Monthly Archives: Haziran 2014

Mekke’de Tenis ! (Wimbledon 2014)

pic-wimbledon

 

Wimbledon “Tenisin Mekkesi” olarak anılır. Çim kortların şahıdır. Ancak çim kortta oynamak diğer kortlardan zordur. Neyse ki oyunculardan ve başta yayıncı kuruluşlar olmak üzere çeşitli sponsorlardan gelen baskılar sonucu kortlar çimlerin üzerinde yapılan çeşitli deneylerden sonra artık eskisi kadar süratli değil. Kullanılan çim artık 8 mm yüksekliğinde %100 İtalyan kökenli yem-bitkisidir (ryegrass). Topu daha kavradığı için yavaşlatır.

– Çim kortların sezonu çok kısadır. 2-3 haftadan/turnuvadan ibarettir. Adeta salt Wimbledon olduğu için vardır bu sezon. İngiliz’lere mahsus olan bu antikalıklardan biri olarak ta algılayabileceğimiz bu sorunu aşmak için seneye hem erkek hem kadınlarda çim sezonu birer hafta arttırılıyor. Sürenin kısalığından dolayı çim kortta başarı için bu zeminde oynamayı sevmek önemlidir. Örneğin bir çim kort sevdalısı olan Roger Federer’in Wimbledon’daki geçmişi hem Nadal hem de Djokovic’ten üstündür. Zaten Nadal ile Djokovic’in buraya aynı sevdayla baktığını söylemek zordur ! Neden mi ?

– Çimde çabuk sonuç alınır…Puanlar kısadır. Top pek yükseğe kalkmaz (Nadal’ın en büyük silahlarından biri etkisiz kılınıyor), drop-shotlar ise yeşilliğe değer değmez ölür.

– Burada çok atik olmak lazımdır. Nasıl hareket etmeniz gerektiğine anlık karar vermek gerekir. Wimbledon öncesi alışma turnuvalarından “Queen’s” ve “Halle” oynanırken çime uyum sağlayamayan çoğu tenisçinin tökezlendiklerini hatta düştüklerini gözlemledik.

– Kesinlikle oyununuzu rakibinize kabul ettirmeniz gerekiyor. Burada rakibin hata yapmasını beklemek kendinize feci bir son hazırlamanız demektir.

– Tüm kışı sert zeminde geçirdikten sonra toprağa ; Toprakta 3 ay cebelleştikten sonra 1-2 hafta için çime ve sonra da aylarca bir süre için tekrar sert zemine transfer vücutta epey sakatlık yaratabiliyor. Bu nedenle sporcuların kendilerini bu değişikliklere hazırlaması önemli. Hele çim sezonuna giriş-çıkış çok kısa süreli ve ani olduğu için burası bilhassa hazırlık gerektiriyor. Bir çok raket gençliğine ya da fiziğine güvenip bu eşiği pas geçiyor ve kariyerini tehlikeye atıyor.

Dün başlayan turnuva erkeklerde kayda değer bir sürpriz yaşatmadı. Ağır-abiler adeta antrenman yaparken sadece Nadal hafifçe tekledi ! Kadınlarda ise yaprak dökümü daha ilk turda başladı…Muguruza, Errani, Stosur, Kuznetsova ve ABD’nin büyük ümidi Stephens elendi.

ndp_0039Bizleri ilgilendiren bir maç ta ulusal raketimiz Marsel İlhan’ın iyi bir kura çekerek (kendisi gibi eleme turlarındaki üç maçını da kazanarak ana-tabloya çıkmayı başaran) ABD’li Denis Kudla arasındaydı. 27 yaşına gelmiş, 2006 yılından beri profesyonel tenis oynayan ve kariyerinde 70’lere kadar yükselebilmiş (şimdilerde 151) bir oyuncunun tüm vuruşlarını geliştirememiş olmasını insan anlayamıyor. Marsel, hani neredeyse, antrenörsüz geçirdiği yıllara şimdi eminim üzülüyordur ! Forehand’i tabanca gibi, backhand dökülüyor ; Servisi iyi volesi görülemiyor (zira file-fobisi var galiba !) ; Kazanacağı puanları bitiremiyor. İnanılmaz bir özgüven eksikliği içerisinde. Rakibini neredeyse tribünlere çıkaracak çapraz forehand’lerle perişan ederken, damdan düşercesine maçtaki yegane drop-shot’u yapmayı deneyip (beceremeyip) fileye takıyor ! Üstelik kritik bir puanda. Yazık ki ne yazık. Dökülen ABD tenisinin üçüncü sınıf bir raketi Wimbledon’da kolay kolay karşınıza gelmez. Hoşkalınız.

Bekir Emre

 

Yorum bırakın

Filed under Bekir Emre yazıları

AYAĞINIZA KURŞUN SIKMAYIN !

 

ekmeleddin-ihsanoglu-stand-up-roportaji-cuneyt-6165136_1873_b

Biz duygusal milletiz, aklımızla duygularımız hep birbirine karışır, adam size hükmetse bile, güçlü diye hoşumuza gider. Bayrak yere düştü mü, kim kimdir fark etmez herkes birleşir, bayrak yerden kalkınca herkes birbirini yer. Bu ve buna benzer pek çok duygusal örnek verilebilir bizim davranışlarımız üzerine..

Ekmeleddin İhsanoğlu, CHP ve MHP nin çatı adayı olarak sunulduğundan beri, özellikle “müslüman” kimliğinden kaynaklanan pek çok eleştiri geliyor ve gerek CHP’nin gerekse MHP’nin bu seçiminin yanlış olduğu üzerine herkes konuşuyor, hatta öylesine ki “bilim adamı” olduğu halde ve aklını kullanmayı bilmesi olağan olması gerektiği halde, CHP içinden karşı çıkanlar da var…

İhsanoğlu’nu bir tek kere Monaco’da uluslararası bir toplantıya konuşmacı olarak geldiğinde gördüm, diğer tüm bilgilerim internet kaynaklı. Ama FARK ETMEZ, benim oyum ona gidecek, çünkü herşeyden önce ben RECEP TAYYİP ERDOĞAN’ı istemiyorum, onu istemediğim gibi AKP iktidarını da istemiyorum ve ona sözü geçecek birisinin ortaya artık çıkmasını istiyorum..

Kendisine herkes “Ekmel” dermiş, öyle diyor..

Ekmel bey seçildiği takdirde, kendisinin bir koalisyonun Cumhurbaşkanı olduğunu bilecek ve o bilinçle hareket edecek, tarihte bırakacağı izin öneminin de farkında olacak… Bu nedenle artık ayağımıza kurşun sıkmaktan vazgeçelim.

Tayyip Erdoğan’ı bugün bulunduğu yere taşıyanlar kimlerdir? Biz değil miyiz? Yetmez ama evet diye oy verenler, evinde oturup ah vah edenler, bu adamlara oy verilmez deyip sandığa gitmeyenler..

Annemin bana bir öğüdü vardı, 18 yaşıma bastığım günden beri uygularım…

Akşam yatmadan önce, aynanın karşısında kendinize bir bakın ve şu soruyu sorun: “Ben bugün kime ne yaptım?” “Yarın kime ne yapacağım?” Eğer orada da kendinize yalan söylemekteyseniz, artık sizin için bir çare kalmamış demektir, ama yalanın bir yararı yok, çünkü AKP iktidarının ve bugün çekmekte olduğumuz sıkıntıların bir tek suçlusu var, o da biziz, çünkü biz ancak ahkâm kesmeyi biliyoruz, ileri geri konuşmayı biliyoruz, ama doğru dürüst düşünmeyi, canımızı dişimize takıp çalışmayı BİLMİYORUZ! Tembeliz, tembel…

Eğer CHP Kürt sorununun çözümü için olumlu bir görüş sergilemiş ise, o zaman Ekmel bey onu engelleyecek gücü kendisinde bulamaz. MHP bugünkü oy oranı ile Kürt sorununun çözümünü engelleyecek güçte değildir. Bunlar Kürt meselesi hakkındaki somut gerçekler…

RTE’nın ne yapmakta olduğu ise gözler önünde…

Bakın, yayın yasağı var, başkonsolosumuz ve diğer esir Türkler hakkında hiç bir bilgimiz yok. Yaşıyorlar mı? Öldürüldüler mi? Ne oldu? Ne zaman gelecekler?

İŞİD sünni bir örgüt ve RTE’nin hayali Sünni bir Orta Doğu, AKP den gelen açıklamalar da bu yönde, yani Türkiye bugün katliamları ile ünlenen bir terörist gurubu mu kolluyor? İşte Ekmel bey bunların hiçbirisine izin vermez, vermek istese bile VEREMEZ, çünkü kimin adayı olarak seçildiğinin bilincinde olacak kadar akıllı olduğu ortada.

Efendim, CHP içinden başka aday mı bulunamazdı? Bulunurdu, hatta ben bir tanesi için yazı bile yazdım. Rıza Türmen’in o makama yakışacağını söylemiştim, ama bugün bakıyorum Ekmel beyin karşısında RTE sus pus.. Tam ters köşeye yattı ve golü yedi, öylesine ki adaylıktan bile çekilebilir, üç dönem şartını salt genel başkan için bile değiştirebilir, çünkü temel korkusu YARGILANMAK…

Bu yazı bitmez… HERKES ŞAPKASINI ÖNÜNE KOYSUN VE BİR KERE DAHA DÜŞÜNSÜN. EKMEL BEY İÇİN İLERİ GERİ YAZMANIN HİÇ BİR YARARI YOK, AYAĞINIZA KURŞUN SIKMAKTAN VAZGEÇİN…

 

Yorum bırakın

Filed under SİYASİ YAZILAR, YAZILAR

Gezi Kitabından Erol Özkoray’a Dava RSF: Dava tüm siviltopluma bir uyarıdır

REPORTERS WITHOUT BORDERS / SINIR TANIMAYAN GAZETECİLER ÖRGÜTÜ / REPORTERS SANS FRONTIÈRES

Press release / Basın açıklaması / Communiqué de presse

16.06.2014

TÜRKİYE

Gezi Kitabından Erol Özkoray’a Dava
RSF: Dava tüm siviltopluma bir uyarıdır
Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütü, Gezi eylemlerinde yaygınlaşan anonim sloganları “Gezi Fenomeni” kitabıyla okurla buluşturan gazeteci Erol Özkoray hakkında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret iddiasıyla dava açılmasını kınadı.

Tüm dünyada basın özgürlüğü için mücadele eden Paris merkezli RSF, dün (16 Haziran) yayımladığı yazılı açıklamada, Özkoray’a açılan ceza davasının “tüm Türkiye sivil toplumuna yönelik açık bir uyarı” anlamına geldiğini savundu.

RSF Doğu Avrupa ve Orta Asya Bürosu sorumlusu Johann Bihr, Temmuz 2013’te yayımlanan kitabın yargılanmasını, “Bir yıl sonra dahi yetkililer Gezi eylemlerini ve Gezi’nin haberleştirilmesini kriminalize etmeyi sürdürüyor. Erol Özkoray gibi tanınmış bir simanın hedef alınması tüm sivil topluma yöneltilmiş açık bir uyarıdır” dedi.

“Bir gazetecinin sadece aktardığı bir konudan dolayı hapis tehdidi altında tutulması kabul edilemez. Suçlamanın kaldırılması ve gazetecinin de derhal beraat ettirilmesini talep ediyoruz. Bu dava, Türkiye’deki yasaların köklü şekilde reforme edilmesinin, özellikle de hakaret ve iftira suçuna hapis cezasının kaldırılmasının ne denli acil bir ihtiyaç olduğunu bir kez daha göstermiştir”.

Geziyi kitaplaştıran tanınmış gazeteciye hapis tehdidi

Özkoray, 2013 yazında güvenlik güçlerinin sert şekilde bastırdığı, 153 gazetecinin yaralandığı, 39’unun da gözaltına alındığı Gezi eylemlerinden kalan duvar yazıları ve sloganlarını kitabında topladığı için hapis istemiyle yargılanıyor.

Özkoray’ın Başbakan Erdoğan hakaretten yargılanmasına 20 Mart’ta İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi’nde başlandı. Türk Ceza Kanunu’nun 125. Maddesinden bir yıldan 32 aya kadar hapsi talep edilen gazetecinin yargılanmasına 17 Haziran’da görülecek üçüncü duruşmayla devam edilecek.

Cumhuriyet Savcısı Hasan Bölükbaşı’nın hazırladığı iddianamede, “Eşeklik etme, halkı dinle”, “Şerefsiz istifa et” veya “Tayyip, suç seni doğuranda” gibi sözlerden Erol Özkoray için cezalandırma talep edilirken kitapta imzası olan diğer bir isim eşi Nurten Özkoray yargılanmıyor.

Dava dolayısıyla bir açıklama yapan Erol Özkoray, “Barışçıl eylem yapanları saldırarak sekiz kişinin ölümüne, 10 bin kişinin yaralanmasına neden olan İslamcı iktidar isyanı ve bunun önemli bir parçası haline gelen sloganlarını unutturmak için elinden geleni yapıyor. Toplumsal hafızamıza kaydedilmiş müthiş yaratıcı, mizahi yönden çok güçlü bu kavramları ve sloganları bir araya getirmek, unutulmalarını önlemek gerekiyordu. Onlar, bu direnişe katılan altı milyona ve halka mal olmuştur. Hepsi de anonimdir, yani eğer yargılanacaksa bütün muhalif halkın yargılanması gerekir ” demişti.
Bağımsız gazeteciliğin önemli siması

İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) düşünce özgürlüğü ödülünü de kazanan Erol Özkoray, bağımsız gazeteciliğin önemli simalarından biridir. Askerin politik yaşama müdahalesiyle ilgili çok sayıda makaleye ve esere imza atan Özkoray hakkında İdea Politika sitesi genel yayın yönetmeni olduğu 2000-2006 döneminde 15 tane dava açıldı. Gazeteci hepsinden beraat etti. Eski Genelkurmay Başkanlarından Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu, bir etkinliğinde askerin medyaya yönelik baskılarına tepki gösterdiği için RSF’yi dava etmiş, Özkoray da Mayıs 2002’de RSF lehinde tanıklık etmişti.

Türkiye, RSF’nin 2014 yılına ait Dünya Basın Özgürlüğü Sıralamasında 180 ülke içerisinde 154. Sırada yer alıyor
TURKEY
Leading journalist facing jail over book about Gezi protests
The third hearing in well-known independent journalist Erol Özkoray’s trial on a charge of insulting Prime Minister Recep Tayyip Erdogan in his book “The Gezi phenomenon” gets under way before a criminal court in Istanbul tomorrow.

Published in July 2013, the book is a social and political analysis of “Occupy Gezi,” a protest movement that the police crushed in the summer of 2013. At least 153 journalists were injured and 39 were arrested while covering the protests.

Özkoray is facing a possible sentence of 12 to 32 months in prison under article 125 of the penal code in a connection with a chapter of the book about the slogans and graffiti painted on the walls of Istanbul during the unrest. The trial began on 20 March.

“A year after the demonstrations, the authorities continue to criminalize the ‘Occupy Gezi’ movement and the way journalists covered it,” said Johann Bihr, the head of the Reporters Without Borders Eastern Europe and Central Asia desk. “By attacking such a well-known person as Özkoray, they are sending a clear warning to Turkey’s entire civil society.

“It is unacceptable that a journalist should be facing the possibility of imprisonment just for reporting comments. We call for an end to this prosecution and the dismissal of all charges against Özkoray. This case yet again underlines the urgency of a complete overhaul of Turkey’s legislation, including the decriminalization of defamation and insult.”

The indictment signed by public prosecutor Hasan Bölükbasi mentions the fact that Özkoray’s book quotes such slogans as “Don’t be an ass, listen to the people,” “You are disgraced, resign” and “Tayyip, it is not your fault that you were born.” The book’s co-author, Nurten Özkoray, is not being prosecuted.

“After violently attacking peaceful [demonstrators], resulting in eight deaths and 10,000 injured, the Islamist government is trying by all possible means to make people forget this uprising, of which the slogans are an integral part,” Özkoray said.

“They had to be compiled for the collective memory because they are very creative, ironic and full of humour. They belong to the people, to the six million people throughout the country who revolted. They are therefore anonymous. Attributing them to me and me alone is a judicial travesty.”

Winner of the 2014 Prize for Freedom of Thought and Expression, awarded by the human rights group IHD, Özkoray is the author of many key books and articles about the army’s dominant position in Turkish politics, and was prosecuted more than a dozen times from 2000 to 2006, when he edited the Idea Politika website.

All of these cases, in which he was usually charged with “denigrating the Turkish armed forces,” ended up being dismissed. He testified in defence of Reporters Without Borders in Paris in May 2002 in a lawsuit brought by Turkish armed forces chief of staff Hüseyin Kivrikoglu over a protest about military pressure on the Turkish media.

Turkey is ranked 154th out of 180 countries in the 2014 Reporters Without Borders press freedom index.

————————–

TURQUIE
Un célèbre journaliste risque la prison pour son livre sur la révolte de Gezi
Le 17 juin 2014 s’ouvre la troisième audience du procès intenté contre le journaliste Erol Özkoray pour son livre intitulé “Le phénomène Gezi”. L’ouvrage publié en juillet 2013 propose une analyse socio-politique du mouvement de protestation “Occupy Gezi”, brutalement réprimé par les forces de l’ordre au cours de l’été 2013. Pas moins de 153 journalistes avaient été blessés et 39 autres interpellés alors qu’ils couvraient les manifestations.

Erol Özkoray est accusé d’“insulte” à l’égard du Premier ministre Recep Tayyip Erdogan pour un chapitre recensant divers slogans et graffitis tracés sur les murs d’Istanbul à l’époque des troubles. En vertu de l’article 125 du code pénal, le journaliste risque une peine aggravée d’un an à 32 mois d’emprisonnement pour “insulte envers un représentant de l’Etat”. Le procès s’est ouvert le 20 mars 2014 devant le tribunal correctionnel d’Istanbul.

“Un an après les manifestations, les autorités continuent de criminaliser le mouvement ‘Occupy Gezi’ et sa couverture journalistique, déplore Johann Bihr, responsable du bureau Europe de l’Est et Asie centrale de Reporters sans frontières. En s’attaquant à une figure aussi connue qu’Erol Özkoray, elles adressent un avertissement clair à l’ensemble de la société civile.”

“Il est inacceptable qu’un journaliste risque la prison pour des propos qu’il n’a fait que rapporter. Nous demandons l’abandon des poursuites et la relaxe immédiate du journaliste. Cette affaire souligne à nouveau l’urgence de réformer en profondeur la législation turque, en dépénalisant notamment la diffamation et l’insulte.”

L’acte d’accusation signé par le procureur de la République, Hasan Bölükbasi, reproche à Erol Özkoray d’avoir cité dans son ouvrage des slogans tels que : “Ne fais pas l’âne, écoute le peuple”, “Tu es déshonoré, démissionne”, ou bien encore “Tayyip, ce n’est pas ta faute si tu as été mis au monde”. La co-auteur du livre, Nurten Özkoray, n’est quant à elle pas poursuivie.

“Après avoir violemment attaqué des [manifestants] pacifiques, causant huit morts et 10 000 blessés, le pouvoir islamiste essaie par tous les moyens de faire oublier cette révolte, dont les slogans font partie intégrante, a déclaré Erol Özkoray. Pour la mémoire collective, il fallait les réunir car ils sont très créatifs, ironiques et pleins d’humour. Ils appartiennent au peuple, aux six millions de personnes qui se sont révoltés dans tout le pays, ils sont donc anonymes. Les attribuer à moi seul relève d’une parodie de justice.”

Lauréat du prix 2014 pour la liberté de pensée et d’expression de l’association de défense des droits de l’homme IHD, Erol Özkoray est une célèbre figure du journalisme indépendant. Auteur d’articles et d’ouvrages de référence sur la domination de la vie politique turque par l’armée, il a fait l’objet d’une quinzaine de poursuites judiciaires entre 2000 et 2006, alors qu’il était directeur de publication du site d’information Idea Politika. Tous ces procès, généralement intentés pour “dénigrement des forces armées turques”, se sont soldés par des non-lieux. En mai 2002, à Paris, Erol Özkoray a témoigné en faveur de Reporters sans frontières dans un procès intenté contre l’organisation par le chef d’Etat-major des armées Hüseyin Kivrikoglu, suite à une de ses opérations dénonçant les pressions des militaires sur les médias turcs.

La Turquie occupe la 154e place sur 180 dans le Classement mondial 2014 de la liberté de la presse établi par Reporters sans frontières.

 

____________________________________________________________________________________________

REPORTERS WITHOUT BORDERS | REPORTERS SANS FRONTIÈRES
Johann Bihr
Head of Eastern Europe & Central Asia Desk | Responsable du bureau Europe de l’Est & Asie centrale
_______________________________________________________________________________
47 rue Vivienne, 75002 Paris – France
Tel : (33) 1 44 83 84 67
Fax : (33) 1 45 23 11 51
Skype: europarsf
GPG ID: 0AA5BC21

Yorum bırakın

Filed under HABERLER, PARİS'TEN HABERLER

RESSAM CLAUDE MONET’NİN GIVERNY’DEKİ EVİ (2 inci bölüm)

monet-a-giverny-3

 

 CLAUDE MONET’Yİ DERİNDEN ETKİLEYEN EVİNİN BAHÇESİ

Fotograflar (Bahçe): © Cüneyt Ayral

DSCN7640 DSCN7632 DSCN7631 DSCN7628 DSCN7626 DSCN7622 DSCN7621 DSCN7619 DSCN7610 DSCN7604 DSCN7591 DSCN7587 DSCN7584 DSCN7572 DSCN7570 DSCN7569 DSCN7565 DSCN7564 DSCN7563 DSCN7561 DSCN7560 DSCN7557 DSCN7548 DSCN7546 DSCN7539 DSCN7537 DSCN7528

DSCN7638 DSCN7602 DSCN7581 DSCN7592

Yorum bırakın

Filed under Fotograflar

RESSAM CLAUDE MONET’NİN GIVERNY’DEKİ EVİ (1inci bölüm)

007monetinhisgarden1905

Claude Monet’nin Paris’te günü birlik gidilip görülebilecek olan evine üçüncü kez gittim. Ressamı yoğun biçimde etkilemiş olan bahçesinin Haziran ayı fotograflarını çektim. Ancak evinin içinde fotograf çektirilmemesi koşuluna uydum ve o fotografları başkalarının fotograflarından seçtim. Birkaç tane de Monet resmini seçtim.

Ressam bahçesini para kazanana kadar hep kendisi yapmış,para kzanmaya başladıktan sonra birkaç bahçıvan tuttuğu söyleniyor. Şu anda bir vakıf tarafından korunan ev ve bahçe Giverny’nin en etkin gezilen turizm merkezi halinde…

monet-giverny-balcon-fleurs

chambre-monet fenetre-atelier

Monet.+salle+à+manger.+A+Monet.+étkező. maison-de-claude-monet

 

SANATÇININ BAZI ESERLERİ

claude-monet-les-nympheas fs1q5hat pont_japonais Tableau Monet Ombrelle Camille

Yorum bırakın

Filed under Fotograflar, HABERLER, PARİS'TEN HABERLER, SANAT, SERGİLER, TANITIMLAR & DUYURULAR

PARİS’TE BEYAZ SOFRALAR…

Önce evlede yemekler hazırlandı. Herkes bir giriş, bir ana yemek (soğuk) ve bir de peynir tabağı ya da tatlıyı hazırladı.

Portatif masalar, portatif sandalyeler, beyaz masa örtüleri, porselen tabaklar, gümüş çatal bıçaklar hazırlandı. Yemeğe katılacak olanlar bembeyaz giyindiler ve daha önceden belirtilen toplanma yerlerine gittiler. yemeğe nereye gidecekleri daha sonra söylenecekti… Sır gibi saklanıyordu…

Günlerden 12 Haziran 2014 !…

DSCN7699 DSCN7700 DSCN7701 DSCN7702

 

SONUNDA HABER GELDİ 🙂

Bir kısım bekleyenler Invalides meydanına, bir diğer bölümü de ünlü Eifel kulesinin bahçesine gideceklerdi…

Paris’in çeşitli bölgelerinde bekleyenler bulundukları yerlere göre, bekleme noktalarına göree yemek maslarını kuaracakalrı yerlere yönlendirildiler. Bir tek ortak nokta vardı, o da yemek mum ışığında Paris’in içinde ve meydanlarda yenilecekti…

_68172006_68171794 article-2341282-1A4F1D38000005DC-634_968x640

 

BİR ŞEHİRDE HEMŞEHRİLİK BİLİNCİNİN NE OLDUĞUNU MERAK EDERSENİZ EĞER, BUYURUN BU FOTOGRAFLARI İYİCE İNCELEYİN…

ŞEHİRDE OLUP BİTENLER BUNUNLA A SINILI DEĞİL… 21 HAZİRAN’DA MÜZİK BAYRAMI TÜM PARİS’TE ŞEHRİ CANLANDIRACAK SONRA 21 HAZİRAN’DA BEYAZ GECEYİ YAŞAYACAĞIZ….

deb-01 960x596xdinerenblanc3.jpg.pagespeed.ic.cdSXDZGAio

 

 

http://www.dailymail.co.uk/femail/article-2657138/Corden-blanc-Thousands-turn-dine-bridges-Paris-26th-secretive-dinner-white.html

 

 

Yorum bırakın

Filed under Fotograflar, HABERLER, PARİS'TEN HABERLER, TANITIMLAR & DUYURULAR

PARİS 1900 SERGİSİ PETİT PALAIS DE….

Paris’in en güzel yılları olarak bilinen 1900’lü yılları anlatan PARİS 1900 sergisi Petit Palais’de Nisan ayında açılmıştı, 07 Ağustos’a kadar sürecek olan sergiyi Paris’i ziyaret edeceklere öneriyorum…

Sergi düzeni ve yerleştirme olarak çok heyecan verici olmayan sergi, sunduğu 1900’lü yıllar açısından ilginç ve güzel…

DSCN7459 DSCN7460 DSCN7461 DSCN7465 DSCN7466 DSCN7467 DSCN7471 DSCN7472 DSCN7473 DSCN7474 DSCN7475 DSCN7476 DSCN7477 DSCN7478 DSCN7480 DSCN7483 DSCN7484 DSCN7485 DSCN7490 DSCN7491 DSCN7493 DSCN7495 DSCN7496 DSCN7499 DSCN7503 DSCN7505 DSCN7506 DSCN7507 DSCN7510 DSCN7513 DSCN7514 DSCN7515 DSCN7517 DSCN7522 DSCN7523

 

FOTOGRAF KALTESİ İÇİN ÖZÜR DİLERİM, ANCAK FLAŞ KULLANMAK OLANAKSIZDI VE ELİMDEKİ MAKİNA DA YETERSİZDİ.. AMA HİÇ YOKTAN İYİDİR DİYE DÜŞÜNDÜM…

Yorum bırakın

Filed under HABERLER, PARİS'TEN HABERLER, SANAT, SERGİLER, TANITIMLAR & DUYURULAR