Category Archives: Bekir Emre yazıları

Mekke’de Tenis ! (Wimbledon 2014)

pic-wimbledon

 

Wimbledon “Tenisin Mekkesi” olarak anılır. Çim kortların şahıdır. Ancak çim kortta oynamak diğer kortlardan zordur. Neyse ki oyunculardan ve başta yayıncı kuruluşlar olmak üzere çeşitli sponsorlardan gelen baskılar sonucu kortlar çimlerin üzerinde yapılan çeşitli deneylerden sonra artık eskisi kadar süratli değil. Kullanılan çim artık 8 mm yüksekliğinde %100 İtalyan kökenli yem-bitkisidir (ryegrass). Topu daha kavradığı için yavaşlatır.

– Çim kortların sezonu çok kısadır. 2-3 haftadan/turnuvadan ibarettir. Adeta salt Wimbledon olduğu için vardır bu sezon. İngiliz’lere mahsus olan bu antikalıklardan biri olarak ta algılayabileceğimiz bu sorunu aşmak için seneye hem erkek hem kadınlarda çim sezonu birer hafta arttırılıyor. Sürenin kısalığından dolayı çim kortta başarı için bu zeminde oynamayı sevmek önemlidir. Örneğin bir çim kort sevdalısı olan Roger Federer’in Wimbledon’daki geçmişi hem Nadal hem de Djokovic’ten üstündür. Zaten Nadal ile Djokovic’in buraya aynı sevdayla baktığını söylemek zordur ! Neden mi ?

– Çimde çabuk sonuç alınır…Puanlar kısadır. Top pek yükseğe kalkmaz (Nadal’ın en büyük silahlarından biri etkisiz kılınıyor), drop-shotlar ise yeşilliğe değer değmez ölür.

– Burada çok atik olmak lazımdır. Nasıl hareket etmeniz gerektiğine anlık karar vermek gerekir. Wimbledon öncesi alışma turnuvalarından “Queen’s” ve “Halle” oynanırken çime uyum sağlayamayan çoğu tenisçinin tökezlendiklerini hatta düştüklerini gözlemledik.

– Kesinlikle oyununuzu rakibinize kabul ettirmeniz gerekiyor. Burada rakibin hata yapmasını beklemek kendinize feci bir son hazırlamanız demektir.

– Tüm kışı sert zeminde geçirdikten sonra toprağa ; Toprakta 3 ay cebelleştikten sonra 1-2 hafta için çime ve sonra da aylarca bir süre için tekrar sert zemine transfer vücutta epey sakatlık yaratabiliyor. Bu nedenle sporcuların kendilerini bu değişikliklere hazırlaması önemli. Hele çim sezonuna giriş-çıkış çok kısa süreli ve ani olduğu için burası bilhassa hazırlık gerektiriyor. Bir çok raket gençliğine ya da fiziğine güvenip bu eşiği pas geçiyor ve kariyerini tehlikeye atıyor.

Dün başlayan turnuva erkeklerde kayda değer bir sürpriz yaşatmadı. Ağır-abiler adeta antrenman yaparken sadece Nadal hafifçe tekledi ! Kadınlarda ise yaprak dökümü daha ilk turda başladı…Muguruza, Errani, Stosur, Kuznetsova ve ABD’nin büyük ümidi Stephens elendi.

ndp_0039Bizleri ilgilendiren bir maç ta ulusal raketimiz Marsel İlhan’ın iyi bir kura çekerek (kendisi gibi eleme turlarındaki üç maçını da kazanarak ana-tabloya çıkmayı başaran) ABD’li Denis Kudla arasındaydı. 27 yaşına gelmiş, 2006 yılından beri profesyonel tenis oynayan ve kariyerinde 70’lere kadar yükselebilmiş (şimdilerde 151) bir oyuncunun tüm vuruşlarını geliştirememiş olmasını insan anlayamıyor. Marsel, hani neredeyse, antrenörsüz geçirdiği yıllara şimdi eminim üzülüyordur ! Forehand’i tabanca gibi, backhand dökülüyor ; Servisi iyi volesi görülemiyor (zira file-fobisi var galiba !) ; Kazanacağı puanları bitiremiyor. İnanılmaz bir özgüven eksikliği içerisinde. Rakibini neredeyse tribünlere çıkaracak çapraz forehand’lerle perişan ederken, damdan düşercesine maçtaki yegane drop-shot’u yapmayı deneyip (beceremeyip) fileye takıyor ! Üstelik kritik bir puanda. Yazık ki ne yazık. Dökülen ABD tenisinin üçüncü sınıf bir raketi Wimbledon’da kolay kolay karşınıza gelmez. Hoşkalınız.

Bekir Emre

 

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Bekir Emre yazıları

Paris’te Gün Gençlerin !

 

NDP_0039Dünkü yazımın başlığı e-gazetede “Erkekler Çeyrek Finalde, Kadınlar yok ! ” olarak doğru çıktığı halde web sayfamıza geçtiğinizde “Erkekler Çeyrek, Finalde Kadınlar!” diye anlamsız bir ifadeye bürünmüş. Hani kadın dayanışması desem, ona da yaramıyor ! Hata için özür dileriz.

Roland Garros’ta ilk çeyrek-finalist kadınlarda Kanada’lı 20 yaşındaki genç yıldız Emily Bouchard oldu. Olurken de ilk on içerisindeki bir başka ağır-abla’yı saf dışı bıraktı. Evet Kerber de turnuva dışında. Kaldı ilk onun içerisinden üç kişi !

Erkeklerde Çek Berdych ABD’li 2.06’lık Isner’i 64’lük üç setle sıkılmadan geçti. Zaten bu adamın servisi tutmadığı ya da rakibi servisini karşılayabildiği vakit puana ulaşabileceği tek bir başka vuruşu yok. Yine de şanslı ki servisleri mümkün olduğunca tutuyor ve buralara gelebiliyor. Yoksa tümüyle üçüncü sınıf bir tenisci.

 

eugenie-bouchard-embed

article-1278084599378-0a4c66a7000005dc-102057_636x407

Sonra dün akşam bitirilemeyen Murray-Kohlschreiber sahaya çıktı. Paris’te bugüne kadar izleyebildiğimiz en güzel maçlardan biriydi. Dün bitirilebilse maçtan zaferle çıkacak olan Alman olurdu. Zira İngiliz bitmiş ve maçın kontrolünü yitirmişti. Bugün ise verdiği tüm son kararlar yanlıştı. Son topları hep yanlış yerlere attı. İngiliz de de bu hatalardan yararlanacak yetenek fazlasıyla var (36, 63, 63, 46, 1210). Bakalım şimdi toprak kortun kurtlarından İspanyol Verdasco karşısında ne yapacak. Çok ilginçtir ki iki raket 10 kez karşılaşmışlar ve İngiliz 9-1 ileride. Ama hiç toprakta oynamamışlar !

Latvia’lı Ernests Gulbis dünya sıralamasında 17. sırada. Asabi ve hatta agresif bir genç adam. Her maçında raket kıranlardan. Raonic ve Dimitrov ile birlikte her an ağır-abilere alternatif olabilecek genç yıldızlardan. Dün haşmetmeapları Roger Federer sanki zoraki bir maç oynuyordu. Hiç alışık olmadığımız kadar da sinirliydi. İlk seti biraz da şansıyla aldı (76). İkinci seti alması gerekirken armağan etti (67). Her an vites yükseltmesi bekleniyordu. Ama bu enerji Godot gibi bir türlü gelemedi ve oyunun kontrolü tamamen Gulbis’in eline geçti. Üçüncü set te de çok üstündü (62) Latvia’lı. Uzun bir süredir Federer’i bu denli ezik ve sürekli savunma yaparken izlememiştim. Maç o kadar tek taraflı olmaya başlamıştı ki yapabileceği yegane şey puanları uzatarak oyununun geri gelmesini sağlamaktı. Dördüncü sette durum 2-2 iken Gulbis bir ara bozuldu ve servisini verdi. Sonrası çorap söküğü gibi gidip 2-5 olunca hemen sakatlık molası aldı Gulbis ! (Aklıma dünkü yazım geldi. Gulbis te Sharapova, Azarenka ve Kvitova gibi eski Sovyet ilintili bir ülkeden geliyor !) 5 dakika bile sürmeyen moladan o da diğerlerini andırıcasına ceylan gibi geri geldi ve durumu anında 4-5 yaptı ! Ama set yine sonunda Federer’in oldu 64.

Şimdi setler berabere (2-2) olmuştu. Son sette Latvia’lı göz açıp kapayana kadar 3-0 ileri geçti. Fedex ne yapsa gerçek oyununa kavuşamadı. Onun için olmazların günüydü. Gulbis kazandı 67, 76, 62, 46, 63. Diğer bir kortta ise bir başka genç yıldız Kanada’lı Raonic İspanyol Granollers karşısında setlerde 2-0 galipti. Hoşkalınız.

BEKİR EMRE

 

Yorum bırakın

Filed under Bekir Emre yazıları