Sevgililer ve Eski Şampiyonlar !

ndp_0039

 

Patrick Muradoğlu ile antrenör/sevgili ilişkisi Serena Williams’a nasıl yaradıysa (Wimbledon, Olimpiyat, Amerika Açık, Roland Garros) , 27’lik Sharapova da 23’lük Bulgar yıldız Grigor Dimitrov’a misliyle yaradı. İşin özü tenis camiasının içinden zıpır olmayan bir sevgiliniz olursa işiniz kolaylaşıyor (Zıpır derken de hani bir örnek vermek amacıyla Azarenka’nın sevgilisi “Redfoo” denen garibi anımsıyorum). Öncelikle aynı lisanı konuşuyorsunuz. Beğenin ya da beğenmeyin Sharapova tenis dünyasının en disiplinli profesyoneli olarak kayda geçebilir. Üstelik tam bir metanet ve sebat örneğidir. Her puanı sanki son puanıymış gibi oynayacak kadar adamıştır kendini bu spora. Çoğu tenis gurusu onu kadınların Nadal’ı olarak algılar. Geçirdiği omuz ameliyatından sonra tekrar doruklara çıkabilmesi bile onun için not vermeye yeterlidir. Çoğu sporcu böyle bir ameliyattan sonra raketini duvara asar, karşısına geçer oturur geçmişiyle avunur!

 

SHARAPOVA BONUS

 

Haskova doğumlu Dimitrov dünyanın en saygın antrenörlerinden biri olan Peter Lundgren ile 2009’da İstanbul’a geldiğinde aynı yılın hem Roland Garros hem de Wimbledon gençler şampiyonuydu. Tenis hocası bir baba ile spor hocası bir ananın yegane evladıdır. Lundgren’e sorduğumuzda “Çok yetenekli ama aklıyla zoru var” demişti! İkinci turda isimsiz birine yenildi gitti. Bir de şimdiki Dimitrov’a bakınız!

 

İlk kez büyük bir turnuvada çeyrekten yukarı çıkan Dimitrov’a beş grand-slam şampiyonu olan Sharapova’nın vereceği epey nasihat olmalı. İki haftalık turnuvalar oyuncular üzerinde çok yıpratıcı olabiliyor. Dolayısıyla aklı başında bir sevgili ya da antrenör/koç/mentor size can yeleği olabiliyor. Murray, Ivan Lendl ile çalışmaya başlamadan başıboş bir mayın gibiydi. Lendl ile ağır-abilerden biri oldu. Sonra yolları ayrıldı. Wimbledon’da izledik, düşüşü gördük ! Nadal ile amcası Tony’nin yıllardır süren başarı dolu ilişkisi. Djokovic ile Boris Becker. Wawrinka ile Magnus Norman, Federer ile eşi ve Stefan Edberg, Nishikori ile Michael Chang, Cilic ile Ivaniseviç…Agassi bile 30 yaşından sonra Graf ile evlenip iki grand-slam kazandı.

 

Bunlar boşuna yıldızların ekip elemanları, mentorları olmuyorlar. Onları diğer koçlardan ayıran başlıca özellik tenisin şampiyonluk kürsülerine çıkmış, başarı sahnesinin tozunu bizzat koklamış olmaları. Federer gibi bazı oyuncular onları koç ya da antrenör olarak değil birer “esin kaynağı” olarak kabul ediyorlar. Aldıkları para ise genellikle haftalık 5.000 ila 15.000 dolar arasında değişiyor. Yeni antrenörü Roger Rashid ile kendisine başarı dolu sayfalar açmayı bekleyen Dimitrov’a Sharapova adeta “bonus” olacaktır.

 

Kadın Tenisinde maalesef bu doğrultuda bir hareket pek yok. Bunu da başlıca nedeni öncelikle onların doğurganlıkları, sonra da çocuklarından ve ailelerinden ayrılmak istememeleridir. Bu insanlar doğal olarak tam-saat mesai yapmıyorlarsa da örneğin Edberg gibi yılın 10 haftası kendilerini oyuncularına adamak zorundalar. Bu da çocuk sahibi bir kadın için katlanması zor bir zenaat.

 

KÜRSÜYÜ YOKLAMA

 

Dimitrov’un ağır-abilerin tahtlarına göz diken gençliğin başlıca temsilcisi olduğuna herkesin inancı tam. Zira hepsinden daha komple bir atlet. Ama komple bir yetenek illa dünya şampiyonu olacak diye bir kaide yok. Dünyamızın geldiği evrede her spor geçmişe göre artık fazlasıyla fiziki. Hele tenisin bugün geldiği yerde eskisi gibi 17-18-19 yaşlarındaki raketlerin bir grand-slam şampiyonu olabilmesini ve bunu sürdürebilmesini düşünmek bile abesle iştigaldir. Bugün 23 yaşındaki bir atlet profesyonel tenisin içinde 5-6 yıldır turluyorsa, ilk ve orta öğreniminin bitirmiş, üniversitesini sürdürüyor demektir. Aklı da başındaysa kürsüyü yoklama zamanı gelmiştir. Sporcular eskiden 25-26 olunca emekliliği düşünürken şimdilerde epey daha geç yaşlara kadar kariyerlerini sürdürebiliyorlar. Federer 33 yaşında ve Wimbledon’da kupayı ucundan verdi. Wawrinka bu yıl Avustralya’yı kazandığında 29 yaşındaydı. İki hafta önce Wimbledon’da şampiyon Djokovic’e cehennem azabı yaşatan ve çift-erkeklerde de yarı-final oynayan Stepanek 35 yaşında. Toprağın kralı dünyanın bir numarası Nadal 28’ini sürdürüyor.

 

Yapılan bir araştırmaya göre 2004 yılından bu yana oynanılan 38 grand-slam turnuvasının 36’sını ağır-abiler (Federer, Nadal, Djokovic, Murray) kazanmış. Ama tabî yaşlar ilerledikçe gençler de yetişecektir. Hem mental hem fiziken gelişecekler ve ağır-abilerine yetişip onların tahtlarına oturacaklardır…Belki yarın, belki bir süre sonra. Zaten aksini düşünmek tabiatı inkâr etmektir.

10363370_754481321271388_5396924490788629370_n

 

“Bilmem anlatabiliyor muyum!” 

 

BORİS, NOVAK’A NE ÖĞRETTİ?

 

İnsanoğlu tuhaf ve kompleks bir yaratık. Bir taraftan bu dörtlünün arasındaki rekabete bayılıyor, bu rekabetin tenisi ne denli ilginç kıldığını ve geliştirdiğine inanıyoruz. Ama öbür yandan “yahu artık yeni biri çıksa da sürekli aynı yüzleri görmesek, sıkılıyoruz” diyoruz. Gençler, ağır-abileri sürekli törpülemeye çalışıyorlar ama bir yere kadar gelip onlara veda etmek (!) zorunda kalıyorlar (bknz http://www.fanatik.com.tr/yazarlar/bekir-emre/gencler-bilemiyor-ama-yaslilar-yapabiliyor/376365 ). Buradan hareketle diyeceksiniz ki “…Gençleri anladık ta dünyanın ilk dört sırasına yerleşmiş adamlara ne öğretilebilir? Bunu Boris Becker’in ağzından yanıtlayalım : “…Novak (Djokovic) bir istikrar timsali. Sabır küpü, tarihin en iyi savunmacılarından ve zayıf noktası neredeyse hiç olmayan biri. Ona ne mi verebildim? Daha agresif, yıldırıcı olabilmesi için daha fazla risk alması ve voleye gelmesi gerektiğini… Büyük maçları kazanma olasılığının bu şekilde daha kolay olacağını kafasına sokmaya çalışıyorum.”

 

Wimbledon finalini izlediyseniz Boris Becker’in ne demek istediğini anlamışsınızdır. Üstelik öğrenmenin yaşı mı

vardır ?

 

Bu arada Temmuz ayında İstanbul Cup organize edilecek. Umarım başta Çağla Büyükakçay olmak üzere tüm tenisçilerimiz, hem de organizatörler için başarılı bir turnuva olur. Roland Garros ve Wimbledon’da şahit olduğumuz üzere kadınlarda müthiş bir gençlik devreye giriyor. Muhakkak ki arkası da gelecektir. Eğer bunların bir kısmı İstanbul Cup’a gelirse tadına doyulmadık bir turnuva olur.

 

Günümüzde tenis illa dünyanın ilkleri gelince izlenecek bir etkinlik değildir… Tenis bir kültürdür. Spor bir kültürdür, zevktir. Bakalım, bir takım yönetici kisvesinde ki garip adamlar tarafından “spor” diye içine sokulduğumuz çamurdan kafamızı çıkarıp bu kültürü, bu zevki algılayacak iyi niyetimiz hala var mı ? Şüpheliyim. “Zevk zekâdan çok bir algı sorunudur” der Rochefoucauld. Umarım yanlış çıkarım. Hoşkalın.

 

Bekir Emre

 

Bu yazı “Temmuz 2014” Tenis Dünyası Dergisinde yayınlandı.

 

Yorum yapın

Filed under Bekir Emre yazıları

WHO IS NEXT PARİS – TÜRKİYE KONUK ÜLKE…

DSCN8132 DSCN8135

Paris’te düzenlenen Who is Next fuarının bu yıl ki konuk ülkesi Türkiye idi, ancak fuarda Türkiye değil İstanbul vardı, İstanbul’da beklenenin dışında Katibim şarkısı ve üç beş camiili fotograftan öte gidememişti.

50′yi aşkın üreticinin katıldığı fuarda genç tasarımcılar dan Aslı Pekçetin fuara ilk kez katılıyor ve müştrilerini ağırlıyordu…

DSCN8137

 

Bunun dışında işte fuarın can alıcı açık hava bölgesinden fotograflar.. Kararı siz verin…

DSCN8149 DSCN8147 DSCN8145 DSCN8143 DSCN8141 DSCN8139 DSCN8134 DSCN8131 DSCN8124 DSCN8123 DSCN8119 DSCN8118 DSCN8115 DSCN8114 DSCN8110 DSCN8109 DSCN8107 DSCN8105 DSCN8102

Yorum yapın

Filed under Fotograflar, HABERLER, PARİS'TEN HABERLER

PARİS İÇGİYİM FUARI BAŞLADI

DSCN8100

 

Bunca yıldır izlediğim Paris içgiyim fuarı bu yaz yine çok sönük başladı. Mayonun ağırlıkla sergilenmekte olduğu fuarda genç mankenler de iş peşinde koşuyorlardı. İngilete’nin ünlü makalarından Jane Woolrich’in mankeni de İstanbul özlemi ile yanıp tutuşanlardan

DSCN8098

 

Pek bir yeniliğin görülemediği fuarın bu yılki onur konuğu artık Chantelle bünyesinde olan Chantal Thomas…

Genç tasarımcıların gelecek vaad ettiği ama fiyatlarından ötürü bir türlü müşteri ile bulıuşamadığı fuar sönük başladı ve galiba sönük bitecek, çünkü önemli bir alıcı potansiyelini oluşturan Arap dünyası hem savaş ile uğraşıyor hem de ramazan…

DSCN8097 DSCN8094

Yorum yapın

Filed under Fotograflar, HABERLER, PARİS'TEN HABERLER, TANITIMLAR & DUYURULAR

Mekke’de Kanada Finalleri !

pic-wimbledon

 

Bundan çok değil iki sene önce “Kanada Tenisi” diye bir şey söylense gülerdiniz. Şimdiki duruma bakınız. Erkeklerde Milos Raonic, (Nishikori ve Nadal’ı yenen) Kyrgios’u yenerek yarı-finale çıkıyor ve orada Federer’e kaybediyor. Tek-kadınlarda Eugenie Bouchard finalde kaybetti. Vacek Pospisil çift erkeklerde final oynuyor. Karışıklarda ise Daniel Nestor partneri Fransız Mladenovic ile finale çıkmak için mücadele veriyor. Yani her kategorinin finallerinde Kanada’lılar var. Gelecek bir yazıda Kanada Tenisine değineceğim.

Erkeklerde Raonic, Federer’e karşı ne denli etkisiz kaldıysa kadınlarda da Bouchard sanki bana buraya kadar gelmek yeter görüntüsü veriyordu. Bu kızcağızın müthiş bir özgüveni ve dinginliği var…Ödül seremonisinde “bugün sevginizi hak ettim mi bilemiyorum” ifadesi onun bu genç yaşta eriştiği olgunluğu ve görgüsünü de kanıtlıyor. Ancak oyun içerisinde kendi kendisine taktik değiştirebilecek formasyona erişmesi lazım. Bu da ancak tecrübeyle gelişecek bir vasıf.

Dün Federer Raonic’in en büyük silahı olan servisini bir o kadar etkili yanıtlarla nasıl perişan ettiyse, Kvitova da Bouchard’ın önce tabanca gibi olan back-hand’ine yüklendi. Orayı bozup sahayı açtıktan sonra çapraz toplarla forehand’inden de pay almaya başladı.

Çift-el vuranların karşılaştıkları en büyük zorluk lifte ve yüksek gelen toplar. Eğer bunun önlemini almamış ve tek elle yanıt vermeyi benimseyememişseniz yapacak en ufak bir şeyiniz yok demektir. Aynı dün ve bugünkü Kanada’lılar gibi boşlukta kalırsınız. Her iki maçta da gerek Federer ve gerek Kvitova pek fazla değil hiç zorlanmadılar.

Bouchard’ın ilk servisi gününde değildi. İkinci servisi ise pamuk gibi. Kvitova’da bunu istediği doğrultuda sömürdü. Kısa ve yumuşak düşen servislere çapraz forehand’ler atarak ya tek vuruşta puan aldı, ya da rakibini saha dışından yanıt vermeye zorladı. Zaten ikinci set birinciden on dakika daha az, göz açıp kapayana kadar 22 dakikada bitti (63, 60).

Kvitova öyle bir günündeydi ki Bouchard ağzını açıp kuş tutsa onu yenemezdi. Şanslıydı demiyorum. Katiyen. Fevkalade iyi oynadı. Bouchard ise Avustralya ve Fransa’da yarı-final oynamıştı. Wimbledon’da da gelip geçici bir tenisçi olmayacağını kanıtladı. Zaten bu kadının ödül ndp_0039peşinde koşmasına da gerek yok zira ailesi fevkalade varlıklı. Bu husus ta ona bu kurtlar sofrasında çok yardımcı olacaktır.

Şimdi sıra geldi erkekler finaline. Gönlüm her ikisinin de kazanmasını arzu ediyor. Federer kazanırsa büyük bir olasılıkla bir daha kimsenin kıramayacağı bir rekora imza atacak. Bence hak ta ediyor !

Djokovic kazanırsa tüm hayal kırıklıklarının üzerine silgi çekecek ve Nadal’dan 1 numarayı geri alacak. Ona fevkalade iyi bir evlilik armağanı olacak. Kazanamazsa psikolojik olarak kendisini toparlayabilir mi acaba diye düşünüyorum. Geçen yıldan bu yana yitireceği altıncı grand-slam turnuvası ve dördüncü finali olacak.

Unutmayın yarın (Pazar) bizim saatimizle 16:00’da. İyi seyirler.

 Bekir Emre

Yorum yapın

Filed under Bekir Emre yazıları

Finale Odaklanın !

pic-wimbledon

Biraz kafanızı dağıtın ki finallere odaklanmanız daha kolay olsun.

  • Federer ATP’nin “Oyuncular Konsey”in deki başkanlık görevini “…biraz da başkaları yapsın” diyerek bıraktı. Kevin Anderson, Gilles Simon, John İsner, Jurgen Melzer ve Sergiy Stakhovsky’nin tekleri, Raven Klaasen ve Bruno Soares’in çiftleri, Yves Alegro’nun emeklileri ve Claudio Pistolesi’nin antrenörleri temsil ettiği bu konseye yeni üye Wawrinka girecek ve Eylül ayında yeni başkanlarını seçecekler.
  • Yıldızların bazıları çift kategorisinde de yer alır. Wimbledon zemin olarak sakıncalı olduğu için onları burada daha az görürsünüz ama diğer grand-slamlerde bilerek ve isteyerek bu kategoride de oynarlar. Çift ya da karışıkları oynamak kişideki atikliği ve ani karar verme yeteneğini geliştirir. Vole antrenmanı için başlıca çaredir…Zira maçın çoğu filenin hemen iki yakasında geçer ! Bakın Wimbledon’da ki ilginç eşleşmeler : Erkeklerde birinciliğin tartışmasız sahibi ABD’li Bryan kardeşler karışıklarda kadınların üçüncü sırasını oluşturan Srebotnik/Peschke çiftini benimsediler! Bob, Slovak Srebotnik’i , Mike Çek Peschke’yi aldı ama her ikisi de elendi. Unutulmaz şampiyon Martina Hingis Brezilyalı Dünya 3.sü Soares ile yer aldı ama onlarda çeyrekte yenildiler. Samantha Stosur bir başka çift ustasıyla birleşti : Nenad Zimonjic…Yarı-final oynuyorlar.
  • Williams kardeşler çok eleştirildi. Kendilerini başka bir dünyada gördükleri, diğer tenisçilere kaba muamele ettikleri hatta selam bile vermekten kaçındıkları, vs. Ancak Serena Williams kariyeri boyunca aklına yatmayan başta WTA uygulamalarına ya da kurallarına hemen tepki verdi. Beğenmediği kuralları tartıştı. Bugünün dünyasında hala “kol kırılır yen içinde kalır” düşüncesindeki kurum ve insanları medya önünde kıyasıya eleştirdi. Ellerinden gelse ona ceza verip bir kaşık suda boğacaklar ama ancak cesaret edemiyorlar zira kadın tarihin ndp_0039gösterdiği en başarılı kadın tenisçi. Üstelik sürünen ABD tenisinde ayakta kalabilen yegane raket. Normal zamanda rakipleriyle arasında dünyalar kadar kalite farkı var. Üstelik kadın kritik ve stres yaratılan durumlarda hep motive oluyor. 2012’de bu kez medya ile üzerine gelmeye çalıştılar…Kadın hem Wimbledon’u hem de aynı sahada Olimpiyatları aldı. Baktılar ki baş edemiyorlar işi sinsiliğe döktüler. Bel altından vurmaya başladılar. Görünen o ki başarılı oldular. WTA’nin “viral enfeksyon” geçiriyor açıklamasını tenisin efsanelerinden Martina Navratilova “bu açıklamayı kabul etmiyorum…Bu durumdaki bir insan sahaya nasıl çıkarılır anlamıyorum” ifadesiyle karşıladı. Jimmy Connors ise daha sertti “saçmalık” dedi. Serena hakkında teyit edilmeyen bir husus ta “hassas durumunun yenildiği maçtan iki gün önce baş gösterdiği” ! Yeni söylenti ise hamile olduğu !  
  • Seks yapmak sporunuzu etkilemez; Sizi etkileyen onu aramak için bütün gece kapı kapı dolaşmanızdır ! (Andre Agassi).

Bekir Emre

Yorum yapın

Filed under Bekir Emre yazıları

Gençler Bilemiyor ama Yaşlılar Yapabiliyor !

pic-wimbledon

 

Bir Fransız özdeyişidir : “Gençler bilebilse…Yaşlılar yapabilse”. Wimbledon’da dün ikinci haftanın ortasıydı. Bilhassa erkeklerde sona yaklaştıkça bu özdeyişi başlığımızdaki gibi değiştireceğiz anlaşılan.

Erkeklerde ilk on raket arasından üçü geriye kaldı. Kadınlarda ise sadece iki. Çoğu insanın favorisi, İskoç asıllı ev sahibi ve geçen yılın şampiyonu Andy Murray de dün elendi. Rakibi 1.91’lik 23 yaşındaki Bulgar Grigor Dimitrov’du. Murray tartışmasız büyük bir yetenek. Ama gün kesinlikle onun değildi. Kötü başladı, denedi çeviremedi…Kötü bitirdi. İlk servisi tutmadı. İkinci servisi o denli etkisizdi ki bunu gören Bulgar hep yüklendi ve puanları da aldı. Dimitrov ayrıca rakibinin çift-el backhandini rahatsız etmek için yüksek lifte toplar attı ve kısa düşen yanıtlarını fileye gelerek puana çevirdi. Bulgar raket Nadal karşısında ne kadar ciddi ve konsantre idiyse bu maçta da mesaisini bir o kadar iyi yaptı. Geçen yılın şampiyonunu, kendi sahasında ve seyircisi önünde üç sette kayıt dışı bırakmak kolay değildir. Ama Murray’in de bazı uygulamalarını anlamanın olanağı yok. Seni olduğun yere getiren bir koçu apansız bırak. Ciddi bir ameliyat geçir. Geri dönüşün arzuladığın gibi olmayınca da aylarca bir antrenör arayışına gir ve onca sürenin sonunda kariyeri (bizi cinsiyeti değil antrenörlüğü ilgilendiriyor) soru işaretleri dolu olan birini seç ! Üstelik Murray’in annesi de İngiliz Tenis Federasyonu ve Fed Cup antrenörü. Seçimde bu kadının rolü var deniyor. Eğer öyleyse daha fena. Zira annesinin kariyerini sorgulayacak olursanız olumlu pek bir nokta göremezsiniz ! Zaten oğlunun her kritik puanında kadının yüzü öyle bir hal alıyor ki adamcağız locaya destek almak için baktığı an zaten pamuk ipliğine bağlı özgüveni hiç kalmıyor.

“Kontrolünü yitirmiş birer füzeyi” andıran Raonic ile Kyrgios arasındaki karşılaşmada freni daha tutan kazandı. Kyrgios hareketleriyle bir gün önceki yazımızda Nadal’ın kendisiyle ilgili söylemini haklı çıkardı. İşler kötü giderken kendisini tutmayı öğrenmesi gerek. Yoksa 19 yaşınızda hata yapmayacaksınız da ne zaman yapacaksınız ! Boris Becker’in de vurguladığı gibi “profesyonel tenisin bugün geldiği yerde strateji, taktik, teknik, konsantrasyon seviyeniz her puanda bir kitabın bir başka sayfası gibidir”. Bu değişkenliğe ayak uydurabilmek ve neyi ne zaman yapacağınızın bilincine varmak, fiziği ne denli gelişmiş olsa bile henüz çocukluktan yeni çıkmış bir delikanlı için pek kolay değildir. Alacağınız her başarı ile özgüveniniz daha da gelişir ama oturaklı değildir…Ufacık bir başarısızlıkta buruşturularak bir kenara atılmış bir parşömen kâğıdını andırabilir. Kyrgios buraya kadar gelmekle 144. sıradan 60’lara çıkacaktır. Zirve giden yol virajlıdır. Sonrası için bakalım Nadal ne denli doğru söylemiş. Bekleyip göreceğiz…Bu camianın çelebi şampiyonu böyle bir beyanat verdiyse bir bildiği olduğunu düşünüyorum.

Raonic, Dimitrov, Gulbis ve Kyrgios. Ağır-abilere en büyük tehdit olan aynı fevkalade kuşağın ndp_0039temsilcileri. Tenise taze bir soluk katacak bu gençler arasında bence en başarılı Dimitrov çıkacaktır. Baktığınız zaman bu delikanlı aralarında en komple tenisçi. Hem oyun hem fizik olarak.

Çoğumuzun tahmin ettiği gibi Federer Wawrinka’yı geçerken fazla zorlanmadı. Aynı Djokovic ile Cilic örneğindeki gibi birbirinin oyununu fevkalde iyi tanıyan bu dörtlüden fiziğini iyi kullananlar galip çıktı. Hem Wawrinka hem Cilic maçların sonuna doğru oyundan düştüler. Finali de Djokovic ile Haşmetmeabları oynayacak tahminin de bulunuyorum.

Kadınlar ise çimde erkeklerden de daha titrek…Şampiyonluğa kim en yakın derseniz aralarında en az titreyecek olan derim. Dün belirttiğim gibi buna da en yakın Kvitova.

Hoşkalınız.  

Bekir Emre

 

ilgilenenler için: Serena Williams kızkardeşi ile oynadıkları çift-kadınlar maçını yarıda bıraktığını biliyoruz. Maçtan önce rahatsız olduğunu belirtince turnuva sağlık kurulu tarafından muayene edilmiş. Bu esnada maç 10 dakika ertelenmiş. Sağlık Kurulu oynaması yönünde karar almasına rağmen sahada ısınırken durumunun iyi olmadığı kanısına varılınca tekrar doktor çağırılmış. Saha kenarında dakikalarca bir ağlama krizine tutulmuş. Maç başladığında bayılmak üzere görünüyormuş. Topu kavramakta zorlanıyormuş. Attığı dört servis te çift-hata olmuş. Orta-hakem Kader Nouni bunu üzerine kızkardeşi Venus’e de danışıp maçı bitirmiş. Williams kardeşlerin hükmen kaybına karar verilmiş. WTA’nin resmi açıklamasında Serena’nın viral bir enfeksyon geçirdiği belirtiliyormuş ! Sizlerde de bu kadına haksızlık yapıldığı kanısı uyanmıyor mu ? Bunca yıldır ben bir oyuncunun üzerine bu denli gidildiğini henüz görmüş değilim. BE.

Yorum yapın

Filed under Bekir Emre yazıları

ÜÇÜNCÜ SEKSİN İÇGİYİM SEÇİMİ – 3rd SEX’S LINGERIE CHOOSE

10370454_664305073648520_8066384857213716046_n

 

10330272_531743500270078_6863510773756888485_n

Artık, özellikle Batı ve Uzak Doğu ülkelerinde yaşamın ve tüketimin bir parçası olan üçüncü seksin yani travesti, transeküel, ladyboy ya da Crossdresser lerin neyi seçip neden uzak durduklarına da bakmak gerekiyor. Paris içgiyim fuarı 5-6-7 Temmuz’da

10492359_844736542220437_4382280168147545316_n 10502123_557171281060633_7214374698854211329_n 10473615_672838676128493_7736032763980168959_n 10468361_825606247451821_7801061397079275743_n 10462891_822871594391953_2424452199833434134_n 10453362_829008407111605_1065978669618923809_n 10450530_836971469663611_8524790361832319456_n 10433786_825608220784957_1067092088319914307_n 10427234_1508993635996289_1071957745514234521_n 10425372_821837944495318_4431753551749729459_n 10418260_664305713648456_7185550887844234026_n 10417444_845795632114528_711389206315995770_n 10409519_821836924495420_1065222129387978700_n 10406716_664303553648672_591784957960869898_n 10361053_672838489461845_7552661967401257289_n 10356418_841747765852648_8806309960511555192_n 10341863_809494612396318_6912276021926091741_n 10334378_533163926794702_8567763040723418745_n 10313064_809489429063503_7641894208459096201_n 10308425_534997086611386_1010041643948033990_n 10306266_532248226886272_754247880775701219_n 10294504_528597000584728_5909573140415272713_n 10291294_530103330434095_3135336429108838304_n 10289927_801652296513883_8244431226805601459_n 10277595_813804168632029_1257592725473276413_n 10276998_792181734127606_4418231915621483788_n 10270649_527677434010018_1817664550796561694_n 10269457_530843737026721_2915874427900942519_n 10255360_538877682889993_7456698815042986938_n 10245301_802331349779311_7225019763158161827_n 10170710_792178834127896_7801902315545948505_n 10155315_531053933672368_8203500329818785066_n 10154059_526863277424767_4017183246196269122_n 10153707_727370807315800_2997717015986531913_n 1974227_773345649344548_109841779_o 1939801_611377285607966_1856245788_n 1922163_754123187933461_276388307_nÖyle anlaşılıyor ki, üçüncü seks daha çok jartiyer ve jartiyer çorabını tercihnediyor. Daha çok renkli içgiyimlere ya da siyaha ilgi gösteriyor.Ayrıca beli incelten korseler de ilgi alanları arasında yer alıyor.

1907294_792180814127698_1289554576523345958_n 1896796_527632237347871_1652009056340295554_n 1798602_611370358941992_558845413_n 1795620_754119291267184_530242858_n 1653682_751427201536393_1816539503_n 1604775_611377038941324_666792349_n 1530481_526763457434749_2867772013500615867_n 1512297_548490138595414_4810171995736957919_n 1425603_639414309470930_43101322878189530_n 1412809_582223181856710_1206248790_o 1075766_641042579241523_386869040_n 1043990_637975936214854_1859350452_n 1017629_749701721708941_16396056_n 1013961_642927055719742_714471015_n 1010442_632222233456891_767787557_n 1006211_640444872634627_2051741282_n 1004648_646094835402964_948569573_n 1002756_635642469781534_628878955_n 1002108_642933842385730_998505568_n 1000399_638462882832826_400270522_n 998671_632221826790265_1488459435_n 992910_641035189242262_326728477_n 988858_527571040687324_8318418095957971123_n 988625_641084892570625_1646023230_n 983770_621147667897681_625608766_n 968774_611691158843332_1059795016_n 969879_611690678843380_1961586697_n 971133_773867612625685_457699806_n 983668_531925553585206_3866739184765976013_n 945709_643943528951428_373631284_n 943136_621169874562127_2063093124_n 936015_621168141228967_730604703_n 935830_637235426288905_471405479_n 931246_609563642389417_1906474373_n 934155_610671245611990_1105773266_n 934727_619276978084750_1676955076_n 935022_639709299374851_665647842_n 923406_610672695611845_367668986_n 543792_649528525059595_1131227412_n 421314_621150531230728_170290325_n 382567_640442102634904_759192078_n 9390_630508026961645_2007559295_n 60765_645543698791411_677987394_n 179783_621147831230998_509843860_n 248116_610671468945301_838432338_n 7205_620057848006663_173710377_n

 

 

 

Yorum yapın

Filed under Fotograflar, HABERLER, PARİS'TEN HABERLER