İŞTE SOMA GERÇEĞİ !

DOSTUM AYDIN ESEN’DEN AZ ÖNCE ALDIĞIM BİR E MAİL’İ PAYLAŞIYORUM…

537243da1a65ccf04aad1508

Ulusumuzun başı sağolsun.

Kurumsal ve sosyal olarak çözülmekte olan ülkemizin geldiği noktayı çok acı olarak yüzümüze çarpan bir facia.

Bu tür acı olaylarla karşısında “Bu son olsun”, “Yeter artık”, “Bu kadar da olmaz” laflarını tükettik ve hiçbir anlamı olmadığını, hiçbir tedbir alınmadan benzer olayların tekrarlandığını ve bu yönetim anlayışı sürdükçe tekrarlanacağını maalesef biliyoruz.

Kaybettiğimiz canların sayısı arttıkça yüreğimdeki burkulma ve daha da artacağı korkusu yanında bir işçi babasının ölen oğlunun 15 yaşında olduğunu açıklamasını kulaklarıma inanamayarak dinledim.

Önceliği insana vermeyen bir anlayışın yıllar süren ve birbiri üzerine eklenen hatalı uygulamalar zincirini açıklayan “Dünya’da ve Türkiye’de Maden Kazaları ile ilgili bir araştırma” ile “Çocuk İşçilerle ilgili Yönetmelik” hakkında 2 yazı aşağıdadır.

—————————————————————————————————————————————————————–

140001774043137

MADEN KAZALARINDA NEDEN AÇIK ARA ÖNDEYİZ

TÜRKİYE madenlerde ölümlerde dünya sıralamasının en üst sıralarında yer alıyor. Dünyanın ilk iki büyük kömür üreticisi olan Çin ve ABD’de meydana gelen maden kazaları incelendiğinde taş kömürü için milyon ton üretim başına ölüm oranlarının Türkiye’den düşük olduğu görülüyor. 2008 yılında, Çin’de milyon ton başına düşen ölüm sayısı 1.27 iken, aynı oranın Türkiye’de 5 kat daha fazla olması dikkat çekiyor.

Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’nın (TEPAV) raporuna göre, 100 milyon ton kömür üretimi başına düşen ölüm sayısı ABD’de 1 ile 6 arasında değişirken, Türkiye’de bu sayı yıllara göre 900’ü dahi aşıyor.

TEPAV’ın 2010 tarihli “Madenlerde Yaşanan İş Kazaları ve Sonuçları Üzerine Bir Değerlendirme Raporu”nda yer alan verilere göre, Türkiye’de maden ocaklarındaki ölümlerin kömür üretimine oranı dünyanın en büyükleri arasında yer alıyor.

Buna göre, üretilen yüz milyon ton kömür başına en az ölüm 256 kişi ile 2006 yılında oldu. Bu rakamın en yüksek olduğu yıl, 100 milyon ton üretime 923 kişinin öldüğü 2003 yılı oldu. Türkiye’de yüz milyon ton üretimde 2000 yılında 710 kişi ölürken, 100 milyon ton başına ölen madrenciler 2008 yılında 722 kişiye çıktı.

Buna karşılık, dünyanın en büyük kömür üreticileri ABD ve Çin’deki kömür üretimi başına düşen ölüm oranları Türkiye’nin çok gerisinde kaldı. Çin’de yüz milyon ton üretim başına düşen ölüm oranları 2000-2008 yılları arasında 150 ile 411 kişi arasında, aynı dönemde ABD’de ise 1 ile 6 kişi arasında arasında değişiyor.

TAŞ KÖMÜRÜ OCAKLARINDAKİ ÖLÜM ORANI
Maden kazaları ile ilgili istatistikleri incelediğimizde kazalardaki ölüm sayılarının taş kömürü ve linyit ocaklarında anlamlı şekilde farklılaştığı görüldü. Milyon ton başına düşen ölüm sayısı 2007 yılında taş kömürü ocaklarında linyitin 30 katı kadar. Yıllara göre bakıldığında aradaki fark değişmekle birlikte yine de her yıl taş kömürü ocaklarındaki ölüm oranı linyitin oldukça üzerinde.
TÜRKİYE MADENLERİNDE ÖLÜMLER
TEPAV’ın raporunda yer alan verilere göre, Türkiye kömür sektöründe, 1991-2008 döneminde iş kazaları ve meslek hastalığı nedeniyle toplam 2 bin 554 kişi yaşamını yitirdi. Bu kazalarda yaralanıp sürekli iş göremez hale gelenlerin sayısı ise 13 bin kişiyi geçti. Türkiye’de 2000-2008 yılları arasında taş kömürü maden kazaları sonucunda hayatını kaybedenlerin sayısı 135 oldu.
Madencilik sektörü iş kazaları ve meslek hastalıklarının en fazla görüldüğü sektörlerden biri. Türkiye’de son yaşanan Zonguldak maden kazası ve son yıllarda bu tür kazaların sıklıkla tekrarlanması ve ölümlerin yaşanması maden ocaklarının yapısı, işçi sağlığı ve güvenliği ile ilgili soruları gündeme getirdi. Sadece kömür sektöründe, 1991-2008 döneminde iş kazaları ve meslek hastalığı nedeniyle toplam 2 bin 554 kişi hayatını kaybederken, sürekli iş göremez hale gelenlerin sayısı ise 13 bin 87’e ulaştı.

ÖZEL İŞLETMELERDE ÖLÜM ORANLARI DAHA YÜKSEK
Taş kömürü üretiminin Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) ve taşeronları tarafından yapılması dışında 2000 yılı sonrasında özel işletmeler tarafından da üretim yapılıyor. Kazalar sonucu meydana gelen ölüm sayılarına TTK ve özel işletilen maden ocakları ayrımında bakıldığında milyon ton üretim başına düşen ölüm sayısının özel işletmelerde daha fazla olduğu görülüyor. Özel işletmeli maden ocaklarında 2000 yılından itibaren üretim yapılıyor fakat asıl üretim artışı 2005 yılından itibaren görülüyor. Özel ocaklarda üretim başına düşen ölüm sayısının 2003 yılında bir sıçrama göstermesinin nedeni ise 2002 yılına göre hem üretimin düşmesi hem de kaza sonucu ölen kişi sayısının iki katına çıkması olarak gösteriliyor.
—————————————————————————————————————————————————–
ÇOCUK İŞÇİ ÇALIŞTIRILMASI YÖNETMELİĞİ EKİM/2013’TE YAYINLANDI.

Soma’da yaşanan felaket çocuk işçilerin ağır işlerde çalıştırılmasını da gündeme getirdi. Resmi Gazete’de geçen Ekim ayında yayınlan karar ile “çocuk ve genç” işçilerin çalıştırılma usul ve esasları hakkında yönetmelikte değişiklik yapıldı. Yönetmelikteki yeni düzenlemeyle, “Mesleki Eğitim Kanunu kapsamında mesleki ve teknik eğitim okul ve kurumlarından mezun olan meslek sahibi 16 yaşını doldurmuş genç işçiler; sağlığı, güvenliği ve ahlakının tam olarak güvenceye alınması şartıyla bu Yönetmeliğin eklerinde belirtilen sınırlamalara bağlı kalmaksızın ihtisas ve mesleklerine uygun işlerde çalıştırılabilirler” denildi.

DHA’nın sorularını yanıtlayan DİSK Araştırma Dairesi Başkanı Dr. Ferit Serkan Öngel, yapılan yönetmelik değişiklikleri ile çalıştırılma yaşlarının mümkün olduğu kadar gevşetilmeye çalışıldığını belirterek, “Çocukların iş hayatına geçişini kolaylaştıracak düzenlemeler geldi. Bu ucuz istihdam startejisinin temeli ve yaygın bir şekilde bu tür düzenlemelerin olduğunu görüyoruz. Bu bir strateji aslında. Taşeronlaşmanın yaygınlaşmasını sağlayacak düzenlemeler, çocuk işçilerin katılımındaki sınırlamaları kaldıracak düzenlemeler yapılıyor. 2011 yılında yeni bir düzenleme ile çıraklık ücretleri düşürüldü. Mesleki eğitimle mesleki hayata ucuz iş gücü olarak çalıştırma yönelimleri oldu. Türkiye’de bir kara düzen yürüyor. İş kanunun ile uygulanmadığı bir düzenden geçiyoruz. Taşeronlaşmada iş kanununda ki uygulamalardan kaçmak için yaygınlaşıyor” dedi.

“İŞ DENETİMİ TİCARİ BİR BOYUTA GELDİ”
Çocukların ucuz iş gücü olarak iş hayatına dahil edilmesinin politik bir yönelim olarak değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Öngel, “İş güvenliği yasaları genişletiliyor ama uygulanmadığı görüyoruz. Çocukların madene indirilmemesi gerekiyor. İşçi sağlığı ve iş güvenliğine dair yasa çıktı ama bunun işlemediğini görüyoruz. Denetim olanakları arttı ama dışarıdan bağımsız olanaklar kalktı. İş denetimi ticari bir boyuta geldi. Sistem çok ciddi açıklar vermeye başladı. Bu olayla da sendikalara çok ciddi ihtiyaç olduğu ortaya çıkmış oluyor” diye konuştu.
“ÇOCUĞUN ÇALIŞTIRILMASI BAŞKA BİR VAHŞETTİR”
DHA’nın sorularını yanıtlayan İTÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emre Gürcanlı da, yönetmeliklerin sürekli değiştirildiği ve takip etmenin zor olduğunu belirterek, “18 yaşından küçük çocuğun madende çalıştırılması başka bir vahşettir” dedi ve şöyle konuştu:
“Rakamın tespit edilememesi mümkün değil. Bu koca bir yalan. Vardiya değişimi olsa bile bu basılan kartlardan tespit edilebilir. Tespit edilmemesi, ‘kaçak işçiler mi var’ sorusunu akıllara getiriyor. 15-16 yaşında bir gencin çalıştırılması, illa o işi yapılması gerekmez. Geziler düzenlenir, modüller uygulanır. Teknik geziler kapsamında, mühendislik öğrencileri, meslek lisesi öğrencileri staj yapar. Temel olarak madende yapılan işleri yapmazlar. Cumhurbaşkanlığı tarafından hazırlanan Devlet Denetleme Kurulu raporu var. Bu rapor yaşanacakları bizzat anlatıyor. Rödovans sistemin taşeronlaşma ve benzeri işlerin bir madenin bütünlüğü bozduğunu ortaya koyuyor. Bir madenin işletilmesini başka bir şirkete verirseniz o başka taşoronlara dağıtır. Böyle bir çalışma olmaz. Çünkü bir maden bütünlük içinde çalışıyor. Bütünsel olarak bakmak gerekir. Maden işi çok basit ve zor bir iştir. Merkezi olarak yapılması gereken bir planlama işidir. Bu planlamayı yapamadığınız ya da geri plana ayırdığınız zaman felaket olur.”
AĞIR VE TEHLİKELİ İŞLERDE ÇALIŞITIRILMA YAŞI DÜŞÜRÜLDÜ
Gürcanlı, Eğitim sisteminde yapılan 4+4+4 düzenlemesinin ardından, “Çocuk ve Gençlerin Çalışma Usulleri Yönetmeliği de değiştirildi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, ağır ve tehlikeli işlerde çalışma yaşını 16’ya indirdiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:
“16 yaşından gün almış çocukların artık ağır işlerde çalıştırılması yasal hale getirildi. Yasaya göre 15 yaşını doldurmuş ancak 18 yaşını bitirmemiş işçiler genç işçi sayılırken, 14 yaşını tamamlamış ancak 15 yaşını bitirmemiş işçiler çocuk işçi olarak tanımlanıyor. Yeni düzenlemede yönetmelikte bulunan ‘çocuk ve genç işçilerin çalıştırılamayacakları işler’ başlıklı liste ise kaldırıldı. Böylelikle çocuk ve genç işçilerin ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılmasını yasaklayan en önemli madde kaldırılmış oldu. Bunun yerine listeye ’16 yaşını doldurmuş fakat 18 yaşını bitirmemiş genç işçilerin çalıştırılabilecekleri işler’ listesi eklendi. Bu listede kiremit, tuğla ve ateş tuğlası işleri ile parafin ve plastik imalatı, selüloz üretimi ve benzeri işler var. Bu düzenleme ile 16 yaşına girmiş, daha lise 2. sınıfa gitmesi gereken işçi çocuklarına fabrikaların yolunu gösteriyor. Üstelik tüm bunları küçük yaştan itibaren ağır ve tehlikeli işlerde çalıştıracağı, yaşamını karartacağı işçi çocuklarını çok düşünüyormuş pozları keserek yapıyor. Yaş kayıtlarına bağlı olarak müsaade edilen işlerden olsa dahi güvenlik açısından riskli, sağlığa zararlı ve meslek hastalığına yol açacak işlerde 18 yaşından küçükler çalıştırılmamalı’ diyor.”
——————————————————————————————————————————————————
13 Mayıs 2014 22:25 tarihinde ‘muharrem kilic’ via bilaylılar <bilaylilar@googlegroups.com> yazdı:
Şu anda derinden derine yüreklerimizi dağlayan, korkulu bir bekleyiş içindeyiz. Aradan 7 saat geçmiş olmasına karşın, TV haberleri umudun giderek azaldığını hissettiren bir sözel ve görsel görüntü monotonluğu ile sürüyor. Resmi bir açıklama henüz yok. Baş sorumlu Enerji Bakanı Soma’ya henüz hareket edebildi.
Yerin 2 km altında ölüm kalım savaşı veren işçilerin sağ salim kurtuluşunu düşünmek, dilemek ve sağlamak dışında ne desek boş ve uygunsuz. Tam da şimdi hiç sırası değil biliyorum, ama aslında söylenecek o kadar çok şey var ki..!
Tek dileğim bu iş cinayetinden en az hasarla kurtulunması. Ve hiç değil bundan böyle, özellikle aydınlarımızın hamaset ve safsatayı bırakıp, sanal değil gerçek insan ve toplum sorunlarıyla ilgilenmesi.

On Tuesday, May 13, 2014 8:24 PM, vecdi seviğ <vecdi.sevig@gmail.com> wrote:

Değerli arkadaşlar;
Soma’daki iş cinayeti haberleri nedeniyle 29 Nisan 2014 günü, yani tam 15 gün önce, TBMM Genel Kurulu’nda Manisa Milletvekili Özgür Özel ve arkadaşlarının meclis araştırması önergesinin öncelikli görüşülmesi talebinin nasıl reddedildiğini tutanaklardan kısa bir özetle anımsatmak istedim..
Vecdi

Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
24. Dönem 4. Yasama Yılı 82. Birleşim 29/Nisan /2014 Salı

ÖNERGE:
Manisa Milletvekili Özgür Özel ve arkadaşları tarafından Soma’daki tüm maden ocaklarında meydana gelen iş kazalarının ve yaşanan ölümlerin sorumluları ile nedenlerinin araştırılması amacıyla 23/10/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırma önergesinin (1060 sıra no.lu) Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 29/4/2014 Salı günlü birleşimde sunuşlarda okunması ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.

GÖRÜŞMELERDEN ÖZET

ÖZGÜR ÖZEL (CHP/Manisa) – Bugün verdiğimiz araştırma önergesi Soma’daki işçi kayıplarıyla ilgiliydi. Soma’da maden ocaklarında sürekli patlamalar oluyor ve o patlamalarda işçilerimizi kaybediyoruz. Verdiğimiz soru önergelerine cevap: “10 kere denetledik, 66 tane kusur, şu kadar para cezası verdik.” Sonuç: Yeni patlama, yeni ölümler.

Peki, bir şirket var, adı Uyar Madencilik; Manisa milletvekilleriyle en iyi ilişkiler hâlinde. Bu madencilikte o kadar büyük sıkıntılar, kusurlar var ama son kazaya kadar defalarca denetlendi, bir türlü ceza almadı. Peki, bu işin kerameti ne? Bu işin kerameti ve hikmeti bu barette gizli arkadaşlar, bu barette. Sayın Başbakan Manisa’da Cumhuriyet Meydanı’na çıkar, der ki: “Somalı işçi kardeşlerim burada mı?” Askerî bir disiplinle dizilmiş 3 bin Somalı maden işçisi baretleri kaldırır, neşesiz, mutsuz, heyecansız, dimdik durur. Çünkü bir gün önce onların yemek fişleri madende toplanmıştır, ertesi gün miting alanı çıkışında geri dağıtılacaktır. Başbakan selamlanacak, çıkarken kimlik geri alınacaktır. Yevmiye işlemektedir, Başbakan için görev yapılmaktadır. Selamı çakarsın, çakmadıysan ertesi gün işinden olursun. İşinden olmayanlar madene inerler. Maden patlar, işçi ölür; ölen ölür, kalan sağlar Recep Tayyip Erdoğan’a yetmektedir.
….

MUZAFFER YURTTAŞ (AKP/(Manisa) -Yaklaşan 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı, bir işçi emeklisinin çocuğu olarak tebrik ediyorum. AK PARTİ sayesinde 1 Mayıs, İşçi Bayramı ve resmî tatil olmuştur. Burada, 2009’da bunun bayram olduğu ifade edildi; evet, AK PARTİ iktidarında bu, bayram yapılmıştır.

Yer altı madenlerimizin yeryüzüne en güvenilir yöntemle çıkarılmasının yanındayız. Yine, Haziran 2012 yılında 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası AK PARTİ tarafından hizmete sokulmuştur. “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” düsturuyla hareket etmeye ve bir insanımızın bile burnunun kanamaması için gerekli tedbirleri almaya devam edeceğiz. Kamu ve özel sektörde aynı hassasiyeti göstereceğimizden kimsenin şüphesi olmasın. Hiçbir kurum ve kuruluşa karşı bu konuda toleransımız olamaz. Çare, madenleri kapatmak değil; üretim ve istihdamı artırmak, iş sağlığı ve güvenliği konusunda gerekli çalışmaları yapmaktır.
….
ERKAN AKÇAY (MHP/Manisa) -2013 yılı sonu itibarıyla Soma’nın nüfusu 105 bindir. Soma’da çalışan nüfusun yaklaşık 16 bini maden çalışanıdır. Maden çalışanlarının 14 bini özel sektörde, 2 bini kamu madenlerinde çalışmaktadır. Maden çalışanlarının yaklaşık 12 bini de yer altında çalışmaktadır. 105 bin kişinin yaşadığı Soma’da, 2013 yılında, sadece Soma Devlet Hastanesinde 650 bin poliklinik, 150 bin acil yardım hizmeti verilmiştir. Yine, 2013 yılında Soma ilçemizde 5 bin iş kazası meydana gelmiştir. Bu kazaların yüzde 90’ı maden ocaklarında, maden sahalarında yaşanan kazalardır. Maden kazalarının birçoğunu da yanık yaraları oluşturmaktadır. Soma Devlet Hastanesinde yanık ünitesi olmadığı için özellikle maden kazalarındaki yanık yaralıları başka illere sevk edilmek için saatlerce bekletilmekte, bu da ölümlerin artışına neden olmaktadır. Acilen, Soma Devlet Hastanesinde de yanık ünitesi kurulması ihtiyacı vardır. Bugüne kadar Soma’daki Türkiye Kömür İşletmelerine bağlı Ege Linyit İşletmesindeki kazalarda 79 madenci hayatını kaybetmiştir.

Bazı özel maden şirketlerindeki kaza istatistikleri ise âdeta insanın kanını dondurmaktadır. AKP’li bir milletvekilinin arkasında olduğu iddia edilen “Uyar Madencilik” adındaki bir şirket, 17 Aralık 2003 yılında kamudan Darkale maden ocağını kiralamıştır. Bu maden ocağında 2011 yılında 238 -lütfen, dikkatinizi çekiyorum değerli milletvekilleri- 2012 yılında 255 iş kazası olmuş, 2003-2013 yılları arasındaki kazalarda da 10’dan fazla işçi hayatını kaybetmiştir. Biraz önce de sayın konuşmacıların dile getirdiği üzere bu bilhassa Darkale maden ocağı işletmelerinin işçileri, yıllardır AKP’nin Manisa seçim mitinglerine zorla baretleriyle birlikte getirilmektedir.
BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under HABERLER, YAZILAR

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s