ALEKO

Sayın Cüneyt Ayral,

Yurt gazetesinde uygulanan mali küçülme ve daralma operasyonu

nedeniyle yazılarınıza 8 Mart 2014’ten itibaren yer veremeyeceğimizi bildiririz.

Daha önceki yazılarınızın telifleri önümüzdeki hafta hesabınıza yatırılacaktır.

Katkılarınız için teşekkürler

Kerem Çalışkan
Yayın Direktörü


Huzur Mah. Ahmet Bayman Caddesi No:2 Kat:4 Seyrantepe/Şişli – İstanbul –
Telefon: 0212 2588200 / Faks: 0212 3273789 / GSM:

BU E MAİL GEÇEN GÜN GELDİ… BURADA AÇIKLAMAYA UTANDIĞIM BİR MAAŞ İLE 01/ŞUBAT/2012 DEN BERİ YAZMAKTA OLDUĞUM YURT GAZETESİ, EN AZINDAN OKURLARIMA BİR VEDA YAZISI YAZMAMA BİLE  İZİN VERMEDEN İŞİME SON VERDİ.

47 YILI BULAN GAZETECİLİK HAYATIMDA BU GAZETEDE SON ZAMANLARDA YAŞADIKLARIMI HİÇ YAŞAMAMIŞTIM. KÖŞE YAZILARIN CUMA GÜNÜ YAYINLAMASI GEREKİRKEN BAZEN CUMARTESİ BAZEN PAZAR GÜNLERİ YAYINLANDI. KİMİ ZAMAN SAĞ KİMİ ZAMAN SOL SAYFADA GÖRÜLDÜ. BÖYLECE BANA OLDUĞU KADAR OKUYUCUYA DA SAYGISIZLIK YAPILDI, BUNLARI SÖYLEYİP, DİKKAT EDİLMESİNİ İSTEDİĞİM ZAMAN YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ “YANİ TEHDİT Mİ EDİYORSUNUZ?” DEDİ. HAKKINI ARAMANIN “TEHDİT” KABUL EDİLDİĞİ BİR ORTAMDA YAŞIYORMUŞUZ MEĞERSE…

DEĞERLİ OKURLARIM,

BUNDAN BÖYLE YAZILARIMI BURADA,

BU BLOGDA YAYIMLAYACAĞIM…

SİZLERDEN RİCAM

YAZILARI MÜMKÜN OLDUĞUNCA PAYLAŞMANIZ  

YAYGINLAŞMASINI SAĞLAMANIZ…

DESTEĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM

CÜNEYT AYRAL

———————————

ALEKO

Çocukluğum, İstanbul’da Halâskârgazi Caddesi ile Rumeli Caddesi arasında geçti. O zamanlar Rumeli Caddesi’nde ve ara sokaklarında dolaşan mahallenin bir delisi vardı, Aleko!

Aleko’nun tam olarak neler söylediğini, neler anlattığını bugün anımsamam olanaksız, rahmetli anneannemin ona  hep sevgiyle yaklaştığını anımsıyorum, onu delirten nedenleri biliyormuş gibi davranır, gelip geçerken eline üç beş kuruş verirdi. Aleko yalnızca mahallenin delisi değil, aynı zamanda yoksuldu!

Bu hükümet, yani AKP hükümeti, iş başına geldiğinde , önce herkesi “kul” haline getirmeyi denedi ve biat kültürünü pompaladı. Başaramadı…

Ardından, aç bırakıp yalvartmayı ve makarna ile kömür ile oy toplamanın daha akıllıca olduğunu benimsedi… İnsanları aç bırakırsanız ne yapacağını bilemezsiniz… Biat etmiş bir kalabalıktansa, aç kalmış bir kalabalığın daha akıllıca olduğunu anlayan hükümet, Milli Eğitim sisteminde yaptığı değişiklikler ile bu kalabalığı ve ardından gelen gençliği “kültürsüzleştirme” – “bilgisizleştirme” yolunun daha da akıllıca olduğunu anladı. Çünkü hem aç, hem cahil bir kalabalığı yönetmek çok daha kolaydı…

Tam zafere ulaştık dediklerinde, birden bire Gezi Parkı olayları patladı. Gençlik ayağa kalkmıştı. Gündelik hayatta, kaç çocuk yapılması gerektiğine karar veren bir başbakanı istemiyorlardı. Hele hele bu başbakan ekmeğin yapılışından tutun, sokakta nasıl davranılması gerektiğine, neyin içilip, neyin içilmemesi gerektiğine kadar herşeye karışmaya başlamış bir başbakansa daha hiç istemiyorlardı.

Kadınların kendi vücutlarına sahip çıkmalarına bile karşışan, çocuk yapmama özgürlüklerini, kürtajı yasaklayarak ellerinden alan, ama utanmadan, 8 Mart emekçi kadınlar gününde onları salonlarda toplayıp tebrik etme cesaretini gösteren bir başbakanı daha hiç istemiyorlardı…

Gezi Parkı direnişi Türkiye’de insanların aç ve eğitimsiz de olsalar “boyun eğmediklerini” gösterdi. Kimse ne tomalardan sıkılan ilaçlı/zehirli sulardan korkuyor ne de üzerlerine sıkılan gaz bombalarını umursuyordu. “Bir can var verilecek, o da verilir eğer isteniyorsa” mantığı ile başlayan direniş bugün de sürüyor.

AKP hükümeti, her denediği boşa çıkınca, ne yapmalıyım sorusunu sorup kendi kendisine, cevabını ararken, 17 Aralık 2013 te bomba patladı ve hükümetin yolsuzluklarının boyutları ortaya dökülüverdi…

Ardı ardına yayınlanmış olan kasetler, kimin neyi nasıl yaptığını anlatırken hiç bir yalanlama gelmediği gibi, kasetler hakkında uluslararası güvenilir kuruluşlardan da teknik bir açıklama ve montaj olduklarına dair belgeleme istenmedi, gazete haberlerine bakılırsa TÜBİTAK da böyle bir belgeyi vermemekte direniyormuş , demek ki herşey doğruydu!

Ardından uzun tutukluluk meselesi geldi gündeme, gereksiz yere tutuklu bulunanları dışarıya çıkartırsak bunu da seçimlerde kullanırız, Türkiye’yi rahatlattığımızı söyleriz diye düşündüler ve tabii günden güne artan dış baskıya karşı da “demokratikleşen Türkiye” makyajını yapmak istediler. Ama demir parmaklıkların ardından her çıkan, zehir zemberek sözlerle hükümeti ve cemaati suçlamaya başladı… Bunun sonuçlarını çok yakında göreceğiz

Muhalefet açısından da işler karıştı, çünkü hapisten kurtulanların bir bölümü ulusalcılığı öne çıkartırken, bir bölümü sol ittifak derken, bir bölümü de CHP de birleşilmesi üzerinde duruyor. Yani önmüdeki kritik seçimlerde “AKP’ye karşı tek blok” anlayışında da parçalanmalar hissediliyor ki bu da RTE’ın bir stratejisi, bölünmeyi arttırmak için öngördüğü bir yol olabilir…

O mu, bu mu, şu mu? Derken, hepimiz,in aklı iyice karıştı. Dur durak bilmeyen telefon kayıtlarına şaşkınlığımız arttıkça artıyor ve giderek hepimiz ALEKO’laşıyoruz…

Şapkamızı önümüze koyup, çok dikkatli düşünüp, “AKP’ye karşı tek blok” olarak seçimlerden başarı ile ve AKP’siz çıkmamız gerekiyor… Bunu anladığımız zaman rahat nefes alacağız, yoksa anamızdan emdiğimiz süt burnumuzdan gelecek…

 

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under YAZILAR

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s