SABAH GAZETESİ KİTAP EKİNİN YAYINLAMADIKLARI…

SABAH GAZETESİ’NİN KİTAP EKİ’NDE SÜHENDAN TURGUT DİYE BİR HANIMDAN E MAİL ALDIM, SORACAĞI SORULARA YANIT VERİR MİYİM DİYE SORMUŞ, “VERECEĞİMİ SÖYLEDİM” SORULARINI GÖNDERDİ, CEVAPLADIM… ARDINDAN KENDİSİNE BİR EMAİL YAZDIM VE CEVAPLARIMIN TÜMÜNÜN YAYINLANMASINI AKSİ HALDE YAYINLANMAMASINI RİCA ETTİM, ÇÜNKÜ KARŞIMDAKİ SABAH GAZETESİ VE “NE OLUR NE OLMAZ” DİYE DÜŞÜNDÜM… SONUÇ OLARAK BUGÜN SORDUĞUMA CEVAP GELDİ VE SORULARINA YANITLARIMIN YAYINLANMADIĞINI ÖĞRENDİM…

İŞTE O SORULAR VE YANITLARI… 

Sorular:

1 Paris’te bir edebiyat severin gezmekten zevk alabileceği yerleri anlatmanızı isteyebilir miyiz?

( Örneğin Paris’te yaşayan Balzac’ın evi gibi…, istediğiniz sayıda yer anlatabilirsiniz.)

Paris’te bir edebiyat sever, eğer Fransızca biliyorsa elbette öncelikle kitapçıları dolaşacaktır. Yeni yeri Rue Napoleon Bonaparte’ın üzerinde olan La Hune kitapçısı sanki mabed gibidir. Onun dışında Paris’te F. Mitterand kütüphanesi gibi pek çok kütüphane vardır ve edebiyat severlerin bu yerleri görmelerinde büyük yarar vardır. Gittikçe elektronik ortama yayılmakta olan edebiyat sanatının, kitap halinin ne kadar güzel ve değerli olduğunu ancak böyle anlayabiliyor insan.

Öte yandan Paris’te yazarların el yazılarını satan mağazalar olduğu gibi, St Germain bulvarı üzerinde bir el yazıları müzesi vardır ki, bir edebiyat sever için vazgeçilmez yerlerden birisidir (http://www.museedeslettres.fr) .

Bunların dışında Paris yürüyerek gezilecek bir şehirdir ve şehri gezerken binalardaki levhalara dikkat etmek gerekir, çünkü P. Neruda’nın yaşamış olduğu binadan tutun, Oscar Wilde’ın yaşamının son zamanlarını geçirmiş olduğu otele kadar, her yerde bu tür tabelalar vardır. Buradaki kısıtlı satıra sırayla yazmaktansa, okurun ilgilendiği yazarın adını, yanına “Paris” yazarak google’a yazması yeterlidir, nerede ne bulabileceğine kolaylıkla ulaşabilir.

Benim açımdan Paris’te bir edebiyatçının ya da edebiyat severin yapacağı en önemli şey insanların yoğun olduğu cafélerde oturarak onları izlemek, dinlemektir, onlarca öykü, onlarca roman yazabilecek kadar ilginç yüz, kişilik ve konuşmaya tanık olunur. Paris kendisi başlı başına bir roman gibidir

2) Size göre Paris’i en güzel hangi yazar hangi romanında anlatır ve neden ? (birden fazla eser belirtebilirsiniz) Ve Paris’e gelmeden önce hangi kitapları okumamızı önerirsiniz ve neden? (bu soruda şehir gezi rehberi kitapları değil de, şehrin ruhunu anlatan…izleri sürülebilecek kitapları ifade etmek istedim)

Paris üzerine ve Paris’le, Fransa ile ilgili pek çok kitap yazmış bir yazar olarak, gidip de başka yazarların kitaplarını önermem ne kadar doğru olur. Ama yine de Nedim Gürsel’in Paris yazıları (Doğan Kitap) kitabının bu şehre ilişkin pek çok notu barındırdığını söylemeliyim. Yazar daha çok İstanbul, Venedik ve Berlin odaklı kitaplar yazıyorsa da yaşamakta olduğu Paris’ten ve özellikle bu şehirde yaşamış olan yazarlardan söz etmekten hiç bir zaman kendisini alamamıştır. Onun kitaplarını karıştırıp, içinde sevdiğiniz yazarlarla ilgili bilgiler varsa, N. Gürsel’in anlatımı hayli keyif vericidir, yazar kırk yıldır bu şehirde yaşamaktadır. Gazetelerde ve dergilerde yayınlamış olduğu gezi yazılarını sık sık kitaplarında topladığı için, onun bu tür kitaplarına bakmakta yarar vardır.

Enis Batur’un Ece Kent Paris kitabı da edebiyatı sevenler için ilginç bir Paris kitabıdır bence.

Benim kitaplarımdan Paris Notları I ve Paris Notları II de şehir ile ilgili pek çok anekdot, bilgi ve ilginç not bulunabilinir.

Paris Notları I. kitabım üzerine yazar Gültekin Emre’nin yazmış olduğu yazıda şöyle diyor:

“Her şeyden önce bir şairin kaleminden çıkan Paris Notları’nda yer alan betimlemeler, gözlemler, yorumlar değerlendirmeler… Bu büyülü kenti görmeyenlere de Paris’i tanıtmaya, onları orada yaşatmaya yetiyor bence: Cüneyt Ayral, yazılarının beslendiği Paris’e hem içten -artık oralı-, hem de dıştan bir iş adamının, bir gazetecinin, bir şairin, bir gezginin… gözüyle de bakıyor: Kenti içten ve dıştan kuşatarak önümüze koyuyor yaşadıklarını, gördüklerini, duyduklarını.

Siz Paris’i nasıl bilirsiniz bilmiyorum ama, ben Cüneyt Ayral’ın Paris’inde yaşıyorum; Berlin’de, onun yazdıklarından kopamıyorum bir türlü. Paris de memleketim gibi artık, bana o kadar yakın ve o kadar benimle. Gültekin Emre

Paris Notları II. Kitabımın arka kapağındaki yazıda da editör şöyle demiş:

“Doğup büyüdüğü topraklardan uzakta, tamamen yabancısı olduğu bir kültürün içinde, Paris’te bir İstanbullu…

Çinliler, Afrikalı göçmenler, siyasal sürgünler ve onların kültürleriyle yoğrulmuş dev bir metropol: Paris! Ve burada yaşayan bir Türk…

Sımsıcak duygular, şaşırtıcı gözlemler ve su gibi akan bir anlatım…

Paris’in sürprizlere gebe sokaklarını, birbirinden ilginç insanlarını; müzelerini, dillere destan restoranlarını, birbirinden lezzetli şaraplarını ve unutulmaz Paris akşamlarını Cüneyt Ayral ile keşfetmeye ne dersiniz…”

Bu iki kitabı da https://www.bencekitap.com.tr/ adresinden elde etmek olası.

Ayrıca “Zaman Bitti” romanımın (Bence Kitap) büyük bir bölümü Paris’te geçmektedir ve şehrin derinlerindeki yaşantısı ile ilgili pek çok ip ucu bu romanda bulunabilir. Roman hakkında Ressam ve yazar Bedri Baykan’ın kitabın arkasına yazmış olduğu yazı şöyle:

“Bir metro çıkışında merdivenleri hızla tüketip Paris sokaklarının kalabalığına karışan ya da Taksim’de cirit atan genç, yaşlı, gözlüklü, şemsiyeli, mini etekli, takım elbiseli on binlerce insan… Uzaktan bize ‘’banal’’ ve kimliksiz görünen bu gri kalabalıkların arasından X, Y, Z, ya da Rita, Sophie, Laura, sokaklarda veya kitap sayfalarında dolanıyorlar…

Cüneyt Ayral, ‘’ Zaman Bitti’’ adlı kitabında, işte bizi bu insanların iç dünyalarında, geçmişlerine ve yaşam tutkularına, korkularına taşıyor. Türk yazın dünyasının bu ‘’yarı gizli’’ değeri, yine kendine has doğrudan üslubuyla, otobiyografik göndermeleri ve hesaplaşmaları da eksik olmayan bir yapıta imza atmış. Dışarıdan, ‘’normal’’ görünen her canlının, sonuçta aşklarını, cinsel kimliğini, umutlarını bir parçalanmışlık içerisinde yaşayan, kendi içinde ka-namaya devam eden, inişli çıkışlı yaşam grafikleri olan birer etlikanlı birey olduğu gerçeğini yüzümüze vuruyor… Hem de tabii kendi ‘’normal‘’ görüntümüzün ne olabileceğini bize bilinçaltı sorgulatmayı başararak!

Cinsellik ve özel yaşam kesişmeleri, günlük bir üslupla irdelenen bu dünyanın ana ham maddesi. Üç cinsel kimliğe ruhunda, bedeninde ve yaşamında yer açan, bunların her birini de eşit derecede samimiyetle hisseden ve hayatına sokan, gezegenin geçici, kafası karışık misafirlerinin öyküsüne davet ediyor sizi bu kitap. Ömür üstünden yaşanan onca kısa ve uzun ilişkinin, yok olan veya yeniden inşa edilen onca umudun arenasına hoş geldiniz.

Dikkat edin, yoksa sizin yaşamınız da araya karışmış olmasın?

Bedri Baykam

“Sizin için pişirdiler” (Oğlak Yayıncılık) adlı yeni yayınlanan kitabımın başında yer alan uzun metinde de, Paris’te nerelerde yemek yenilebileceğine dair pek çok not vardır.

Şimdilerde yazmakta olduğum ve yakın zamanda Oğlak Yayıncılık tarafından basılacak olan “Paris Sokakları” kitabı buradaki sorularınızın tam karşılığı olabilecek bir kitap. Şehri, bu şehirle 35 yılı aşkın ilişkisi olan bir yazarın (benim) gözünden okuyabilecek ve çok genç bir fotografçının (Dilara Kutay – 21) objektifinden bugününü izleyebileceksiniz.

Teşekkür ederim

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under HABERLER, SANAT, TANITIMLAR & DUYURULAR

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s