V.BAHADIR BAYRIL KİDONYA DERGİSİNDE KAMBUR’U YAZMIŞ…

Screen shot 2014-04-22 at 21.22.28

 

KENDİ KENDİNİN AVCISI BİR ‘KAMBUR’

V.B.Bayrıl

 

Kambur’da sırtındaki şiir yükünü kağıda bırakıyor Cüneyt Ayral. Nazik ve zarif bir reveransla.

Kırk yıldır şiir yazan, gizli bir şiir işçisi o. Kambur’un önsözü gibi okunan “ 40 Yıl Sonra” başlıklı metin, bu yolcuğunu ana duraklarını anlatıyor/hatırlatıyor zaten.

90’lı yıllardır Cüneyt Ayral ile tanışıklığım. Belleğim beni yanıltmıyorsa Hilmi Yavuz’un evinde olmalı. Bir yemek sonrasında. Hoca’ya yazdığı roman hakkında fikrini soruyordu.

Günlük hayatında papyon kravat takan üç insan tanımıştım o zamana kadar. Doğan Hızlan, Celal Şengör ve Cüneyt Ayral. En gençleri Cüneyt’ti…

İlgili ve bilgilidir. Çok da geniş bir çevreye sahiptir. Yıllar içinde Türkçeye “iç giyim” kavramını yerleştirmiş biridir de… Kadın iç çamaşırları ticaretini yapan bir estet … Aslında çok çarpıcı bir ikili bu…

Fetiş, tutku, cinsellik, edebiyat, yemek, kadın, sosyete, sanat dünyası, fotoğraf, resim, yazı, ülkeler, şehirler, kitaplar, sergiler; Cüneyt Ayral’ı düşündüğümde bunlar geliyor aklıma. Birisi yazsa, “hayatım roman” denecek bir karakter…

Kambur benim okuduğum ilk Cüneyt Ayral şiir kitabı. Ne düşünüyorum? Hiç fena değil, en azından Enis Batur seviyesinde şiir yazabiliyor Cüneyt Ayral. Türkçe şiiri okumuş. Bilgili. Türkçesi tertemiz. Dize zevki var. Mesela; Zaman düştü

/ Paramparça / Eritilmiş gümüş sanki /Siyah beyaz” gibi hayli soyut ama o oranda modern resmi andıran dizeler yer alıyor Kambur’da…

 

Üç ana bölümde toplanmış Kambur’daki şiirler: İklil’e Şiirler, Aşkın Özel Tarihi ve kitaba adını veren Kambur

 

Kambur’un bu ilk bölümü yaşanan bir aşkın kimi anlarından çarpıcı tanıklıklar, yaşantı parçaları seriyor önümüze. Aragon’un Elsa’ya Şiirler’ine nazire yaparak:

 

Bir aşktan daha çırak çıktım…

 

Zamana dur dedim, dinlemiyor,

Yel öyle sert esiyor ki,

 

Kambur’da belki de Cüneyt Ayral’ın fotoğraf sanatına olan aşinalığından gelen çoğunlukla enstantane duygusu veren ve bu yönüyle de yer yer haiku tadında şiirlere rastlıyoruz çoğunlukla. Olgun bir ses var onlarda:

 

Birdenbire oldu

     (ne olduysa!)

Çarpışmanın sesini duymadım

Sözcükler o denli çarpıcıydı.

Telefon çaldı

         Başladı…

 

Haiku ile fotoğrafın enstantane estetiğinin dile dönüşmüş bir başka örneği ise aşağıdaki dizelerde çıkıyor karşımıza:

 

Sustukça

Ses

Bağırdı

Sonbaharın yaprak hışırtıları bile

Dinip kaldı

Bu çığlığa.

Mevsim mi değişiyor yoksa?

 

Kambur ağırlıklı olarak Aşk şiirlerinden oluşuyor. Kitaba asıl ağırlığını veren şiirler onlar. Sevilen, sevdiği kadınlara yazdığı şiirler bunlar bir şairin. Haliyle Cüneyt Ayral’ın benim çok görmediğim bir yönünü ortaya koyuyorlar; lirizm…

 

Evet, Cüneyt Ayral’dan beklemediğim bir “lirik bakış, söyleyiş, duyuş’ yer alıyor Kambur’da. Bir sırt ağrısı gibi değil, bir gönül ağrısı olarak şiirler.

 

Belirttim, Türk şiirini biliyor Cüneyt Ayral. Okumuş. Kambur’daki kimi göndermelerle bunu da açık ediyor bazen:

 

şimdi

“veda”nın saati.

Bakalım

       61inci yüzyılda

ne kadar sürecek

aşkın

       acısı.

 

Nazım’a yapılan bu açık atıfın dışında, başka birçok gönderme daha var Kambur’da . Elbette bilene, görene. Kambur bir sürü incelikle ve zevkle örülmüş bir kitap. Tanışmakta fayda var. Bir estet’in Aşk’a ve kadına olan lirik bakışının izini sürmek için.

 

 

 

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under HABERLER, SANAT, TANITIMLAR & DUYURULAR

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s