BRANDALİSM


ROXANE AYRAL

 

Hergün yüzlercesine rastladığımız reklam panoları bizlere sormadan hayatlarımıza sızıyor. Bu durumda sanatında markalara sormadan onların hayatlarına sızmayı kendine hak görmesi doğal sayılır. Sanatçı kişilik sorgular, rahatsız olur, merak eder ve kendince bir cevap bulduğunda yerinde duramaz anlatır. Sokak sanatçıları içinde bulunduğumuz tüketim çılgınlığını kendilerince yorumlayarak bizlerle paylaşıyor. En çok rahatsız eden markalar hep en ön planda tabii. Bu sanat saldırıları onları rahatsız mı ediyor yoksa reklamlarını mı sağlıyor pek emin olamıyoruz…

Şehrin yeşilden yoksun kalmasından sıkılarak işe koyulan Ludo, fransız sokak sanatında ismini yeni ama hızlı duyuranlardan. Atölyesinde hazırladığı dev posterleri sokak duvarlarına yapıştırıyor. Bu işlerin özelliğiyse yeşil rengin ve robotlamış doğal figürlerin hakimiyeti. İşlerden birtanesi yakından tanıdığımız konserve ananas markasını hedeflemiş. Andy Warhol teneke kutuları severdi, Ludo ise pek sayılmaz. Ananasın anatomisiyle oynayarak kuru kafa  haline getiren sanatçı koruyucu maddelerin etkisini açıkça hatırlatmış oluyor.

 

Kimi sokak sanatçısı kendi eserinde konuyu ele alıyor ve sadece fikrini ortaya sürmüş oluyor olsada, arada çok kızgınlar da var. Kidult bunların en başında geliyor olsa gerek. Boyayla doldurduğu yangın söndürme tübünü eline aldığı gibi sokağa fırlıyor ve önüne gelen büyük markaların mağazalarının cephlerine kafa tutuyor. Genç sanatçının cesareti ve isyanı kendinden o kadar çok bahsettirmeyi başarmış ki bazı ufak dukkanların kepenklerinde “keşke bende şık bir mağaza olsamda Kidult banada çarpsa” gibi mesajlar türemeye başlamış.

Zevs de bir başka çılgınlığa imza atmıştı zamanında. 2000’lerin başlarında bir binanın cephesini kaplayan Lavazza reklamında yer alan bir kadını, reklamın arka kısmına saklanarak, saatlerce vazgeçmeden kesip yerinden kaçırmış ve markanın sorumlularından fidye istemişti. Çaresizlikten midir yoksa sanat severlikten midir bilinmez, marka bunu bir reklam kampanyası fırsatı olarak kabullenip, bu işin karşılığı olan miktarda parayı vermişti. Söylentilere göre bu para Paris’in önemli müzelerinden birine sanatçının sergisini açmak üzere bağışlanmış. Markalarla yakından ilgilenen sanatçının birçok şaşırtıcı işinin arasında birde “liquidated logos” serisi var. Geceleri, merdivenini kolunun altına alıp, hedeflediği mağazaların cephesine dayayarak, tepede duran logolardan boya akıtarak kendini ifade eden Zevs, bu seriyi tuvalede taşımıştı.

 

Markalara daha az maddi zarar vererek ama yine ciddi baskı uygulayan isimse Ron English. Reklamlarda anlatılan hikayelere inanmayan sanatçı kendi versyonunu hazırlayıp reklam panolarını kaplamaktan çekinmiyor. Amrerika’da ciddi tartışma konularına yol açan obezite sorunu ve bundan sorumlu tutulan fast food markaları çok üzmüşe benziyor Ron’u. Çağdaş sanatın içinde önemli bir yere sahip olan sanatçı sesini duyurmak için sokaktanda kopamıyor. Mecrası ne olursa olsun konu popüler kültürü evirip çevirip yorumlamaktan şaşmıyor. Dünyasına verdiği isim de bunu çok güzel anlatıyor: Popaganda.

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Roxane Ayral'ın yazıları, YAZILAR

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s