YEREL SEÇİM DEĞERLENDİRMESİ

 

Onsekiz yıldır Fransa’da yaşıyorum, bu ülkede köpeklere çok değer verirler ve çoğu eğitimlidir

Paris’te oturduğumuz ev giriş katında olduğu için pek çok gezdirilen köpeği pencereden görüyorum, çoğunun tasması yok, sahibi ne derse onu yapıyor, bazıları da taslamalarını ağızlarında taşıyorlar ve karşıdan karşıya geçecekleri zaman, sahiplerine patileri ile vurup, tasmayı tutmalarını istiyorlar.

Bizim köpeğin adı Mocha. Mocha Paris’e İstanbul’dan geldi, eğitimsiz ve korkak bir köpek, sokakta bir kamyon sesi duysa hemen yorganların altına saklanıyor, tasmasız gezemiyor, yürürken bir motosikletin gürültüsünü duysa telaşlanıyor, ayakları birbirine karşıyor. Bunlar da yetmiyor, biz evden çıkacağımız zaman kıyametleri kopartıyor, çünkü yalnız kalmak istemiyor. Hata kimde? Elbette bizde, çünkü köpekler eğitilebilir hayvanlardır ve biz Mocha’yı eğitemedik!

Son yerel seçimlerin bize gösterdiği gerçek işte bundan ibaret!

Şimdi ayrıntılara bakalım…

Bu seçimi kaybeden aslında Pensilyanya’dır… Estirip gürlediği kadar, bir etkisinin olmadığı ortaya çıktı. İkinci sırada kaybeden ise, halka güven veremeyen CHP’nin ta kendisidir.

Hiç aklımdan çıkmıyor, Anayasa uzlaşma komisyonu toplantısında Prof. Sühely Batum ile Emekli Büyükelçi – AİHM eski yargıcı Rıza Türmen kavga ediyorlar… İkisi de komisyonda CHP’yi temsil ediyorlar. Bu tartışmalar CHP’nin içinde hergün, her saat var ve Kemal Kılıçdaroğlu, yumruğunu masaya vurmuyor…

Ulusalcılığın artık modası geçmiş bir faşizme doğru kaydığını, MHP’nin bu akımı yeteri kadar temsil etmekte olduğunu anlatamıyor Kılıçdaroğlu… Böyle olunca da, halk, kendi içinde sorunları olan bir muhalefet partisine güvenmiyor, güvenemiyor.

CHP’nin öncelikle bu temel sorununu halledip, Fransız Sosyalist Partisi gibi, tatlı su sosyalisti bir çizgiyi kabul etmesi gerekiyor, halkın dertlerine kulak veren, ama müslüman mahallesinde salyangoz satmaya kalkışmayan bir parti olmak durumunda CHP, yani merkeze kaymak zorunda ve bunu da radikal bir biçimde, süratle gerçekleştirmesi gerekiyor.

AKP’nin büyük oy almakta olduğu merkez sağ oylarının CHP’ye gelmesi için, CHP’nin merkezi ikna etmesi, kendisine inandırması, içerde kavga gürültü olmadığını açıkça anlatabilmesi zorunlu. Aksi halde, her seçimin sonucunda “oylarımız arttı ama…” söyleminden öte gidilemez…

Sosyal medya ve onun kullanıcıları da, bu işin böyle yapılamayacağını anlamak zorundalar. Görünen köy kılavuz istemiyor…  Onun bunun yazdığını beğenerek bir yere varılamıyor, paylaşmanın daha etkili olduğu anlaşılıyor. Daha da önemlisi, sosyal medyada örgütlenerek, gerçek yaşamda halkın eğitimine katkıda bulunmak gerekiyor.

Eğer, 4+4+4 eğitim sistemi ile belli bir (istenmeyen) bilinçte çocuklar yetiştiriliyorsa, o zaman bunun önünü alacak olan sivil toplumdur, benim Gezi Hareketi’nden anladığım budur; aksi halde bu halk, balkon konuşmasında oğlunu, karısını, kızını yanına alıp halkı selamlayan başbakanın onlara ne mesaj vermekte olduğunu anlayamaz; RTE orada “Ben istediğimi yaparım, kimse de karışamaz!” diyor yani demokratik, lâik, hukuk devletinin içinde, onun kurallarını yok sayarak, aynen padişah gibi davranabiliyor, onun gürlemesinden de bizim Mocha çok, ama çok korkuyor, ya gidip yorganın altına gizleniyor, ya da kaçacak delik arıyor…

Bu yazıyı sonuna kadar okuyup “beğen” seçeneğini seçecekseniz, bunu yapmayın! Ya paylaşın, ya da retwit edin, yani anlattıklarımı onaylıyorsanız eğer yaygınlaşmasına yardımcı olun…

Reklamlar

1 Yorum

Filed under SİYASİ YAZILAR

One response to “YEREL SEÇİM DEĞERLENDİRMESİ

  1. Alinur Uğurpakkan

    Merhaba. Yazınızı dostlarımdan birisi paylaşmış, orada okudum ve elinize geçmeyebilir düşüncesi ile aşağıdaki yazıyı ekleyerek ben de kendi sayfamda paylaştım.
    Barış ve esenlik dileklerimle.
    “CHP’nin merkeze kayması fikrine katılmıyorum, merkezde yeteri kadar siyasi parti var, çorbada CHP olmamalı. Kişisel düşüncem o ki, CHP çağcıl bir sosyalist parti olma yolunu seçmelidir. Dikkat ediniz, “Çağdaş” demiyorum, “Çağcıl” olması gerekir diyorum ve sosyalizmi sindirmesi gerektiğini belirtiyorum.
    Türkiye, 1938 yılının son aylarından başlayarak yavaş yavaş, daha sonraları hızlanarak bataklığa sürüklenmiştir. Elli, altmış yıl öncesinin Türkiye’sini yaşamış birisi olarak belirtmek isterim ki, dil, din, mezhep, ırk gibi fikirleri düşünmeden bir arada yaşayan yurttaşlar, hızla bilinçsizleştirilerek, fakirlik söylemlerine iyice alıştırlarak bu günlere taşındı. Hızlı dejenerasyonun başlangıcı eğitime vurulan darbelerdir.
    “Yurttaşlık Bilgisi” gibi, önemi adı üzerindeki bir ders okullardan kaldırılarak, fertlerin “Yurttaşlık” kavramı yok edilerek süreç hızla ilerledi. Şimdi, “Komşunu şikayet et” diyebilen birisinin ön görülerine önem veren bilgisizler topluluğu ne yazık ki ülke geleceğini etkileyecek bir konuda en az % 43 gibi bir çoğunluğa ulaşmış durumdadır.
    CHP ya da hangi siyasi örgüt ise, Sosyalizmi kısa sürede, çağcıl bir uygulama ile ele almalıdır. Eğitim, sağlık, işsizlik, inanç, ziraat, ticaret, sanayi, ekonomi, uluslararası ilişkiler, hepsi tüm yurttaşları kucaklayacak biçimde ve en kısa sürede hayata geçirmelidir.”

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s