GERÇEKLERİ GÖREMEZSEK EĞER…

Gerçekleri görmemiz gerekiyor.

Biz Facebook’ta Twiter’da yazışırken, birlik olup sorunları aşmaya uğraşırken, 75 milyonluk Türkiye’nin rahat bir uykusu var, onların dünyadan değil, ülkelerinden bile haberleri yok.

İktidar meseleyi bizden çok daha iyi çözmüş, ortaya çıkan bir olay gazetelerde, televizyonlarda haber olur olmaz, hemen bir yalanlama kampanyası başlatılıyor, ardından, öyle bir gündem yaratılıyor ki herkes o gündeme kaptırıyor kendisini. Bizler dahil! Baksanıza günlerdir kedi karikatürleri ile yatıp kalkıyoruz, eğleniyoruz.

Başbakan, Anayasa Mahkemesi’nin kararının “milli” olmadığını “beyan” ediyor ve sosyal medyanın şirketlerden oluştuğunu söylüyor.

Hukuğa inanmıyor, insan hak ve özgürlüklerinin “milli” olması gereğini savunacak kadar cahil, ama umursamıyor. Aslında “cahil” değil, “uyanık!” çünkü insanları böylece uyutabileceğinin bilincinde. “Helâl olsun bak, AYM’nin kararına bile karşı çıkabiliyor..” dedirtecek insanlara…

PTT, Devlet Demir Yolları, Türk Hava Yolları, Elektirk ve Sular idaresi gibi kurumların hiç birisi şirket değilmiş gibi, birkaç cümle ile algıları farklılaştırmayı becerebiliyor, çünkü insanlarımız düşünmeyi sevmiyor, duyduğunu kabul edip, olduğu gibi algılamayı tercih ediyor.

Muhalefet ise bir başka alem…

17 Aralık’çılar ile seçime girmişler ve yeterli önlemleri almamışlar, her anı kaydetmemişler, şimdi kayıt kuyut peşindeler. Bu kadarı da olmaz dedirtiyorlar insana…

Fransa’da yerel seçimlerde beklediğini bulamayan Sosyalist Parti ne yaptı? Hemen hükümetini değiştirdi ve gencecik insanları bakanlıklara getirdi… Seçimde başarılı olmayan CHP ne yaptı? Hâlâ iç çekişmeler ve sanki seçim öncesindeymişiz gibi itişmeler devam ediyor…

Bizim bizi okumakta olduğumuz Twiter ya da Facebook’ta bile “bizim cemaat ile, Pensilvanya ile bir ilişkimiz YOKTUR” falan gibi bir nota hanüz raslamadığımız için, herkes bunun üzerine gidiyor. CHP’nin içindeki ayrışmanın sesleri iyiden iyiye yükseliyor…

“Ben kaybedeceğim seçime girmem” diyen Mustafa Sarıgül, ortaya çıkıp nerede yanlış yaptığını anlatmak zorunda değil midir? Neden sesi soluğu çıkmıyor?

Türkiye’yi “yalan” yönetiyor. Görmemi gereken ilk ve temel gerçek bu… İnsanlar neden yalana inanıyor? Bunu anlamak için ne yapmaya başladık? Hangi sosyologlar ne tür çalışmalar yapıyorlar? Bize ne zaman nasıl bir sonuç açıklayacaklar?

Türkiye “hırsızlığa” prim veriyor! Bunu ben anlamakta güçlük çekiyorum. Bu durumu anlamakta güçlük çeken, koskoca Türkiye’de hiç savcı falan yok mu? Hiç mi hakim kalmadı bu işlere re’sen bakacak? Hukuk sistemimiz aslında birkaç hakim ve sevcının yerleri değiştirilince çökecek kadar zayıf mıydı? Türkiye Barolar Birliği bu konuda bize bilgi vermeyecek mi?

Önümüzde cumhurbaşkanlığı seçimleri var ve muhalefetin kimi önereceği henüz belli değil! Peki bu seçim için çalışmaya ne zaman başlayacağız? Seçime beş kala mı?

Bu soruların cevaplarını öğrenene kadar politik yazı yazamamaya kararlıyım…

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under SİYASİ YAZILAR, YAZILAR

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s