazarken aklıma iki şey geliyor.

Birincisi sanatın herkes tarafından anlaşılabileceğini savunurken herkesin sanatçı olabileceğini söyleyecek kadar ileri gidemeyiz. Evet, kuşkusuz herkesin kendini ifade etmeye ihtiyacı hatta hakı vardır ve bu durumda sanat birçok kişiye cazip gelir ama bu onların sanatçı olabilecekleri anlamına gelmez. Sanatçıların toplumda özel bir yeri olmasından ve bu alanın belli bir disiplin, cesaret ve adanmışlık gerektiriyor olması fikrinden vazgeçemeyeceğim. Her gündelik eşyanın üzerinde gördüğünüz resmin sanat olduğu düşüncesi bu işin tuzağına düşmek ve kapitalizm canavarını beslemek demektir. Sanatçı hangi markanın ve ürünün yanında durması gerektiğini ve ona nasıl bir yorum katacağını defalarca düşünür ve ancak bu şekilde katma değer ve sanat yaratabilir. Yani bu çatı altında yer alan ürünlerin arkasındaki ismin “sanatçı” olup olmadığının bilincinde olmak çok önemli.

İkinci konu, heyecanını yitirmiş bir tüketim dünyasının sanatın kattığı değeri fark edip bunu olur olmaz kullanmaya başlamasıdır. Daima sanatçıların tarafında durmaya çalışan bir insan olarak, kendilerinin bu tarz işbirliklerinde bulunmalarının hem kendilerine hem de karşı tarafa faydası olabileceğini savunurum fakat her ilişki gibi bunun da belli bir saygı çerçevesinde yapılmasının bu tarz işbirliklerinin daha uzun soluklu olmasını sağlayacağı düşüncesindeyim.

 

 

 

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under HABERLER, Roxane Ayral'ın yazıları

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s