GÜLTEKİN EMRE’NİN NİSAN 2014 VARLIK DERGİSİNDE “KAMBUR” KİTABIM İLE İLGİLİ YAZDIĞI YAZI

 

 

2014-03-13 19.51.24

 

Salı. –  Cüneyt Ayral’ın Kambur’u (Oğlak 2014) Necati Tosuner’inkinden farklı; şiirlerden oluşuyor çünkü. Duygularındaki, yaşamındaki anarşistçe bir “Başkaldırma”nın şiirini sessizce sürdürüyor Cüneyt Ayral. Şiir Mezarlıkları’ da yer alan şiirleri başka bir “başkaldırma”nın dışa vurumudur; şiirin aynasındaki hayatla yüzleşmenin şiirleri. Kostantiniye Haberleri Gazetesi dağılıp çözülen, giderek yozlaşan, taşralaşan, özgünlüğünü yitirmeye başlayan, her yerinin inşaat alanına dönüştürüldüğü İstanbul’a dikkat çekmek için çıkmıştı. İstanbul Şarkıları’nda yer alan şiirler de yokolmaya başlayan İstanbul’a yakılan uzun bir ağıttı. Opus 7, Birinci Nar senfonisi, sesle müzik harmonisi şiirin kapısını aralar.  Lodos-Leandros-Lakhesis’teki duyarlı şiirler. Sonra tüm şiirleri: Mürekkep Kâat ve Sen – Şimdi Şiir Zamanı çıkagelir kendine dönüp bakarak. İlhan Berk, onun için, “şiirin yeraltı işçisi” diyor ya, öyle. Sessiz ama uzun uzaklarda ülkesini ve sevdiklerini düşünerek, özleyerek yaşarken, içinde de şiirler birikir ve dayanılmaz, ağır bir yük haline gelen kamburu oluşturur dizeler, imgeler.  Ülkemizdeki siyasal baskıya, adaletsizliğe, hukuksuzluğa…  dayanamaz Fransa’da yaşamayı seçer. Kambur, dört bölüm : “40 Yıl Sonra”, “İklil’e Şiirler”, “Aşkın Özel Tarihi”  ve “Kambur”.  İlk kitabından 40 yıl sonra yayımlanan Kambur’da Cüneyt Ayral, “Sözcüklerin tılsımına” sığınır. Sezdirmeli, felsefesini iyi oluşturmuş, hayatı iyi gözlemlemiş, duygularını iyi damıtmış, başkaldırıyı, diklenmeyi elden bırakmamış şiirlerle yeniden merhaba diyor şiir okurlarına.  Kısa, vurucu, yarım dizelerden oluşuyor şiirler: “yanağımda / kızgın demirin / dağlaması // gibiydi dokunduğun / iz kaldı, / izin!” Yaşam, aşk ve ölüm üçgenindeki zamanın izini sürüyor: “yaşama / sürgün / ettin mi / kendini / aşk / acıya sarıyordur!” Yer yer aforizmamsı deyişlere de rastlanıyor: “Mataramda su var / ama çöl / Uçsuz bucaksız” Her şey hayata dairdir ama geçmiş de unutulmuyor: “Öyle bir şey yazmalıyım ki / her şey o yazıda durmalı / ve hatta yazdığımla / yaşam geriye sarmalı.” Oraya buraya yazılmış birbirlerine uzak düşmeyen dizeler, kısacık şiirler toplamı, Kambur. “Her yeni sayfasında / Defterlerin / Yeniden başlayacakmış gibi / Duruyor yaşam / Tam karşımda. “ “Hrant Dink için” yazdığı şiirde kısa Türkiye tarihinin izini sürmek olası. Sabahattin Ali’ye, Deniz Gezmiş’lere,  dönemin başbakanı Süleyman Demirel’e, Reyhanlı’da öldürülenlere, Gezi Parkı’nda “gaza boğulan”lara… göndermeler unutulacak gibi değil. Ülkemizin hali “Sokaklarda kurşun, / Caddelerde saldırı, / Yollar kirlenmiş…” Ve polis copuyla öldürülenler… Kambur’un son şiiri: “İlle Memleketim”. Ülkeden ayrı yaşamak zorunda kalmanın üzüntüsünün, kırgınlığının, sıkıntısının dizelere yansıması: “Yol uzun / Vakit ise dar, / Her beyaz evin kirecinde / Kan izleri… Deniz mavi / Göz yaşlarıyla taşmış,” Yarın uzak, ülke daha da uzak. Başka bir ülkeden ülkemizin düşürüldüğü utanılası durumları izlemek, ne acı! Ustalığın kanıtı, Kambur.

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under HABERLER, TANITIMLAR & DUYURULAR, ŞİİRLER

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s