Tag Archives: france

PARİS’İ BEN YAZDIM VE FOTOGRAFLADIM

 

 

Ekran Resmi 2016-04-06 14.33.08

Ekran Resmi 2016-04-06 14.33.25

Ekran Resmi 2016-04-06 14.33.41

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Fotograflar, HABERLER, PARİS'TEN HABERLER, SANAT

Zeynep Göğüş ve Serkan Parlak benden söz etmişler

Yeniyüzyıl gazetesi 24 03 2016

Gazeteci Zeynep Göğüş, bugün (24 Mart 2016) Yeniyüzyıl Gazetesi’ndeki köşesinde beni Paris ve Provenece turlarımdan Benim Paris’im kitabımdan söz etmiş..

Zeynep Göğüş beni tüm yaşantım boyunca desteklemiş gazetecilerdendir..

Teşekkür ederim…

Ekran Resmi 2016-03-24 15.06.51

Serkan Parlak  internetteki Kitap Haber adlı blogunda Oğlak Yayınlarından çıkan son kitabım “El Çabukluğu Marifet” kitabımı tanıtmış. Yazının tümüne sitesinden ulaşmak mümkün.

Kitapla ilgili geniş bilgilere yer verilen yazıın sonunda da yazarın bir eleştirisi var, elbette dikkate alacağız ikinci baskısında. Teşekkür ederim..

Yorum bırakın

Filed under Fotograflar, TANITIMLAR & DUYURULAR

PARİS STREETART GEZİLERİMDE BİR YENİLİK

DSCN0147Paris’te yapmakta olduğum Streetart & Graffiti gezilerimde şimdi bir yenilik var…

Artık arzu edenleri Streetart’ın ünlü isimlerinin atölyelerine de götürüyorum, iki saat süreyle sanatçılarla sohbet olanağının sağlandığı bu gezilerde şimdilik PSYCKOSE ve Miss.Tic atölyeleri var…

Geziye katılmak için en geç 15 gün önceden haber verildiği zaman bu ziyaretlerin gerçekleşmesi mümkün oluyor.

Bu yeniliğin dışında, Paris’in banliyölerindeki streetart & graffiti stoklarını da geziyoruz ve günlük yaşam içinde gezip göremeyeceğiniz yerlere gidiyoruz…

Ayrıca Paris’te günden güne artan Streetart Galerilerini dolaşmak için de ayrı bir gezi oluşturuyorum, şehrin farklı bölgelerine yayılmış olan bu galerileri bir gün içersinde dolaşabilmek için yapmakta olduğum programı da yakında buradan duyuracağım…

DSCN0142

Psyckose atölyesinde

Miss.tic ile

Miss.Tic ile atölyesinde

 

 

Yorum bırakın

Filed under Fotograflar, SANAT, TANITIMLAR & DUYURULAR

ŞEKER BAYRAMINDA PARİS…

Bu yıl şeker bayramı iki köprü ile 02 Temmuz’dan 10 Temmuz‘a kadar uzun bir tatil…

“EĞER BU YIL ŞEKER BAYRAMINDA PARİS’E GELECEKSENİZ

BU KERE PARİS’İ BİRLİKTE GEZELİM…”

AŞAĞIDA AYRINTILARINI VERMİŞ OLDUĞUM GEZİLERE KATILABİLMEK İÇİN SON BAŞVURU TARİHİ 01 HAZİRAN 2016! GEÇ KALMAYIN…

FİYATLARI ÖĞRENMEK İÇİN LÜTFEN KAÇ KİŞİ OLDUĞUNUZU VE HANGİ GEZİYİ SEÇMEK İSTEDİĞİNİZİ BELİRTİN…

GEZİLER BAŞVURANLARIN HEPSİ İLE BİRLİKTE YAPILACAĞINDAN TANIMADIĞINIZ İNSANLARA TANIŞMA OLANAĞINIZ OLACAK…

HER GEZİ 12 KİŞİ İLE SINIRLIDIR.

YEMEKLER, KAHVELER VE ULAŞIM GİDERLERİ KONUKLARA AİTTİR.

EĞER GURUBUNUZ 12 KİŞİDEN FAZLA İSE LÜTFEN ÖNCEDEN BİLDİRİNİZ…

 

03 TEMMUZ 2016 PAZAR

PARİS’İN SOKAKLARI VE CAFELERİ

cafe

Saat 13.30 da Saint-Germain-des-Près’de Café Flore’da buluşuyoruz ve akşam turumuz bitene kadar, yaklaşık saat 19.30 a kadar geziyoruz. Caféleri, ilginç sokakları ve öykülerini dinlemek isterseniz şimdiden haber verin ayral@ayral.com adresime yazıp kayıt olmanız yeterli…

04 TEMMUZ 2016 PAZARTESİ

PARİS’TE STREET ART VE GRAFFİTİ

Mistic

Pazartesi günleri Paris’in en keyifli günü değildir, pek çok mağaza ve lokanta kapalıdır. O nedenle belki de en iyisi sokaklarda neler olup bittiğini gezip görmek…

1980’lerden beri Paris’te gitikçe önem kazanmakta olan street art (sokak sanatı) ve graffiti  stokunu birlikte keşfetmek için bir bütün gün, elbette dinlene dinlene yürümeye var mısınız?

Saat 10.30 Café de Flore’da (Saint-Germain-des-Près) buluşuyoruz ve akşam şehrin sokaklarındaki sanat stokları bitene kadar geziyoruz…

Eğer bu geziye katılmak isterseniz şimdiden haber verin ayral@ayral.com adresime yazıp kayıt olmanız yeterli…

05 TEMMUZ 2016 SALI

GOURMET PARİS

La mere de Familie 1761

Bugünü yemekle ilgili keyifli bir geziye ayırdım…

Yemek ve mutfağa meraklı olanları bekliyorum. Buluşma noktamız yine Café de Flore (Saint-Germain-des-Près) Saat 13.30 da buluşuyoruz ve oradan ara sokakların tadını çıkartarak Paris’in en güzel kaz ciğerini (fois gras) satan mağazadan tutun, yemek kitapları ile ünlü kitapçıya, mutfak malzemeleri satan profesyonellerin mağazasına, en eski şekerlemeciye kadar heryeri dolaşıyoruz ve akşam yemeğimizi, şehrin en eski ve geleneksel brasserisinde yiyerek günümüzü bitiriyoruz. Bu gezi ile Paris’te çok keyifli anılar biriktireceğinize ve mutfağınız için hoş alış verişler yapacağınıza emin olabilirsiniz.

Eğer bu geziye katılmak isterseniz şimdiden haber verin ayral@ayral.com adresime yazıp kayıt olmanız yeterli…

06 TEMMUZ 2016 ÇARŞAMBA

PARİS’TE ÜNLÜLERİN MEZARLARI

2015-12-06 14.42.59

Paris’in mezarlıkları başlı başına bir tarih kitabı gibidir.

Birbirlerinden uzak oldukları için mezarlıklar gezimiz bir bütün gün sürüyor, ama Napoleon’un mezarından başlayarak, hem yakın tarihimizin, hem de dünya sanat tarihinin, siyasi tarihinin ünlülerinin mezarlarını görebiliyor, ilginç bir anıyı, kendi özel tarihinize not ediyoruz.

Saat sabah 11.00 de “Ecole Militaire” metrosunun çıkışında buluşup gezimize başlıyoruz… Akşama kadar birlikte dolaşıyoruz, öğlen saati yolumuza düşen bir caféde yemeğimizi yiyeceğiz elbette…

Eğer bu geziye katılmak isterseniz şimdiden haber verin ayral@ayral.com adresime yazıp kayıt olmanız yeterli…

07 TEMMUZ 2016 PERŞEMBE

PARİS’TE İLGİNÇ MAĞAZALAR – PASAJLAR

ve

GÜZEL BİR AKŞAM YEMEĞİ

Stohrer pastanesi1730.JPG

Paris’te yıllardır hizmet vermekte olan pek çok mağaza vardır, ayrıca şehrin bazı pasajları sanki tarih kitabı gibidir.

Paris’in bu yanını merak ediyorsanız, bugünkü gezimizde buraları dolaşacağız. Buluşma noktamız yine Café de Flore (Saint-Germain-des-Près) Saat 13.30 da buluşuyoruz ve akşam saat 19.00 da mağazalar kapanana kadar geziyoruz.

Gezimizi tamamladıktan sonra bir caféde oturup bir akşam içkisi içiyoruz ve oradan gerçek bir Fransız yemeği yemek üzere yemeğe gidiyoruz…

Eğer bu geziye katılmak isterseniz şimdiden haber verin ayral@ayral.com adresime yazıp kayıt olmanız yeterli…

08 TEMMUZ 2016 CUMA

GOURMET PARİS II.

Croix roug barı

Paris’e gelip güzel şaraplar tatmadan gitmek olur mu?

Akşam yemeği için güzel bir şarap kavında yer ayırıyorum… Ama öncesinde yemeğe ve mutfağa meraklı olanlar ile bir gezimiz olacak. Buluşma noktamız yine Café de Flore (Saint-Germain-des-Près) Saat 13.30 da buluşuyoruz. Oradan şehrin en büyük ve en şanlı bakkalına gidiyoruz ve gezimizi ilginç yerleri gezerek sürdürüyoruz. Akşam yemeğinden önce bir caféde bir kadeh aperatif içtikten sonra yemek yiyeceğimiz ve enfes şaraplar tadacağımız  kava gidiyoruz…

Eğer bu geziye katılmak isterseniz şimdiden haber verin ayral@ayral.com adresime yazıp kayıt olmanız yeterli…

09 TEMMUZ 2016 CUMARTESİ

PARİS’İN SOKAKLARI VE CAFELERİ II

Edith Piaf

Bu kere Paris’in farklı yerlerini geziyoruz, klasik Paris caféleri turu yerine Edith Piaf’ın ilk şarkı söylemeye başladığı yeri, şehrin genellikle gezilmekte olan St Germain ya da Montparnasse bölgesinin dışındaki yerleri geziyoruz ve tabii Marais bölgesini enine boyuna dolaşıyoruz. Herkese kolay olması için buluşma noktamız yine Café de Flore saat 12.00 de orada buluşup metro ile yolumuza devam ediyoruz…

Eğer bu geziye katılmak isterseniz şimdiden haber verin ayral@ayral.com adresime yazıp kayıt olmanız yeterli…

 

EĞER TATİL PROGRAMINIZI ŞİMDİDEN YAPARSANIZ HEM DAHA UCUZA OTEL BULURSUNUZ, HEM DE UÇAK BİLETİNİZİ DAHA UYGUN FİYATA ALABİLİRSİNİZ…

IMG_4154

Önemli not:

  • Turlarda değişiklik yapma hakkımız saklıdır, yapılacak değişiklikler önceden tura katılacak olanlara bildirilecektir.
  • Bir tura katılım dört kişiden az olduğu takdirde turun iptali söz konusu olabilir.
  • Turlara katılım ücretleri rezervasyon sırasında bankaya yatırılır ve dekontu e mail ile gönderildikten sonra kesinlik kazanır.

 

 

 

 

Yorum bırakın

Filed under Fotograflar, HABERLER, SANAT, SERGİLER, TANITIMLAR & DUYURULAR

PARİS TURLARIM

 

Ekran Resmi 2016-02-01 11.35.11

Ahmet Öre’nin Pariste.net sitesinde Paris Turlarım hakkında bir yazı yayımlandı.. Eğer ilginizi çekiyorsa okuyun

http://www.pariste.net/2016/02/krk-yllk-parizyen-cuneyt-ayral-ile.html

 

Yorum bırakın

Filed under Fotograflar, HABERLER

ANLAYAN BERİ GELSİN

Fransa’da bir trafik kazası sonucunda 40 tan fazla yaşlı insan yanarak yaşamını yitirdi.

Geçtiğimiz günlerde meydana gelen kaza üzerine BFMTV televizyon kanalı ve diğerleri günlerdir yayın yapıyor, cumhurbaşkanından bakanlara kadar herkes kaza yerine gitti ve kaybedilen insanların hangi hatalardan ötürü yitirildiğini anlamaya çalıştılar.

Çok ölümlü trafik kazalarının bir elin parmağı kadar az olduğu Fransa’da, her kazadan sonra bir önlemler paketi ortaya çıkmış, örneğin emniyet kemeri kullanma zorunluluğu bir kaza sonrası alınmış bir karar.

İnsan yaşamının bu kadar önemli olduğu bir ülke burası…

Türkiye’de ise anlaşılmaz olaylar yaşanıyor.

Ankara katliamının kim tarafından nasıl yapıldığı besbelli, devletin sorumlu organları ve savcılar tarafından açıklandığı halde, Cumhurbaşkanı hâlâ çıkmış bu katliamın ortaklaşa bir çaba sonucu yapıldığını ileri sürebiliyor ve katliamla ilgisi olmayan diğer örgütleri özellikle de Kürtleri suçluyor, işaret ediyor…

Onüç yıldır iktidarda bulunan AKP’nin genel başkanı ve geçici başbakan mitinglerinde tüm muhalefet partilerini suçlarken, sanki kendisi muhalefet partisiymiş gibi bir garip dil kullanabiliyor. Gerçekten anlaşılır gibi değil, sanki Türkiye bugün gelmiş olduğu noktaya başkaları tarafından getirildi.

Cumhurbaşkanı çıkmış “aldatıldık” diyebiliyor.

İktidar olabilmiş bir partinin genel başkanlığından gelmiş ve yıllarca başbakanlık yapabilmiş birisinden “aldatıldık” sözünü duymak bence iktidarsızlığın ta kendisidir.

Aynı “aldatıldık” sözünü Türkiye’nin aydınları da dillendirmeye başladılar. “Yetmez ama evet” diyerek Erdoğan’ı desteklemiş olan aydınlar bugün aldatıldıklarından söz edebiliyorlar. Bunu da anlayamıyorum.

Cumhurbaşkanının yüksek okul mezunu olmadığı, diplomasının sahte olduğu yolunda iddalar sosyal medyayı kasıp kavuruyor.

YSK’ya yapılan bu konudaki bir başvuruya, YSK bunun muhattabı olmadığını söylüyor. Bir yargı mercii olan YSK, adı geçen üniversiteye, yüksek okula bir yazı yazıp soramıyor mu?

Bu diploma meselesi şimdi de savcılığa gitmiş ve soruşturulması isteniyor.

Adı geçen okulun rektörü çıkıp “yahu kardeşim bu diploma bize aittir, işte şu yıllarda şu adlı öğrencimiz şu notları almıştır, şu derslere devam etmiştir vb” gibi bir bilgiyle kamu oyunun önüne çıkamıyor mu? Savcı bey, kalkıp, gidip okulun arşivine giremiyor mu? Nedir bu atalet, bu yavaşlık, bu vurdum duymazlık? Anlaşılır gibi değil…

Bir okul bünyesinden, öğencileri arasından Türkiye’nin cumhurbaşkanını çıkartmış, çıkıp ortalık yere neden öğünmüyorlar? Bu işin içinde bit yeniği yok mu?

Genç bir kız, evine giren pois tarafından kurşunlanıyor ve kaldırıldığı hastahanede hayatını kaybediyor… Suçlu tutuklandı mı? Gazetelerden okuduğumuz, yalnızca kızın hayatını kaybettiği…

Bu ülkenin insanları:

  • Sabah uyandığında güler yüzlü olmak istiyor
  • Hergün Cumhurbaşkanının her konuda ahkâm kestiği nutukları televizyonlarından dinlemek istemiyor
  • Bu ülkenin insanları yalan duymak istemiyor, bugün dediğinin tersini yarın söyleyenleri dinlemekten usanmışlar
  • Komşusu ile huzur içinde yaşamak, dostluğunu korumak istiyor
  • Ekonomik olarak hakkı olan rahatı kazanmak istiyor, emeğinin karşılığını alarak yaşamak istiyor
  • Huzur istiyor bu ülkenin insanları, BARIŞ istiyor, kardeşçe bir yaşamı özlüyor
  • Ve bu ülkenin insanları 13 yılda bu ülkeyi getirdiği nokta aşikâr olan AKP’nin iktidarını artık istemiyor.

Tehdit ve baskılarla yaşamaktan usanmış bir millet var karşımızda, kardeşin kardeşe düşürüldüğü, düşman edildiği bir millet ve onu yöneten yolsuzluk bataklığında boğazına kadar batmış bir hükümet.

Bundan kurtulmanın bir tek yolu var… Bir Kasım seçiminde oy kullanmaya gitmek!

Not: Değerli gazeteci dostum Doğan Yurdakul abcgazetesi.com daki yazılarına başlamış, hoş geldin!

Paris, 26/10/2015

Yorum bırakın

Filed under Fotograflar

TARİHE KÖR OLMAK

Birkaç yıl önce yine Merdan Yanardağ’ın yönettiği Biz TV’de “sanat ve biz” adıyla bir televizyon programı yapıyordum.

Ardı ardına tarihi anlatan romanlar yazan, gazeteci Hıfzı Topuz’un evinde konuk olmuş, çalışma masasının önünde kameralara karşı sohbet ediyorduk.

Türkiye’deki gelişmeleri Topuz’a sorduğumda bana : “Biz bu filimi daha önceden gördük, nasıl gelişeceğini ve nasıl biteceğini de biliyoruz” demişti…

Aradan kaç yıl geçti? Onunla yaptığımız bu söyleşi sırasında basına olan baskılar devam ediyordu ama, daha Hürriyet Gazetesi gibi büyük gazetelere milletvekillerinin rehberlik ettiği saldırılar başlamamıştı, gazeteciler (Ahmet Hakan gibi) henüz dövülmemişti… Yani filim devam ediyor.

Eğer tarihe karşı kör davranmazsanız, Tan Gazetesi olayından sonra nelerin olup bittiğini ve gelişmelerin nereye vardığını da anımsayacaksınız…

Artık elinizin altında Google var, o da yoksa akıllı telefonlarınızda soru sorabildiğiniz Siri diye birisi var…

Siri ye “Tan Gazetesi olayı nedir?” diye sorunca bakın ne diyor: “4 Aralık 1945 günü sol eğilimli Tan Gazetesi yağmalandı”

Kitap okumadığınız zaman, övünerek “arkadaşlar kitapları okuyup bana özetlerini anlatıyorlar” dediğiniz zaman, dünyadan kopuk yaşamaya başladınız demektir. Hele hele steril bir yaşamı, korumalarla çevrili yaşamaya başlamışsanız, düyanın tüm gerçeklerinden iyice uzaktaysanız…

Dünyadan kopmaya başladığınız zaman, gelişen olayların sizi ve ülkenizi nereye doğru götüreceğini, nasıl etkileneceğinizi kestiremezsiniz, bilginiz size okuyanların kavrama ve anlatma gücü ile sınırlıdır.

Örneğin Alman Merkel size 3 milyar euro para teklif ettiğinde, siz de ondan Avrupa Birliği ile görüşmelerin açılmasını istersiniz, o da hemen “aaa tabii ne demek” deyiverir, çünkü Merkel Kıbrıs’ın ambargosunun kalkmayacağını

Fransa’nın bu meseleye farklı baktığını adı gibi bilir ve “vallahi ben isterdim ama” diyecektir.

Siz eğer Maraş konusunun Kıbrıs meselesindeki kilitlerden birisi olduğunu bilmiyorsanız, okumamışsanız, unutuyorsanız, Fransa’nın, Türkiye’nin AB üyeliğini referanduma götüreceğini ve hayır oyları için uğraşacağından habersizseniz, o zaman istemeye devam edersiniz, ama hiç bir somut sonuca da varamazsınız.

4+4+4 eğitim sisteminiz ile cahil bir toplum yaratıp, kendi cehaletinizi, cahiller ile örtmeye kalkışırsanız, sonunda ne özgürlüğünüz, ne egemenliğiniz kalır, kala kala bir koca saray ve içindeki altın varaklı tahtlar kalır.

Elbette onlar da sonuna kadar sizin değildir, çünkü cehalet ve tarih bilmemek bir ülkeyi yok eder, yok olduğunuzda da o saraylarda başkaları oturmaya başlar…

Bir ülkenin gelişmişliğindeki önemli ayrıntılardan bir tanesi de müzeleridir.

Müzeler size tarihi anlatır, geçmişten gelenleri sergileyerek, nereden nereye geldiğinizi gösterir. Bu yolculuğunuzda yeni hedefleri belirleyebilmek ve şimdi olduğunuz yerden, nereye gideceğinizi hesaplayabilmek için ise bilgiye, bilimsel bilgiye gereksinmeniz vardır.

AKP iktidarı 13 yıllık sorumluluğunda kaç kere eğitim sistemini değiştirdi? Lâik eğitimden vaz geçileli ne kadar oldu? Başbakanı, karşı olduğunu anlatmaya çalıştığı bir örgüte 360 derece uzak olduğunu söyleyebiliyorsa ve üstelik “Profesör Doktor” ünvanını taşıyorsa, bu eğitim sisteminin üreteceği insan stokundan Türkiye’nin gerçekten korkması ve önlemini alması gerekiyor.

Demokrasilerde önlem almanın tek yolu var, o da sandık/seçim!

Tarihe kör kalmayıp, yakın geçmişimize bir göz atarsak eğer, Türkiye’nin bu türden sıkıntıları çok çektiğini göreceğiz, anımsayacağız.

16 Şubat 1969 Kanlı Pazar Taksim

01 Mayıs 1977 Taksim Kanlı 1 Mayıs 34 insanımızı o meydan da yitirmiştik, ilk akla gelenler bunlar…

Şimdi artık geçmişimize bakıp, iyi değerlendirip, yanlışlarımızı kavrayıp, doğruyu nasıl bulabileceğimizi hesaplamamız gerekiyor.

Kısaca söylemek gerekirse, 01 Kasım seçimleri bir partinin iktidara getirileceği bir seçim olmaktan çoktan çıktı. Türkiye bu seçimlerde tarihi ile hesaplaşacak ve nasıl bir ülkede yaşamak istediğine karar verecek.

Ya çağdaş, uygar ülkelerin yanına geri döneceğiz, ya da Orta-Doğu’nun bataklığında boğulacağız. Bunu ben demiyorum, tarih böyle anlatıyor…

21/10/2015 Paris

Yorum bırakın

Filed under Fotograflar