Monthly Archives: Ağustos 2015

YENİ BİR TÜRKİYE ARAYIŞI (Alıntı: Yazar Rıza Türmen)

*Rıza Türmen Emekli Büyükelçi, AİHM Eski Yargıcı*

*İçeride ve dışarıda giderek yoğunlaşan bir savaş ortamına sürüklenen
Türkiye’de son zamanlardaki tek umut verici ışık, savaşa karşı bir Barış
Bloku’nun kurulması.

*Siyasal partiler yanında 80 civarında STK’nin yer aldığı Barış Bloku’nun
şimdi Demokrasi Bloku adı altında bir siyasal örgüt çatısı oluşturmaya
çalıştığını Cumhuriyet’ten öğreniyoruz. Böyle bir hareket başarılı olursa,
yeni bir Türkiye’nin temelleri bu platformda atılabilir.
Böyle bir oluşuma gereksinme olduğunu 12.08.2012 tarihinde Radikal 2’de
yayımlanan yazımda dile getirmiştim. Şöyle yazmıştım:
“Siyasal iktidarın kendi ideolojisine uygun bir toplum yaratma pojesine
karşı durmak… Yeni bir halk hareketi başlatmakla mümkün olabilir. Bu
amaçla CHP siyasal iktidarın tahakkümüne karşı direnen gruplarla beraber
bir ortak hareket platformu kurulması yolunda çaba göstermeli. Bu bir
demokrasi ve özgürlük platformu olacak. Böyle bir platform içinde CHP eşit
aktörlerden biri olarak kendi görüşlerini kabul ettirmek … gibi bir amaç
gütmemeli. Farklı görüşlere saygı göstererek, farklılıklar içinde birlik
olarak ortak hareket edilmesini sağlamalı.”
Bu yazı yazıldığında, Gezi Direnişi olmamıştı. Gezi, Türkiye’de çok şeyi
değiştirdi. Gezi sadece bir protesto hareketi değildi. Aynı zamanda yeni
bir Türkiye arayışıydı. Ne var ki Gezi bir siyasal harekete dönüşmedi,
süreklilik kazanmadı. Oysa, AKP’nin kurduğu hegemonyacı yapının ayakta
kalmasının olanaksızlaştığı bir Türkiye’de, AKP sonrası dönemi düşünmeye,
bu döneme ilişkin proje üretmeye gereksinim var.

*Savaşın gölgesi*
Savaşın gölgesinde yaşadığımız bugünlerde, savaş karşıtı bir blokun
kurulması elbette çok önemli. Bu anlamsız savaşın, terör eylemlerinin,
insan ölümlerinin, bombalamaların derhal durdurulması, yeni bir çözüm
sürecinin başlaması gerekir. Bunun yanında AKP’nin demokrasiyle bağdaşmayan
otoriter yönetimine karşı etkili bir toplumsal muhalefetin örgütlenmesi de
önemli. Ama bunlar yeterli değil. Asıl üzerinde durulması gereken yeni bir
düzenin inşası.

*Ana hedef*
Burada söz konusu olan bir restorasyon değil yeniden inşa. Temel sorun
muhalefet stratejisinden yeniden inşa stratejisine geçilmesi. Kurulması
tasarlanan Demokrasi Bloku’nun ana hedefi bu olmalı. Bu gerçekleşmezse
marjinal bir girişim olarak kalmaya mahkûm olur.
Bu nedenle, Demokrasi Bloku’nu oluşturan bileşenleri birleştiren tek ortak
nokta AKP’nin düzenine muhalefet olmamalı. Bunu aşarak demokratik,
özgürlükçü, eşitlikçi yeni bir Türkiye projesi üzerinde birleşmeleri
önemli. Türkiye’de yeni bir demokrasiye, bir demokrasi devrimine gereksinim
var. Demokrasi Bloku’nun böyle radikal bir dönüşümü gerçekleştirecek bir
proje ile ortaya çıkması, kendisinin siyaset sahnesinde etkili bir aktör
olmasına yol açacak.

*Bir büyük ‘ütopya’*
Demokrasi Bloku’nun topluma önerdiği, siyasal partiler tarafından önerilen
bütüncül bir projeye dayanmayan sınırlı, pragmatik reformlardan farklı
olmalı. Bir büyük “ütopya” niteliği taşımalı. Her toplumsal dönüşüm bir
ütopyadan doğar.
Böyle bir demokrasi devrimini gerçekleştirecek ütopyanın oluşturulması
elbette derin bir tartışma sürecini gerektirir. Karşıt görüşlerin ileri
sürüldüğü bir tartışma ortamı çoğulcu bir demokrasinin vazgeçilmez koşulu.
Yeni Türkiye-demokrasi devrimi ütopyasının, insanların farklılıklarıyla
eşit bir biçimde ve birlikte yaşamalarını sağlayan bir çoğulculuk
anlayışına; iktidarı bürokratik bir merkezden yerel birimler aracılığı ile
halka devreden bir katılımcılık anlayışına; özgürlüğü eşitlik ve
tahakkümsüzlükle birleştiren bir özgürlük anlayışına; toplumun kenarında
yaşayan dışlanmışları, ezilmişleri merkeze taşıyan, onlara öncelik veren
bir toplumsal adalet anlayışına; kadını, çocuğu, yoksullukla mücadeleyi,
çevreyi ön plana çıkaran bir insan hakları anlayışına; muhalefetin ve
STK’lerin karar mekanizmalarına katılmalarına yer veren uzlaşıcı, saydam,
hesap veren bir siyaset anlayışına dayanması gerekir.

*Yeni bir heyecan*
Büyük kitleleri harekete geçirerek iktidar yolunu açmak için mevcut
sistemden, geleneksel siyaset yapma biçiminden bıkmış insanlara yeni bir
heyecan vermek gerekiyor. Bu ise ancak halkın katılımıyla oluşturulacak
radikal bir değişim projesiyle gerçekleştirilebilir.

*Aktif yurttaşlık*
Başka bir dünyanın, daha adil, daha barışçı, daha eşitlikçi, daha
demokratik bir dünyanın mümkün olduğunu göstermek gerekli. Yeni bir
demokrasi projesi halk tarafından yaratılmış bir proje olmalı. Öznesi halk
olan bir projenin yukarıdan aşağı değil, tabandan yukarı çıkması büyük önem
taşıyor.
Bunun için karşılıklı konuşma ve öğrenmeye dayanan bir iletişim kurmak
gerek. Halkı siyasetin içine çekerek aktif bir yurttaşlık bilincinin
uyandırılması radikal bir dönüşümün vazgeçilmez koşulu. Ancak böylelikle
ütopyanın halk kitleleri tarafından benimsenmesi, umut vermesi
sağlanabilir.
İçinde bulunduğumuz kriz, eskinin tükenmesi olduğu kadar, yeninin de doğum
sancısı. Şimdi yeniyi inşa edecek yeni güçlere gereksinim var. Demokrasi
Bloku bu bakımdan önemli.

Yorum bırakın

Filed under Fotograflar

KAÇAN FIRSAT

Genellikle bir yazının başına oturduğum zaman, edebimi korumaya özen gösteririm, seçtiğim sözcüklerin küfüre, kırıcılığa yol açmamasını denerim, ancak MHP’nin bugünkü siyasi ortamda takındığı tavır için “yatacak yerleri yok” demekten öte  söyleyecek söz bulamıyorum.

HDP açık açık her türlü terör eylemine karşı olduğunu bildirdiği halde ve ülkede barışın egemen olması için her türlü çabanın gösterilmesi gereğine vurgu yapmasına karşın, MHP hâlâ gevelemeye ve koalisyonun kurulmasına engel olmaya devam ediyor. Elbette bu tavrı ile RTE’nin ekmeğine yağ sürmeyi de sürdürüyor.

Cumhurbaşkanının AKP’yi fiilen yönetmekte olduğu gerçeğine göz yummak, son seçimlerde, halkın vermiş olduğu oyları görmezden gelmek anlamına geliyor ki, olası bir erken seçimde MHP bunun bedelini çok ağır ödeyecektir. %10 barajı ile yeniden seçime girilecek olunursa, MHP’nin bu barajı aşmakta bile zorlanması büyük bir olasılık olarak ortaya çıkıyor.

RTE, artık hiç kimseye kulak asmadığını ve sivil darbenin son noktalarını koymakta olduğunu Rize konuşmasında açıkça belritti ve Türkiye’de fiili bir başkanlık döneminin başladığını, anayasanın da buna uydurulması gerektiğini belirtti. Başdanışmanı Kuzu’nun, kuzu kuzu bu işin alt yapısını hazırlamış olduğundan kimsenin şüphesi zaten yok.

Sorumsuz cumhurbaşkanının attığı her adımın sorumlusu durumunda olan başbakan ise onun çizmiş olduğu yolu benimseyerek, gerçek bir hayalperest olduğunun altını kalın bir çizgiyle çiziverdi. Koalisyonu kuramamış olmanın bedelinin, siyasi yaşamının sonu olduğunu göremeyecek kadar hayalperset olabileceğini düşünemezdim.

Şimdi RTE’nin Kılıçdaroğlu’na hükümeti kurma görevini vermesi gerekiyor ve CHP’nin de en zor işi MHP’yi HDP’li bir hükümete ikna etmek olacak.

Burada elbette HDP’ye de çok iş düşüyor, çünkü MHP, HDP’nin, adını vererek PKK’yı kınamasını ve terör örgütü olduğunu söylemesini istiyor. HDP bu ödünü verebildiği takdirde, Türkiye’de üçlü bir hükümet kurulabilecek ve seçmenin son seçimlerdeki istedikleri yerine getirilmiş olacak.

Kurulabilecek bu hükümetin yapacağı işler kimsenin hayır diyemeyeceği işlerdir.

Öncelikle, sürekli anayasa suçu işlemekte olan RTE’den Türkiye’nin kurtarılması gerekmektedir, yokuş aşağıya hızla gitmekte olan ekonomiye yön verilmelidir, bu gidişat devam ettiği takdirde baş edilemez bir hal alacaktır.

Barış süreci bir anlamda silahların susturulması ve diğer işlerin tamamlanması olarak algılanmalı ve MHP kızdırılmadan belli adımlar atılmalıdır.

Siyaset bir çözüm sanatıdır ve şu andaki iklim özellikle HDP’nin bu sanatını göstermesi için uygundur.

HDP gerçekten Türkiye partisi olmak yolunda ilerlemek istiyorsa, şu anda kurulması olası olan bir koalisyon hükümetinin önünü açmalıdır, aksi halde bu soru erken bir genel seçimde MHP’ye olduğu kadar, HDP’ye de sorulacaktır. “Biz barış istedik ama MHP kabul etmedi” demek yeterli olmayacaktır.

MHP kemikleşmiş ve Türk siyasi yaşamında yıllardır varlığını sürdüren, futbol takımı tutar gibi bu partiyi tutan bir tabanı olan siyasi bir harekettir, bu hareket erken bir genel seçimde yok olabilir, bu yüksek bir olasılıktır, ancak HDP’nin RTE’ı güçlendirecek herhangi bir riski göze almaması gerekir

RTE acaba Kılıçdaroğlu’na yeni bir hükümeti kurma görevini verecek midir? Yoksa süre doldu deyip seçimlere mi karar vermeye yönelecektir? Anayasayı ve demokratik teammülleri hiçe sayan bir adamdan herşey beklenir. O nedenle çok dikkatli olunması gereken tehlikeli bir kavşakta olduğumuzun anlaşılmasında ve CHP’nin, HDP’nin ve MHP’nin bu anlamda tavır almasında yarar vardır.

MHP oyun bozanlığını TBMM başkanlık seçimlerinde göstermiştir, o nedenle HDP’nin PKK için sarf edeceği sözler karşısında, HDP ile birlikte bir hükümetin kurulmasına yine de karşı çıkarsa, o zaman yok oluşunun altına imza atmış olacaktır.

Önümüzdeki bir hafta içinde olacakları T.C. tarihi bakalım nasıl değerlendirecek…

Yorum bırakın

Filed under Fotograflar

HÜRRİYET GÖSTERİ DERGİSİ İÇİN EMRE DİRİM’İN BENİMLE YAPMIŞ OLDUĞU SÖYLEŞİ

001

002003004005

Yorum bırakın

Filed under Fotograflar