BARSELONA – BARCELONA

Scan0001

 

BARCELONA

Cüneyt Ayral

 

Scan0002Çok sert bir kış değildi, İtalya’nın kuzey şehri Milano’dan yola çıkmıştık, tren ile Scan0003Barcelona’ya vardığımızda sabahın erken saatleriydi. Akdeniz’in o güzel, sıcak esintisini Ocak ayının 3’ü olmasına karşın yüzümüzde yumuşacık hissediyorduk. Ancak, Japon gazeteci arkadaşım ile içimizi daraltan, buluşacak olduğumuz insanlar ve sonrasıydı

İspanya 1980 yılında terörün en zor dönemlerinden birisini yaşıyordu ve 26 yaşında iki genç gazeteci, İspanya’yı zorlayan “ayrılıkçılar” ile görüşmek üzere dağlara gidecektik, daha doğrusu götürülecektik. O dönemde çalışmakta olduğum ajans, bu ilişkiyi sağlamış ve genç yaşımıza göre hatırı sayılır bir para önermişti. Bu iş cesaret istiyordu, biz ise cesur değildik ama, Avrupa’yı dolaşacak parayı da kazanmak istiyorduk, buna “deli kanlı” lık da diyebilirsiniz…

Scan0004Barcelona’da Picasso müzesinin olduğu sokak hayli pis ve karanlıktı, daha çok gemicilerin, liman işçilerinin ve işsizlerin gittiği barların olduğu bu sokağı bulmakta pek zorlanmamıştık, denize yakın bir sokaktı, bize daha önceden tarif edilen barı bulduk ve ilk sabah kahvemizi yudumlamaya başladık. Bize eşlik edenlerin bakışları “burada ne işiniz var?” gibiydi. Soran ve sorgulayan bakışlardı.

O barda buluştuğumuz, tanımadığımız adam ile, yeniden Barcelona tren istasyonuna gidişimiz, oradan Kuzey İspanya’nın bir dağ kasabasında indiğimiz döküntü trenden, gözlerimiz bağlı olarak götürüldüğümüz dağ başı, mağaralar silsilesi ve orada geçirdiğimiz iki gün, ardından aynı şekilde kasabanın istasyonuna geri dönüşümüz ve 26 yaşın coşkusuyla, neredeyse ayrılıkçılara katılmayı arzu eden ruh halimiz, belki bir başka yazının konusu olur bir gün. Fakat 3 Ocak 1980 benim ilk kez Barcelona’ya gittiğim gündür ve hiç unutamayacağım bir zamandır.

Aradan kaç yıl geçmişti? 1983 yılında iş hayatına girişmiş, sanayici olmaya heves etmiştim, sanıyorum 1987 ya da 88 yılıydı, bir Catalan şirketi ile iş yapmaya başlamıştık ve işte o nedenle, hemen hemen üç ayda bir Barcelona’ya gider olmuştum.

Scan0005İspanya, 1986 yılında yapılan oylama ile, 1992 Yaz Olimpiyatları’nı yapmaya hak kazanmıştı. İşte Barcelona şehrinin kaderini değiştiren olay bu olmuştu. 1992 yılında başlayan Olimpiyat Oyunları’na kadar şehrin değişimini, gelişmesini çok yakından izleme olanağım olmuştu. O kirli, karanlık ve huzursuz liman şehri, birden bire dünyanın göz bebeği turizm merkezlerinden biri haline geliverdi ve bugün de aynı halini geliştirerek sürdürüyor.

Federal bir krallık olan İspanya’nın Catalunya bölgesinin başşehri olan Barcelona, bugün İspanyol ekonomisinin en önemli merkezi durumunda ve belkide bu yüzden, sık sık gösterilere neden olan bir şehir. Catalanlar, artık İspanya’dan ayrılmak istiyorlar, çünkü yarattıkları ekonomik değeri, zenginliği, tembel bir İspanya ile paylaşmak istemiyorlar, ancak bu ayrılığı yaşarken, Avrupa Birliği’ne de otomatik olarak üye olmayı şart koşuyorlar. Bütün bu arzular ve karşı çıkışlar demokratik bir ortamda sürerken, Catalanlar demokratik kazanımlarının da tadını sonuna kadar çıkartıyor. Örneğin Barcelona’da İspanyolcayı pek sık duyamazsınız, hemen hemen her yerde herşey iki dilde yazılır ve ana dil olan Catalanca eğitim dilidir. Bir büyük mağazada, merdivenin aşağıya indiğini gösteren işaretin altında bile, önce Catalanca sonra İspanyolca yazar. Ancak tüm Catalanların İspanyolcayı öğrenmeleri koşuldur.

Ayrılıkçı ETA’nın 20 Ekim 2011 de açıkladığı süresiz silah bırakma ve ateş kesten sonra, İspanya yıllarca uğraştığı ve çok DSCN8378can yitirdiği terörden kurtulmuş ve artık ülkenin toptan geleceğini düşünmeye başlayabilmişti, ancak Avrupa’nın içine düştüğü ekonomik sıkıntılar İspanya’yı daha ağır biçimde vurdu.

Barcelona’nın Catalunya meydanından denize doğru giden ünlü La Rambla caddesi, şehrin belkide en ünlü caddesi özelliğini taşır. Geniş bir yaya yolu olan La Rambla üzerinde gazeteciler, çiçekçiler, hediyelik eşya satıcıları, ev hayvanı satanlar sıra sıra dizilmişlerdir, ayrıca pek çok sokak müzisyeni, ressamı, mimcisi de bu caddenin sakinleri arasındadır. Caddenin denize ulaştığı noktada, yeni limanın bulunduğu yerin hemen gerisinde, ünlü denizci Kristof Kolomb’un dev heykelini görürsünüz. Bu heykel, Kolomb’un Amerika dönüşünde karaya ayak bastığı yeri belirlemek üzere dikilmiş… Bir yandan da İspanyol sömürgeciliğinin simgesi gibi duruyor bana kalırsa.

DSCN8600

İspanyoların ve Portekizlilerin sömürgecilikleri diğer Avrupalı sömürgecilerden biraz daha farklı ve belki de AB nin içinde bulunduğu ekonomik krizi, daha derin hissediyor olmalarının bir nedeni de bu.

İngilizler, Fransızlar, Hollandalılar sömürgelerine ancak valiler atamışlar, uzun boylu yerleşmemişler, yani gittikleri başka ülkelerin insanları ile karışmamış ya da oralı olmamışlar. Ancak İspanyollar ile Portekizliler özellikle Güney Amerika’ya yerleşmişler, bir kısmı oralılar ile karışmış, bir kısmı ise gittikleri ülkelerin yeni burjuva sınıfını oluşturmuşlar, bu yüzden sömürgeciliğin sürekliliğini sağlayamamışlar, Amerikadan yağan altınlar, bir süre sonra durmuş ve oradaki ülkelerin servetini oluşturmaya başlamış. Ancak en son Fransa örneğinde yaşamış olduğumuz gibi, özgürlüğünü kazanmış olan (!) eski Fransız sömürgesi Mali’nin sıkıntılı döneminde ona el uzatan eski “patronları” Fransa oldu! Fransa Mali’yi ya da Malilileri çok sevdiği için mi gitti oraya? Ülkedeki yer altı zenginlikleri bu sevdanın yeğane nedeni…

DSCN8365

Kısacası, bu Barcelona seyahatim sırasında, onca turiste karşın, İspanya’daki ekonomik krizi şehride bire bir hissediyorsunuz. Ünlü eski pazar yerinde yaşına bakmadan çalışan balıkçı kadından, kapanan iş yerlerine, kiralık iş yerlerinin artışına, lokantaların, barların doluluk oranlarına kadar herşey size hemen bir bilgi verebiliyor. İspanya’da bugün her dört kişiden birisi işsiz… Fakat herşeye rağmen Barcelona oturmuş bir kültürün şehri olduğunu size ayrıca hissettiriyor.

DSCN8363

Bizim bir İnci Pastahanesi’ni bile koruyamadığımız zaman ayrımında, Barcelona’da pek çok, en az “İnci” kadar eski pastahanenin korunduğunu izleyebilirsiniz. Onun da ötesinde 1761’den beri Kliseler için mum üreten bir firmanın mağazası, aynı yerinde duruyor ve aynı işini sürdürüyor.

Barcelona çok farklı alanlarda insana kültür şokları yaşatan bir şehirdir. 1852 – 1926 yılları arasında yaşamış olan ünlü Catalan mimar Antonio Gaudi’nin eserleri şehrin pek çok yerine dağılmıştır. Gaudi’nin tamamlayamadan öldüğü ünlü klisesinin dışında, Catalan Modernizmini simgeleyen iki apartmanı gerçekten “çılgınlık” diye nitelenebilinecek eserlerdir, özellikle yapıldıkları yıllara (1898 – 1900) ve o yılların genel mimarisine bakıldığı zaman, Gaudi’nin farklılığı iyice anlaşılır. Hoş Picasso’nun, Dali’nin bu şehriden geçmiş çılgınlar oldukları düşünüldüğünde şehrin sanatçılara “çılgın fikirler” aşılayan bir atmosferi olduğunu da söyleyebiliriz.

DSCN8547

Müzik ve özellikle gitar müziği tüm İspanya’da olduğu gibi Barcelona’da da farkedilir bir öncelik taşımakta. Hemen hemen her akşam saat 21.00 sularında şehrin bir ya da birkaç  klisesinde ünlü bir İspanyol gitarcının resitalini dinlemek olanaklı. Bu seyahatim sırasında iki ünlü gitaristi dinleyebildim, ancak sokaklarda çalan gitarcıları da yabana atmayıp, dinletiler kervanında saymak gerekiyor. Yugoslavya’nın bölünmesi sonucunda, özellikle Sırbıstan’dan göç alan Barcelona’nın yeni sokak müziği ise akordeonlarla çalışan slav ezgileri.

DSCN8367

“Casa Beethoven”, La Rambla üzerinde yalnıza Beethoven notaları, uzun çalarları ve CD leri satan bir mağaza. Burası bile, müziğin bu şehirde ne anlama geldiğini anlatmaya yetiyor.

Catalanlar, çocuklarına ve yaşlılarına çok değer veriyorlar, çocuklar sık sık şehrin çeşitli müzelerine, okullarının düzenlediği gezilerle gidiyorlar ve kültürlerini daha yakından öğrenme olanağını elde ediyorlar, yaşlılar ise evlerine ya da yaşlı bakım yurtlarına tutsak edilmiyor, gençler düzenli olarak bu insanları ziyaret ederek, onların şehir yaşamına katılmalarını sağlıyorlar. Bu kez Barcelona’da karşılaştığım DSCN8596iki genç kız toplam beş yaşlı kadını klise ziyaretine getirmişler, güneşli havanın tadını çıkartmalarını sağlıyorlardı. Ellerindeki iki üç mandalina ile yararttıkları kahkaha ve eğlence ortamı gerçekten görülmeye değerdi.

Toplu taşımacılıkta diğer Avrupa şehirleri ile hemen hemen aynı düzeni sağlamayı başarmış olan Barcelona genelde düz bir şehir olduğu için, bisiklet ve motorsiklet en önde gelen ulaşım araçları arasında. Otobüs, metro, teleferik dışında belediyenin otomatik olarak kiralamakta olduğu bisikletler şehrin en gözde ulaşım araçları arasında yer alıyor.

Bizim belediye başkanlarımıza hiç uymayan bir heykelleşme gözleniyor Barcelona’da, ancak Avrupa şehirlerindeki çıplak heykelleri bir başka yazının konusu olarak saklamayı yeğlediğim için burada uzun uzun anlatmayacağım, fakat şehirin en ünlü meydanlarından birisi olan Catalunya Meydanı’nın çepeçevre çıplak kadın heykelleri ile bezeli olduğunu söyemekle yetineyim. Onun dışında şehrin pek çok yerinde, pek çok farklı heykelle karşılaşmak olası.

Barcelona’nın en önemli kültürel değerleri arasında mutfağı da var…

DSCN8470İspanya’nın her yerinde geçerli olan, bizdeki “meze”yi andıran “tapas” lar, şehrin her yanındaki barların gündelik ikramları arasında yer alıyor. Ancak Ramon Cabau Gausch adı şehride çok önemseniyor, çünkü Catalan mutfağının bu ünlü adının kurduğu Agut d’Avignon lokantası şehrin en ünlüleri arasında yer alıyor ve Ramon Cabau aynı zamanda La Rambla caddesinin yan sokaklarından birisindeki La Boqueria pazar yerinin de koruyucusu kabul ediliyor. Ancak Barcelona’da yemek DSCN8395dendiği zaman ilk akla gelen yer “7 Kapılar” lokantasıdır! “7 Portas” lokantasında ünlü paellamı, bu kez yediğim masa Che Guavera’nın masasıydı. Via Veneto Lokantası da ayrı bir maceradır Barcelona’da ve dana kuyruğunu en iyi pişiren yer olarak bilinir.

Barcelona’nın yemek kültürünü, İspanyol yemeklerini, tapasların nasıl yapıldığını başka bir yazıya bırakmak daha doğru olacak, çünkü şehrin herşeyini bir yazıya sıkıştırmaya çalıştığınız zaman, hiçbir şeyden yeteri kadar söz edemiyorsunuz. Oysa gerek İspanyol Mutfağı, gerekse Catalan mutfağı pek çok özellik içeren mutfaklardr, bir domatesli ekmeğin (tapas) hazırlanmasında bile gösterilen özen ve elde edilen lezzet önemlidir. Catalan mutfağında, Yahudi mutfağının ciddi etkisi olduğunu söylemeden geçmeyeyim.

Yaban domuzunun yoğunlukla işlendiği ve tüketildiği Catalunya’da, peynircilik önemli işlerin başında geliyor. Catalan kalkınmasının ve zenginliğinin belki de sırlarından birisi, dengeli bir kalkınmanın gerçekleştirilmesidir, yani bir yandan sanayiie önem verilirken, bir yandan da tarım ve hayvancılık sürekli olarak desteklenmiştir, bugün pazar yerlerinde onlarca farklı domates ile karşılaştığınız zaman, eğer İspanyadaysanız şaşırmayacaksınız, çünkü tarımda ürün çeşitlemesi meselesini üniversite düzeyinde ele almış olan Catalanlar, her üründen farklı başka ürünler yaratarak pazar paylarını arttırıyorlar.

Siyah Afrikalıların pek rağbet etmediği Barcelona ve çevresi daha çok hispanik Amerikadan göç alıyor ve yeni yeni Uzak Doğu’luların ilgi odağı olmaya başlamış.

DSCN8313

Aradan 20 yıl geçtikten sonra, yeniden Barcelona’ya gitmek, pek çok anıyı yeniden düşünmeme neden olurken, bir şehrin, kültürü ile birlikte nasıl korunduğunu görmek açısından  çok önemliydi. Hiç bir taş yerinden oynamamış, şehir tertemiz korunmaya devam edilmiş ama servisleri ile ileriye götürülmüştü, mimari dokusundaki farklılıklar hiç ellenmeden saklanmıştı. İstanbul gibi “hoyratların” ve değer bilmezlerin şehrinden birisi olunca insan, bu tür şehirlere ve ahalisine sevgi ve saygı duyuyor.

Barcelona, Şubat 2013

 

 

 

 

 

 

 

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Fotograflar, HABERLER, YAZILAR

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s